Bu makalede kısaca Bozok sancağı Emlak nahiyesi’nde bulunan Rumoğlanı, Sultançayırı ve Mustafa Abdal mezralarına ve hem de Bozok sancağı Emlak nahiyesine bağlı Ortaköy Köyü’nde bulunan Mustafa Abdal Tekkesi’ne değinilmeye çalışılacaktır.
Aşağıda yer alan bilgilerde ve belgelerde Rumoğlanı’nın, Sultançayırı’nın ve Mustafa Abdal mezralarının her ne kadar Emlak nahiyesinde oldukları ifade edilmişsede günümüzde bu yerleşim yerleri yoktur.
Ortaköy Köyü ise bugün günümüzde Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı bir Köy olarak vardır.
Nevzat Dinçal’ın aktardığı bilgiye göre Ortaköy Köyü’ndeki Mustafa Abdal Tekkesi’nin temelinde taşlar kalmıştır az sayıda. Fakat son 4 yıldır kendiside gidip bakmadığını belirtmiştir.
Önder Aydın’ın aracılığı ile İlyashacı köyünden Hüseyin Ali Aydın’ın verdiği bilgilere göre günümüzde Şarkışla ilçesinin Ağcakışla Belde (Eski nahiye) bağlı İlyashacı Köyü’nün yakınında, Kızılırmağa doğru “Urumoğlan” adlı bir bölge bulunmaktadır.
Gerek Aydın ve gerekse de Ortaköy Köyü’nden Ali Dinçal İlyashacı Köyü’nün yerleşim yerinin hemen altında, güneyinde çayırlık bir alanın mevcut olduğunu, bu mevkiye “Sultan çayırı” denildiği bilgisini aktarmaktadır.
Dinçal, “Ortaköy Tarihi Kültürü Efsane Ortabucak Ortaokulu” adlı eserinde de kısaca da Pir Sultan Çayırı adlı bir bölgeden (Söylencede Pistançayırı) söz eder.
Dinçal’ın eserinde aktardığı bu bilgi, Nevzat Miser’in aktarmış olduğu bilgilerle de örtüşmektedir.
Çeşitli kaynaklarda da Urumoğlanı ve Sultan Çayırı adlı yerlere ait bilgilere ulaşılmıştır.
Burada Urumoğlanı ve Sultan Çayırı adlı yerlere ait bilgilere değinmeden önce şu hususa değinmekte yarar var.
Günümüzde çeşitli kişi ve yerleşim yerlerinin çoğunda R ile başlayan isimlerin başına yerel söyleyişle ı, u gibi ünlü harfler getirilerek söz konusu isimler “Irıza”, “Urum” diye telaffuz edilir.
Keza “Pir Sultan Çayırı” ve “Mustafa Abdal Tekkesi” nin isimleri de Ali Dinçal’ın ve Miser’in de belirttikleri gibi “Pistan Çayırı” , Mustaabdal Tekkesi” olarak telaffuz edilir.
Bu telaffuz yöre halkının söyleyiş biçimidir.
Burada Urumoğlan ve Sultançayırı’na dair Aydın’ın aktardığı bilgiyi aktarmakta yarar var:
“Urumoğlan ve Sultan Çayırı hakkında Köyde yaşayanlar gibi bende edindiğim bilgilerle; Urumoğlan adlandırılan bölgesi köyümüzün doğusunda bulunan Kızılırmak kenarında geniş ve sulak bir tarım arazisidir.
Daha önce bu arazide bir yerleşim yeri bulunmakta iken 1900 yılların başlarında yerleşimciler araziyi İlyashacı köylülerine satarak köyden ayrılırlar. Ova içindeki yerleşim bu alanı, yani köy bir süre sonra ortadan kalkar.
Şu anda yerleşim yerinde bolca taş yığınları, büyük pınar ve küçük pınar varlığını sürdürmektedir.
Köy yerleşim yerinin hemen altında güneyinde başka bir çayırlık alan daha mevcuttur. O yıllarda kışın ırmak suyunun taşması nedeniyle bu kısım ekilip biçilmez ve çayırlık olarak değerlendirilirmiş. Bu mevkiye “Sultan Çayırı” denilmektedir.
1950’li yıllardan sonra bu çayırlık alan İlyashacı köylüleri tarafından büyük oranda tarlaya dönüştürülmüş ve o geniş çayırlıklar küçülmüştür.
Şu anda çok az (20 – 30 dönüm) çayırlık mevcuttur.”
Anımsanacağı üzere yukarıda kimi kaynaklarda yapılan araştırmalarda Urumoğlanı adlı yere ait bilgilere ulaşıldığı bilgisi aktarılmıştı.
A. Tuba Ökse, “Sivas İli 1997 Yüzey Araştırması” başlıklı makalesinde Urumoğlan Mevkii’ne dair şöyle yazmaktadır:
“Urumoğlan Mevkii: İlyashacı Köyü’nün 3. km. doğusunda, Kızılırmak kenarındaki geniş tarım alanının ortasında yer alan yaklaşık 2 m. yükseklikteki yayvan höyük ve çevresindeki düz alanda Hellenistik – Roma ve Bizans dönemleri seramiği bulunmaktadır”
Ökse’nin makalesinde yer alan bu bilgi, Musa Tokmak’ın “Projesivrialan.com” adlı eserinde ve “Emlek Yöresinin Arkeolojik Dokusu” başlıklı makalesinde de yer almaktadır.
Bu eserlerde adı geçen Urumoğlan Mevkii, görüşülen kişilerin ifade ettikleri gibi İlyashacı Köyü’ nün yakınında, Kızılırmağa doğru “Urumoğlan” adlı bölgedir.
İbrahim Bahadır, “Alevi ve Sünni Tekkelerinde Kadın Dervişler” adlı eserinde şöyle yazmaktadır:
“Sivas İli, Şarkışla İlçesi Ortaköy Nahiyesi’nde Mustafa Abdal Tekkesi bulunmaktadır . Tarihinin eskilere dayanmasına karşın tekkenin ne zaman kurulduğu konusunda fazla bilgi bulunmamakla birlikte bir Bektaşi Tekkesi olduğu kesindir. Yakın dönemlere kadar tekke işlevini kesintisiz yürüttüğü bilinmektedir. Tekkenin binası yetmişli yıllara kadar yerinde dururken bu tarihte yıkılarak yerine orta okul yapılmıştır.
Yaşlıların anlattıklarına göre burası çevrede önemli bir inanç merkezi olarak kabul edilmekteydi. Bu tekkede kadınların da derviş olduklarını biliyoruz. Çevre köylerden kadınlarla birlikte Sivrialan Köyü’nden Kamer adında bir kadın derviş yıllarca burada görev yapmıştır. Aşık Veysel’in babası Karaca Ahmet de bu tekkenin önemli dervişlerinden birisidir. ”
Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi’nde şu bilgiye yer verilmiştir:
“Sivralan’nın (eski adıyla Söbalan) bağlı bulunduğu Ortaköy bucağının hemen girişinde Mustafa Abdal Tekkesi varmış ve bu tekkede Hasan Baba ve Araboğlu Mehmet Baba adlı iki ” baba ” kalıyor.”
Varlık Dergisi’nde şu bilgiye yer verilmiştir:
Şatıroğlu Karacaahmet de sık sık oğulları Ali Rüstem ve Veysel’i alarak Mustafa Abdal Tekkesi’ne gider. Babalar ve konukların dinsel söyleşilerini dinler. Karacaahmet’in işiterek Algılanan Bir Dünya nari / Kalktı mı Mezarlı Boyu’nun gider. … Karacahmet’in gittiği tekkelerden biri de Zara’da.”
Şükrü Günbulut “Gümüşlü Kız” adlı eserinde şöyle yazar:
“Babası Ahmet, o yıl Ortaköy’de Mustafa Abdal Tekkesi’nden bir saz aldı. Komşulardan Molla Hüseyin, sazı onarıp, o zamana kadar kamıştan yapılmış düdüklerle oyalanan Veysel’e saz öğretmeye başladı. Sivralan’a kışları çevre.”
Nevzat Miser “Emlek Coğrafyasında Ocak Sistemi ve Emlek Kültürü” başlıklı makalesinde Mustafa Abdal Tekkesi’ne dair daha detaylı bilgilere yer vererek şöyle yazar:
“Erdoğan Alkan şöyle yazar:
“Aşık Veysel’in birikimi ve şiir geleneğinde, Musta-Abdal Tekkesinin (Ki, görüldüğü gibi Miser makalesinde Mustafa Abdal Tekkesi’nin adını Musta-Abdal Tekkesi olarak aktarmaktadır) büyük payı vardır. Çocuk Veysel’in çaldığı ilk saz, Sivrialan köyünün yanı başındaki Musta-Abdal tekkesinde Hasan Dede’nin (Garip Musa ocağı dedelerinden, Hasan Özuğurlu) Veysel’in babası Karaca Ahmet’e gönderdiği sazdır. Karaca Ahmet Tekkeye gelip giderken, oğlu Veysel’i de getirip götürürdü zaman zaman. Kulakları, belleği alevi ozanların deyişleri, tekke şairlerinin dizeleriyle dolardı” (Varlık dergisi Mart 2006)
Bu yerleşim yerlerinden bir tanesi de Divriği ilçesi Emirhan köyüdür. 17. yüzyıl ortalarında, Emirahmetoğulları ailesinden, üç kardeş ve bir küçük amcaları eşliğinde Ortaköy’e gelmişler…
Buraya yerleşen aile, daha önceleri Hace Bektaş dervişlerinden biri olan Mustafa Abdal tarafından kurulan “Musta-Abdal Tekkesi”inde” Halil dede merkezi görev yapmaya, kardeşleri de çevre köylere ihtiyaç oldukça gidip gelip erkan yürütmüşler… Aldığı eğitim ve sorumluluk nedeniyle Musta-Abdal Tekkesinde Dede baba, daha sonra Halife Baba olarak hizmet eder. Tekkede olduğu dönemlerde çok değerli talipler yetiştirir…
Geride bıraktığı ailesini kardeşi şehit Süleyman oğlu Hüseyin efendi sahiplenir. Bu süre Musta-Abdal Tekkesine Garip Musa ocağından Hasan dede (Özuğurlu) hizmet yürütür. Hasan dede de yaşlıdır…
Cumhuriyetin kuruluşunun ikinci yılında 30 kasım 1925 tarihinde Refik Koraltan ve 5 arkadaşı tarafından hazırlanan bir teklifle Tekke ve zaviyelerin kapatılması için önerge verilir ve 13 aralık 1925 tarihinde kanun yürürlüğe girerek, Musta-Abdal Tekkesi resmen kapatılır…
Tekke yeri “Şeme dağı ve Beserek dağının kollarını açıp koruduğu Emleğin orta yerinde, Ortaköy girişinde yol üstündedir. Şu an yıkılıp harap olmuştur. Birkaç temel taşından başka bir şey yoktur. Çok önceleri, Alevi süreğinin merkezi okulu olarak görev yapmış, kurbanlar kesilmiş adaklar adanmış bir yerdi.”
Ali Ekber Karakul, Hüyük – Mescit – Ortaköy Ve Sivrialan Köyleri Aşıkları adlı eserinde şu kısa bilgiyi aktarır:
Geçmişte bir çok köylü Mustafa Abdal Tekke’sinde eski yazıyla eğitim görmüştür.
Uluslararası Bektaşilik Alevilik Sempozyumu adlı eserde ise şu bilgi aktarılır:
“Üçüncü söyleyeceğim; Bektaşi tekkeleri 1926’da saydıklarının çok üstündedir. İki örnek vermek istiyorum. 1. Şarkışla’ya bağlı Ortaköy’de Mustafa Abdal tekkesi vardır. Bu, Sivas’taki vakıf kaynaklarında vardır. 1926 yılında kapatılmıştır. ”
Mustafa Abdal Tekkesi ile ilgili daha geniş bilgiler, gerek Nevzat Dinçal Bey’in kişisel Arşivlerinde yer alan ve gerekse de Ali Dinçal’ın “Ortaköy Tarihi Kültürü Efsane Ortabucak Ortaokulu” adlı eserinde yer alan “Ortaköyden Sesler Dergisi”nin 1. Sayısında yer almaktadır.
Söz konusu Dergide şu bilgilere yer verilmiştir:
“Okulumuz binasının temeli, Mustafa Abdal isimli bir Alevi tekkesi olarak 1492 yılında atılmıştır. Mustafa Abdal, Yavuz Sultan Selim zamanında yaşamış olan Hacı Bektaş’ın torunlarından Mürsel Balı’nın oğlu Balım Sultan’ın müritlerindendir. 1491 de Ortaköy’e gelmiş, ömrünün sonuna kadar tekkede yaşamıştır.
Tekke 2. Sultan Mahmut zamanında 1827 yıllarında ilk defa yıkılıyor. (Sarıkaya Köyünden Kömo yıkıyor). Aradan bir müddet geçtikten sonra tekke tekrar yapılıyor. Ve 1926 yılına kadar faaliyetine devam ediyor. Atatürk tekkeleri kapatınca Mustafa Abdal’ın da kapısına kilit vuruluyor. Bina 1932 yılına kadar bu vaziyette bomboş duruyor ve bir harabe haline geliyor. 1932 yılında Şarkışla Kaymakamı Remzi Bey’in emriyle, Ortaköy muhtarı Osman Dinç zamanında bina ikinci kez yıkılıyor. Binanın enkazını Muhtar Osman Efendi köy namına 105 liraya satın alıyor. (Osman Efendi bilahare kavak keserken altında kalıp ölüyor. Ve köylü “Sen tekkeyi yıkarmısın, işte Mustafa Abdal’da seni böyle öldürür” diyor.) Alınan enkazla aynı yerde ilkokul binası yapılıyor. 662 lira daha harcanmak suretiyle 5 ocak 1936 yılında bina bitiyor. Aynı yıl öğrenime de açılıyor. 1945 yılında köyde yapılan başka bir binaya nakledilince, tekke diye anılan bina tekrar boş kalıyor. Bir ara binada halıcılık kursları açılıyor. 1957 de köye jandarma teşkilatı kuruluyor. Ve bina da karakol binası oluyor. 1966 eylülüne kadar jandarmaya yıllığı 600 liradan kiraya verilen bina, Bu tarihten itibaren Ortaokul oluyor.”
Yusuf Aydın ve Rıza Aydın da Mustafa Abdal Tekkesi’ne ilişkin makale yazmışlardır.
Mustafa Abdal Tekkesi’ne ilişkin aktarılan bu bilgiler görüldüğü gibi yazılı kaynaklarda yer alan bilgilerdir.
Mustafa Abdal Tekkesi’ne ilişkin Arşiv belgelerine yer verilmemiştir bu bilgilerde.
Burada Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde yer alan bazı belgelere, 1 ve 5 Mayıs 1937 tarihli Sivas Gazetesindeki iki ilana ve Başkanlık Cumhuriyet Arşivi’nde yer alan bir Kararname’ye değinmekte yarar var.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde yer alan Bozok sancağı’nın Hurufat Defterindeki Emlak nahiyesi’nde bulunan Rumoğlanı, Sultançayırı ve Mustafa Abdal mezralarına dair kayıtlara ulaşılmıştır.
Söz konusu kayıtlara geçmeden önce Hurufat Defterlerine kısaca değinmekte yarar vardır.
Ülkü Yancı ve Osman Kubilay Gül’ün “Hurufat Defterlerine Göre Bozok” başlıklı makaleleri genel olarak Hurufat Defterlerine değinen ve özel olarakta Bozok Hurufat Defterlerine değinen çok önemli bir makaledir.
Yancı ve Gül, Hurufat Defterlerine ilişkin olarak;
“Hurufat defterleri, şehir tarihi çalışmalarında kullanılacak en önemli kaynak gruplarındandır. Zira bu defterlerde, Osmanlı Devleti’nde bulunan bütün şehir ve kazaların dinî, iktisadî, sosyal ve eğitim kurumları ile ilgili çok mühim bilgiler yer almaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde bulunan bu defterler, kazaların Arap alfabesine göre sıralanmasından oluşturulduğu için “harf” in çoğulu olan “hurufat” adıyla adlandırılmıştır… Hurufat Defterleri ile incelenen yerleşim yerinde yer alan idarî birimlerin (nahiye, köy gibi) isimleri ile birlikte buralarda görev yapan kadı ve naiplerin kimler olduğu öğrenilmekte; cami, mescit, tekke, zaviye, mektep, medrese ve han gibi birçok hayır müessesesi ve burada görev yapan kişilerin adları, görev süreleri, aldıkları ücretler tespit edilebilmektedir. Yine vakıflara yapılan muallimlik, dersiamlık, müderrislik, imamlık, hatiplik, mütevellilik, nazırlık, câbilik, ferraşlık gibi atamalar hakkında da bilgilere ulaşılabilmektedir. Ayrıca kadıların kontrolündeki vakıflarla ilgili olarak yapılan yazışmalar da defterlerde yer almaktadır. Atamaların padişah değişikliği, görevlinin kendi isteği ile çekilmesi ya da görevi terk etmesi, merkez tarafından azledilmesi veya ölmesi sonucu verilen berat ile yapıldığı görülmektedir…” demektedirler.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde yer alan Bozok sancağı’nın Hurufat Defterindeki Emlak nahiyesi’nde bulunan Rumoğlanı, Sultançayırı ve Mustafa Abdal mezralarına dair kayıtlara ulaşılmıştır.
Söz konusu belge Nihat Aydoğan Bey tarafından çevrilmiştir
Belgede okunamayan yer (?) ile belirtilmiştir.

(10)
Belgenin çevirisi şöyledir:
Vakıflar
Sayfa: 71
Bozok sancağına bağlı yerlerden Emlak kazasında, Rum oğlanı mezrası, Sultan çayırı mezrası ve Mustafa Abdal mezrası adlı üç adet mezra yazım sırasında Defterhane-i Âmire’de kayıtlı olmayıp, diğer kalemlerden vergi yazımı olarak karşılanmaktadır. Akkaş Mehmet Ağa insanlar arasında, bulunduğu yeri şen ve bayındır yapan kişilerden olup, yeniden okul yaptırmıştır. Cabbarzade Süleyman Bey, Yozgat isimli yerde çocuk öğretmeni olarak, günlük on akçe verilmek şartıyla öğretmen olmuş, mezraadarlığına (mezraların ekicisi) sahip olan Seyit Ahmet, Seyit İsmail, Seyit Ali ve Seyit Himmet isimli kimseler müşterek olarak sahiptirler. Seyit Ali sahip olduğu dörtte bir hissesini oğlu Seyit Lütfullah’a (?) bırakmıştır. Söz konusu okulda çocuk öğretmeni olan kişiye günlük on akçeden iki buçuk akçe verilmek şartıyla, dörtte bir mezraadarlık hissesi babasından alınarak oğluna verilmiştir. Yine günlük on akçeden yedi buçuk akçe verilmek şartıyla üç, dörtte bir hisse mezraadarlık, adı geçen Seyit Ahmet, Seyit İsmail ve Seyit Himmet’in üzerlerine müşterek olarak bırakılmış olup, ellerine ayrı ayrı Berat verildi.
1214 senesi Zilhicce ayı. (Nisan/Mayıs 1800)
Bozok sancağına bağlı yerlerden Emlak kazasında, Rum oğlanı mezrası, Sultan çayırı mezrası ve Mustafa Abdal mezrası adlı üç adet mezra yazım sırasında Defterhane-i Âmire’de kayıtlı olmayıp, diğer kalemlerden vergi yazımı olarak karşılanmaktadır. Akkaş Mehmet Ağa insanlar arasında, bulunduğu yeri şen ve bayındır yapan kişilerden olup, yeniden okul yaptırmıştır. Cabbarzade Süleyman Bey, Yozgat isimli yerde çocuk öğretmeni olarak, günlük yedi buçuk akçe verilmek şartıyla öğretmen olmuş, üç, dörtte bir hisse mezraadarlığına sahip olan Seyit Ahmet, Seyit İsmail ve Seyit Himmet isimli kişiler müşterek olarak sahiptirler. Durum böyle iken Seyit İsmail ve Seyit Himmet sahip oldukları dörtte bir hisselerini kendi rızaları ile Seyit Mehmet Emin’e bırakmışlar ve adı geçen iki kişi bu işten ellerini çekmişlerdir. Söz konusu okulda çocuk öğretmeni olan kişiye günlük beş akçe vermek şartıyla, mezraadarlıktan feragat eden bu ikisinin hissesi, eski Berat gereğince adı geçene (Mehmet Emin’e) verildi.
Bozok sancağına bağlı yerlerden Emlak kazasında, Rum oğlanı mezrası, Sultan çayırı mezrası ve Mustafa Abdal mezrası adlı üç adet mezra, yazım sırasında Defterhane-i Âmire’de kayıtlı olmayıp, diğer kalemlerden vergi yazımı olarak karşılanmaktadır. Akkaş Mehmet Ağa insanlar arasında, bulunduğu yeri şen ve bayındır yapan kişilerden olup, yeniden okul yaptırmıştır. Cabbarzade Süleyman Bey, Yozgat isimli yerde çocuk öğretmeni olarak, günlük yedi buçuk akçe verilmek şartıyla, öğretmen olmuş, üç, dörtte bir hisse mezraadarlığına sahip olan Seyit Ahmet, Seyit İsmail ve Seyit Himmet isimli kişiler müşterek olarak sahiptirler. Durum böyle iken Seyit İsmail ve Seyit Himmet sahip oldukları dörtte bir hisselerini başkasına bırakmışlar ve dörtte bir mezraadarlığı, söz konusu okulda çocuk öğretmeni olan kişiye günlük iki buçuk akçe vermek şartıyla, Seyit Ahmet’in üzerinde olarak, önceden olduğu gibi Beratla bırakılmasına karar verildi.
Görüldüğü gibi Nisan ve Mayıs 1800 tarihlerinde Rumoğlanı, Sultançayırı ve Mustafa Abdal adlı mezralar Bozok sancağı Emlak nahiyesine kayıtlıdır.
Bu mezralara Akkaş Mehmet Ağanın okul yaptırdığı belirtilmektedir.
Bu mezraların çocuk öğretmeni olan Cabbarzade Süleyman Bey’in ücretinin de Mezradarlar tarafından ödendiği belirtilmektedir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde Bozok sancağı Emlak nahiyesi’nde bulunan Rumoğlanı, Sultançayırı ve Mustafa Abdal mezralarına dair bir kayıt daha bulunmaktadır.

Bu kayıtta yer alan bilgiler ise şöyledir:
“Sivas – Şarkışla’da Bozok sancağı muzafatından Emlak (Şarkışla) kazası derununda mezreayı (Rum oğlanı) ve mezreayı (Sultan çayırı) ve mezreayı (Mustafa Abdal) nam üç adet mezrealar vakfı.
Bu vakıflar, 2762. Sayılı kanunun 39. Maddesi (22) ve İdare Meclisi’nin 18. 7. 1973 gün ve 364/359 sayılı kararı ile zabtedilmiştir.
Mezraadarlık.”
Bu kayıtta yer alan bilgiden de anlaşılıyor ki Rumoğlanı, Sultan çayırı ve Mustafa Abdal mezraaları Vakıftır ve bu Vakıflar 2762. Sayılı kanunun 39. Maddesi ve İdare Meclisi’nin 18. 7. 1973 gün ve 364 / 359 sayılı kararı ile zabtedilmiştir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bulunan bu kayıt son derece önemlidir.
Son derece önemli olan bir kayıt ise Başkanlık Cumhuriyet Arşivi’nde bulunan bir belgededir.
Belgede yer alan bilgiler şöyledir:

Görüldüğü gibi Ağcakışla Hüyük Köyü ihtiyar meclisi –Söz konusu Köy, bugün Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı olan Hüyük Köyü’dür- tarafından yazılı diğer mektupta da –Belgede başka mektuplara da değinilmektedir- Mustafa Abdal Tekkesinin hükümet tarafından müzayedeye konduğu ve iki bin liraya Hüsamettinin aldığı, beş yüz lira yetişmediğinden bu paranın aşiretler arasında toplanarak gönderilmesinin yazılı olduğu belirtilmiştir.
Devamında da Maraş’ta yakalanan iki kişiden birinin evinde tarikata ait mühür ve beş mektubun bulunduğunu ve muhteviyatına göre Hulusi ve Hüsameddin adındaki iki kişinin işte medhaldar olduklarını teyit etmekte olduğunu ve Hüsameddinin 2000 liraya Mustafa Abdal tekkesini satın aldığının gösterilmekte olduğu ve Hüsameddin hakkında tahkikata devam edildiği belirtilmiştir.
Burada Mustafa Abdal Tekkesi ile ilgili 1 Mayıs 1937 tarihli Sivas Gazetesindeki bir ilana ve 5 Mayıs 1937 tarihli Kızılırmak Gazetesindeki bir ilana değinmekte yarar var.
1 Mayıs 1937 tarihli Sivas Gazetesindeki ilanda şu bilgilere yer verilmiştir:
5 Mayıs 1937 tarihli Kızılırmak Gazetesindeki ilanda ise şu bilgilere yer verilmiştir:
Görüldüğü gibi her iki ilan da Sivas Vakıflar Müdürlüğü tarafından yayınlanmıştır.
Ve yine görüldüğü gibi her iki ilanda da Şarkışla kazasında hane maa bahçe ile Ortaköy’de nısıf değirmen ocağı ve 10 kıta tarlanın mülkiyeti satılmak üzere 19/4/937 tarihinden itibaren 20 gün müddetle müzayedeye konulmuş olduğuna, Şarkışla müzayede komisyonu huzurile ihale edileceğine ve taliplerin hazır bulunmalarına değinilmiştir.
Burada son olarak Başkanlık Cumhuriyet Arşivi’nde bulunan 1 belgeye de yer vermekte yarar var.
Bu belge Fatih Arpa Emini Mahallesinde bulunan Bezmi Alem Valide Sultan Vakfı ile ve Şarkışla’nın Ortabucak bucağında bulunan Mustafa Abdal Tekke’si ile ilgili bir Kararname’dir
Kararname 12. 07. 1968 tarihlidir ve Kararname Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Bakanlar Kurulu tarafından imzalanmıştır.
Bu Kararnameye göre Şarkışla’ya bağlı Ortabucak bucağı Karakale mevkiinde bulunan Mustafa Abdal Tekkenişini vakfı hayratından tamamı 1000 m2’den ibaret müfrez bahçe ve tekke yerinin okul yapılmak üzere 2000 lira bedelle 2490 sayılı Kanunun 65. maddesi gereğince Köy Muhtarlığı adına satılması ile elde edilecek bu paraların mümkün mertebe gayece aynı olan diğer bir hayrata tahsisi Devlet Bakanlığının 11/ 06/ 1968 tarih ve Ha. İş. Mü. 12, Ha. İş. Mz. Hs. 19 sayılı yazılarına bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü İdare Meclisinin 201/ 197 ve 215/ 211 sayılı Kararlarıyla yapılan teklifleri üzerine 2762 sayılı Kanunun 10. maddesine göre Bakanlar Kurulunca 12/ 7/ 1968 tarihinde kararlaştırılmıştır.
MAHSUNİ GÜL
Dipnot
1 Konu ile ilgili olarak verdikleri bilgiler için Nevzat Dinçal’a teşekkür ederiz.
2 Konu ile ilgili olarak verdikleri bilgiler için Önder Aydın’a ve Hüseyin Ali Aydın’a teşekkür ederiz.
3 Konu ile ilgili olarak verdikleri bilgiler için Hüseyin Ali Aydın’a, Önder Aydın’a teşekkür ederiz.
4 Ali Dinçal Ortaköy Tarihi Kültürü Efsane Ortabucak Ortaokulu EMOD Haziran 2022 Ankara Sayfa 9.
5 Nevzat Miser ile 31. 07. 2022 tarihinde yapılan görüşmeden.
6 Önder Aydın aracılığı ile Hüseyin Ali Aydın ile 31. 07. 2022 tarihinde yapılan görüşmeden.
7 Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü “16. Araştırma Sonuçları Toplantısı” 1. Cilt, A. Tuba Ökse Sivas İli 1997 Yüzey Araştırması Sayfa 474. Erişim Tarihi 31. 05. 2022.
8 Musa Tokmak Projesivrialan.com, Emlek Yöresinin Arkeolojik Dokusu Erişim Tarihi 31. 05. 2022.
9 İbrahim Bahadır Alevi ve Sünni Tekkelerinde Kadın Dervişler Su Yayınları Ocak 2005 İstanbul, Sayfa 220.
10 Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi Elvan Yayınları, 2004 Sayfa 216.
11 Varlık Dergisi 1180 – 1185. Cilt Sayfa 64.
12 Şükrü Günbulut Gümüşlü Kız T.C. Kültür Bakanlığı 1999 Sayfa 44.
13 Nevzat Miser Emlek Coğrafyasında Ocak Sistemi ve Emlek Kültürü Yol Bilim Kültür Araştırma Dergisi 32. Sayı Sayfa 117, 118, 124.
14 Ali Ekber Karakul Hüyük – Mescit – Ortaköy Ve Sivrialan Köyleri Aşıkları Sivas 1994, Sayfa 3.16 https://www.profdrosmanegri.com/uluslararasi-bektasilik-alevilik-sempozyumu-i/ Erişim Tarihi 10. 01. 2024.
15 Kişisel Arşivlerinde yer alan bu bilgiyi paylaştıkları için Nevzat Dinçal Bey’e teşekkür ederiz.
16 Ali Dinçal Ortaköy Tarihi Kültürü Efsane Ortabucak Ortaokulu EMOD Haziran 2022 Ankara Sayfa 191, 192.
17 Yusuf Aydın Mustafa Abdal Tekkesi Erişim Tarihi 26. 05. 2022.
19 Rıza Aydın UNESCO 2023 Yılını Aşık Veysel Yılı İlan Etti Erişim Tarihi 26. 05. 2022.
18 Ülkü Yancı Osman Kubilay Gül Hurufat Defterlerine Göre Bozok Erişim Tarihi 26. 05. 2022.
19 Vakıflar Genel Müdürlüğü Hurufat Defteri No 538, Sayfa 76
20 Söz konusu belgeyi çeviren Nihat Aydoğan Bey’e teşekkür ederiz.
21 Vakıflar Genel Müdürlüğü Defter No 222, Sayfa 8, Sıra 24
22 Başkanlık Cumhuriyet Arşivi 587 24 3
23 1 Mayıs 1937 ve 5 Mayıs 1937 tarihli Kızılırmak Gazetesi.
24 Başkanlık Cumhuriyet Arşivi 222 53 5.
Belge için H. Gazi Menteşeoğlu’na teşekkür ederiz.




Bir yanıt yazın