ABD’nin Ortadoğu politikası, resmi söylemin aksine terörle mücadele değil, terör ve siyasal İslamın kontrollü biçimde üretilmesi ve yönlendirilmesi üzerine kuruludur. Bu yaklaşım, eski istihbarat ve güvenlik bürokrasisi mensuplarının açıklamaları, sızdırılmış resmi belgeler ve ABD başkanlık düzeyinde yapılan suçlamalarla defalarca ifşa edilmiştir.
Paul L. Williams, kendisini FBI’a danışmanlık yapmış bir araştırmacı olarak tanıtan çalışmalarıyla; PKK, El-Kaide, IŞİD ve bağlantılı yapıların ABD istihbarat mimarisi dışında ele alınamayacağını ileri sürmüştür.
Paul L. Williams’a Göre: Terör Endüstrisi ve ABD Derin Devleti
Williams, Operation Gladio ve The Al Qaeda Connection adlı eserlerinde şu temel tezi ortaya koyar:
“ABD istihbarat aygıtı, Soğuk Savaş’tan itibaren radikal örgütleri düşman olarak değil, stratejik araç olarak kullanmıştır.”
Williams’a göre:
• El-Kaide ve devamı niteliğindeki IŞİD, Afganistan’da CIA destekli yapılanmaların evrimidir
• Bu yapıların finansman ve lojistik ağları, Batı istihbaratının bilgisi dışında değildir
• Terör, küresel bir kontrol mekanizmasıdır
Bu perspektif, IŞİD’i “kontrolden çıkmış bir yapı” değil, kontrollü kaosun ürünü olarak tanımlar.
Trump’ın Açık Suçlamaları: Obama ve Clinton Yönetimleri
Donald Trump, başkanlık kampanyası ve başkanlığı sırasında defalarca:
• Barack Obama’nın “IŞİD’in kurucusu” olduğunu
• Hillary Clinton’ın Orta Doğu’daki radikal grupları destekleyen politikalardan sorumlu olduğunu
kamuoyu önünde dile getirmiştir.
Trump’ın 2016 ve 2017’de yaptığı açıklamalarda kullandığı ifade nettir:
“They created ISIS. Hillary Clinton created ISIS with Obama.” ( “Onlar IŞİD’i yarattı. Hillary Clinton, Obama ile birlikte IŞİD’i yarattı.”
Bu söylem, bir ABD Başkanı tarafından ilk kez, terör örgütlerinin ABD politikalarının sonucu değil, bilinçli ürünü olarak sunulması bakımından tarihidir.
PKK: NATO Coğrafyasında Süreklilik Arz Eden Bir Baskı Aracı
PKK’nın:
• NATO ülkelerinde rahat örgütlenmesi
• ABD’nin Irak müdahaleleri sonrası alan kazanması
• İsrail’in Kuzey Irak’taki istihbarat varlığıyla kesişmesi
onu salt yerel bir örgüt olmaktan çıkarır.
Eleştirel literatürde PKK, Türkiye’yi zayıflatmaya yönelik uzun vadeli bir jeopolitik baskı unsuru olarak değerlendirilir.
HTŞ ve IŞİD: Radikalizmin İşlevselleştirilmesi
ABD Savunma İstihbarat Ajansı’na (DIA) ait 2012 tarihli rapor (Wikileaks sızıntısı), Suriye’de radikal selefi yapıların bilerek güçlendirildiğini ortaya koymuştur.
HTŞ ve IŞİD:
• Harita değişimini hızlandıran
• Merkezi devletleri çökerten
• Müdahaleyi meşrulaştıran
araçlardır.
AKP ve Gülen Yapılanması: Ilımlı İslamın İki Yüzü
ABD merkezli Ilımlı İslam doktrini:
• AKP’yi siyasal vitrin
• Gülen yapılanmasını ise devlet içine sızma mekanizması
olarak konumlandırmıştır.
Gülen’in ABD’de korunması, küresel okul-finans ağı ve 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan belgeler, bu yapının yerli bir dini cemaat değil, ulusötesi bir aparat olduğunu göstermiştir.
Sonuç
Paul L. Williams’ın analizleri, Trump’ın suçlamaları ve sızdırılmış resmi belgeler birlikte okunduğunda şu tablo ortaya çıkar:
• PKK, IŞİD, HTŞ , AKP ve Gülen ağı birbirine zıt değil
• Aynı stratejinin farklı katmanlarıdır
• İdeoloji değil, kontrol edilebilirlik esastır
Ortadoğu’daki kaos, başarısızlık değil; yönetilen bir süreçtir.
Kaynakça
1. Williams, P. L. (2003). Operation Gladio. Progressive Press.
2. Williams, P. L. (2001). The Al Qaeda Connection. Prometheus Books.
3. Trump, D. (2016). Campaign Speeches and Interviews.
4. Wikileaks (2012). US Defense Intelligence Agency Syria Memo.
5. Hersh, S. (2007). “The Redirection.” The New Yorker.
6. Chossudovsky, M. (2015). The Globalization of War.
7. Fuller, G. (2004). The Future of Political Islam.
8. Cockburn, P. (2015). The Rise of Islamic State.




Bir yanıt yazın