Demokrasi ve Laiklik Uzerine



Cumhuriyet tarihimizin en kritik donemlerinden birini yasadigimiz su gunlerde her Turk vatandasinin ve tabii ki bir ITU'lunun yapmasi gerektigi gibi basimi sik sik iki elimin arasina alip dusuncelere daliyorum. Butun bu olumsuzluklarin bizi bulmasi talihsiz bir rastlanti olmasa gerek..! Durup dururken demokrasiye alternatif aramak da nereden cikti simdi..? Dogrusunu isterseniz, Cumhuriyet rejimini degistirmeyi tartismak bana "bir delinin kuyuya attigi tasi" hatirlatiyor. Ya kuyu cok derin ya da tas cok agir. Belki de sadece akilli gecinmenin hic bir anlami yok. Tekkelerin, seyhlerin, hacilarin,hocalarin taa 1923'de tarihe gomuldugunu dusunmek mutlulugu artik bizlere biraz uzak. Iste hepsi hortlamis vaziyette, karsimizda dimdik ayakta duruyorlar..!

Ilk bakista ekonomik ve sosyal cozumsuzluklere demokrasi sinirlari icerisinde bir tepki oldugu dusunulen hareketlerin, kendilerine ortak payda olarak Ataturk'e ve Cumhuriyet'e saldiriyi bulmalari aslinda cok da sasirtici degil. Nerelerden ve nasil sartlar altinda bu gunlere geldigimizi dusununce din somurusu ve kohnemis imparatorluk zihniyetiyle yeniden mucadelenin bir gun tekrar yasanmasi kacinilmaz gibi gorunuyor. Az konusup, cok uretip, her gun biraz daha gerisinde kaldigimiz enformasyon cagini yakalamaya calismak varken, nasil oturup kalkacagimizi tartismak gercekten de telafisi olmayan bir zaman kaybi. Ote yandan gorunen o ki, bu zaman kaybina ragmen gecmiste yapilmis olmasi gerektigi halde gozardi edilen bu tartismalar er gec gundeme getirilmeli ve cozumler bulmaya calisilmali. Din somuruculugunun kiskacina dusen egitimsiz ve yoksul kitleyi yeniden kazanmak oldukca zor olacagi gibi yenilerini kaptirmamak, harekete gecmedigimiz surece mumkun olmayacak. Olmazsa olmaz dedigimiz demokrasi rejimini yerli yerine oturtmak icin onun ugruna calismaktan baska cikar yol yok.

Imrenilen bati demokrasilerinin tarihine bakildiginda hepsinin topyekun mucadele sonucunda elde edildigi goruluyor. Kimse bir baskasina durup dururken adaleti ya da hurriyeti lutuf etmemis. Turkiye Cumhuriyeti'nde ise durum biraz daha farkli gelismis. Cumhuriyeti, Turk Ordusu kurmus ve bugune kadar her ciddi problemde cozum yine ordudan beklenmis. Surekli sikayet konusu olan insan haklari ve demokrasinin diger ogeleri, temellerinde topyekun sivil mucadele yatmadigindandir ki surekli sallanti halinde. Kazanilmamis, fakat verilmis haklardan belki de cok sey beklememek gerekiyor..

Siviller olarak, Cumhuriyet'e daha dogrusu kendi kendimize sahip cikacak gucu ve enerjiyi yaratmak zorunda oldugumuz gercegini gormenin zamani coktan geldi. Kurtulus savasi ve sonrasinda Ataturk ve onun yaninda yer alanlarin omurlerini bu ugurda harcadiklarini tekrar hatirlamamiz gerekiyor. Ataturk devrimlerini hazmetmis ve daha da onemlisi hak etmis oldugumuzu ispatlamak bizden beklenenin ta kendisidir; bunu gerceklestirmek ne polemige girmek ne de siyaset yapmis olmak anlamina gelmektedir.

Bizi rahatsiz eden akimlar nasil hic olmadik yerlerde karsimiza cikiyorlarsa, biz de etkinligimizi daha once hic kullanilmamis platformlarda gostermek durumundayiz. YalnIzca -zaman zaman bizi temsil etmekle uzaktan yakindan ilgisi olmayan- siyasetcilerden medet ummayi bir kenara birakip, toplum olarak temel hak ve ozgurluklerimize saldiranlara gereken cevabi vermemiz gerekiyor. Kisisel problemlerimizi cozerken ya da sorumluluklarimizi yerine getirirken gosterdigimiz hassasiyeti lutfen ulkemizin gelecegini korumak icin de gosterelim. Kimsenin bizi varolus dayanagimizi savundugumuz icin suclama hakkinin olmadigini da unutmayalim.

Ayhan Yalcintas
Elektronik 96'



Sonraki
Onceki
Icindekiler
Kapak