Sevgili Kardeşim Necip

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Sevgili Kardeşim Necip

Uğursuz soysuzların seni aramızdan almalarının üzerinden tam altı yıl geçti. Söylediklerin ve yazdıkların tek tek gerçekleşti ve gerçekleşiyor.

Çok ama çok mutsuzuz, ancak kesinlikle umutsuz değiliz. Soysuzların, uğruna yaşamından olduğun, Türkiye Cumhuriyeti’ni şamar oğlanına çevirme işlemi sürüyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gençliğe Hitabı”ndaki öngörüleri de hemen hemen gerçekleşti. Devletimizin ve Cumhuriyetimizin tüm kurumları işgal altında. Sayıları çok azalsa da bu kurumlarda hâlâ MİLLİ unsurlar yok değil, ancak çeşitli nedenlerden ötürü ses çıkartmıyor ya da çıkartamıyorlar.

Gladyoyu aklayabilmek için ERGENEKON adı altında birçok yurtsever tutuklandı, baş tanıklar ya gizli ya haham ya da PKK itirafçısı. Tutuklananlar arasında yurtseverliğinden şüphe edilmeyecekler de var, yurtseverlikle ilgisi olmayanlar da. Ne idüğü belirli üç kişi Ermenilerden Türkler adına özür diliyor. Mütareke basını bilinçli olarak “Aydınların Ermeniler’den Özür Kampanyası” seklinde başlık atıyor, ifadeler kullanıyor. Ne nüfusumuz belli, ne de seçmen sayımız. Ortaoyununa hiç utanmadan demokrasi deniliyor. Salaklaştırma ve Mallaştırma aşaması gerçekleştirildi, KÖPEKLEŞTİRME aşaması tamamlanmak üzere.

Her bir olumsuzluğa rağmen soysuzların kaybedeceğinden, “Türk Milleti”nin kazanacağından ve geçen yüzyılın başında olduğu gibi tüm insanlığın çakallardan kurtulmasının da önünü açacağından eminim. Bundan 90 yıl önceki koşulların da kesinlikle farklı olmadığını Gazi Mustafa Kemal Atatürk belirtmişti:

Ulus, ancak devletlerin yıkılma ve çökme kargaşaları içinde bulunduğu zamanlarda tarihin yazdığı çok önemli ve korkunç günler yaşıyordu. Böyle günlerde geleceğini kendi eline alma
uyanıklığını gösteremeyen ulusların geleceği karanlık ve korkuludur.

Türk ulusu bu gerçeği anlamaya başlamıştı. Bu anlayış sonucuydu ki, kurtuluş umudu veren her içten çağrıya koşmaktaydı. Ancak, uzun yüzyılların uyuşturucu yönetim ve eğitiminin etkisinden bir toplumun bir günde, bir yılda kurtulabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildir.

Böyle olduğu için, durumu ve gerçeği bilenler, elinden geldiği ölçüde kendi ulusunu uyarıp aydınlatarak kurtuluş yolunda ona kılavuzluk etmeyi en büyük insanlık ödevi bilmelidirler.
(Nutuk, c.1, s. 246)

Evet kardeşim, senin bıraktığın meşale “insanlık ödevi” olarak kabul edilenlerce taşınıyor. Ve kesinlikle kazanacağız. Evet esir düştük, ama teslim alamayacaklar. Rahat uyu diyemiyorum, sevgili kardeşim. Ancak çok kısa bir süre sonra sana ve tüm şehitlerimize “ARTIK RAHAT UYUYABİLİRSİNİZ” diyeceğimizden eminim.

Erol Güçlü / Viyana / 18 Aralık 2008



Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar