Danimarkalı öğrenciler Bodrum’da neyi öğrenecekler?

Danimarka’nın Hadsten eyaletindeki Favrskov Gymnasium’da eğitim öğretim gören 28 öğrenci, İslam dinini öğrenmek için 8 günlüğüne Muğla’nın Bodrum ilçesine geldi.

Özel bir tur şirketinin organize ettiği programda öğrenciler ve 2 tarih öğretmeni, Bodrum’un Neyzen Tevfik caddesindeki 276 yıllık tarihi Tepecik Camii’ni ziyaret etti. Öğrenciler, cami imam hatibi Yüksel Kılınçaslan ve yetkililerden uygulamalı İslamiyetle ilgili bilgiler edindi. Cami yetkilileri öğrencilere, abdest almaktan namaz kılmaya, İslamiyetin şartlarından Kur’an-ı Kerim’e kadar birçok bilgiyi İngilizce aktardı.

Grubun lideri olan tarih Öğretmeni Thomas Thomsen, Danimarka’dan Bodrum’a İslamı öğrenmek için gelen öğrencilerin başında lider olarak yer aldığını ve çok güzel anlar yaşadıklarını söyledi.

Grupta yer alan diğer öğretmen Mette Lindemann Pereser, Tepecik Camii’nin çok ilginç geldiğini ifade ederek, caminin atmosferinin çok güzel olduğunu belirtti. Pereser, cami imamının konuşmalarından çok etkilendiklerini anlattı.

Gruptaki öğrencilerden Mikkel Rodam ve Anne Gregersen ise okullarında dinler üzerine bir derse başladıklarını ve bu dersle ilgili Türkiye’yi seçip İslamı öğrenmekten çok büyük onur duyduklarını ifade etti.

Gruba cami görevlileri tarafından İslamiyet ve tarihi cami hakkında bilgi verildikten sonra İngilizce yazılı Kur’an-ı Kerim, Tepecik Camii hakkında bilgiler içeren broşür ve tespih hediye edildi.

ileDanimarkalı öğrenciler Bodrum’da neyi öğrenecekler?.

Son dakika… PKK’ya Danimarka darbesi!

Mali desteğe operasyon…

Danimarka polisi PKK’ya mali destek sağladığından şüphelenilen sekiz kişiyi gözaltına aldı. Yetkililer Danimarka’dan PKK’ya 25 milyon dolara yakın para gönderildiğini bildirdi.

Soruşturmayı yöneten polis yetkilisi Jens Möller Jensen, Danimarka’da geçmişten bugüne PKK için toplam 140 milyon kron yani 24.6 milyon dolar para toplandığını söyledi.

Jensen, bu paranın 67 milyon kronunun (11.8 milyon dolar) son üç yılda Danimarka’daki Kürtler tarafından toplandığını söyledi.

Dün gerçekleşen gözaltıların ROJ TV’nin Danimarka’da terörle mücadele yasalarını ihlal etmekten suçlu bulunduğu davayla bağlantılı olduğu belirtildi.

Gözaltına alınanların 27 ile 71 yaşları arasında olduğu ve bir terör örgütüne mali destek vermekle suçlandığı ifade edildi

Jensen, Danimarka’da ve başka ülkelerde yeni gözaltıların da yaşanabileceğini sözlerine ekledi. (Hürriyet)

Etiketler: haber haberler danimarka son dakika pkk darbe 8 gözaltı pkkya mali destek

Almanya’nın sihirli adamı

DANİMARKA medyası Alman Milli takımının ünlü oyuncusu, Mesut Özil’i göklere çıkardı.

“Almanya’nın sihirli adamı” manşetiyle verilen haberlerde, Danimarka’nın en büyük korkusunun Mesut Özil olduğu yazıldı. Ektsra Bladet gazetesi haberinde, Alman milli takımının Cuma günü yaptığı idmanda Mesut Özil’in yer almadığını dikkat çekerek “Almanya’nın sihirli adamı Mesut Özil Cuma günü yapılan idmanda yar almadı.

Onun idmanda yer almaması belki sakatlandı şeklinde kokuyordu. Ancak Danimarka milli takımı ve Danimarkalı taraftarlar, ümitlenmeyi bıraksınlar. Sihirli adam Mesut Özil mutlaka ilk 11’de yer alacaktır. Alman milli takımı teknik direktörü Hansi Flick, haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada Real Madrid yıldızının Pazar günü Danimarka karşısında ilk 11’de yer alacağını söyledi. Hansi Blick açıklamasında

“Mesut Özil, günü masörlerin odasında geçirdi. Avrupa şampiyonasında bizim için çok koştu, çok mücadele etti. Futbolcularımızı düşünmek zorundayız. Mesut da en çok düşüneceğimiz oyuncularımın aşında geliyor. Bu sadece bir hazırlıktı. Tüm oyuncular Danimarka karşısında hazır olacaklar”dedi.

Ama Özil Danimarka karşısında hazır olsa bile tam gücüyle olamayacak gibi görünüyor. Mesut Özil’in durumu ne olursa olsun sihirli adam Danimarka karşısında ilk 11’de yer alacağı için Danimarka’nın sevinçten bayram edeceği bir durum yok ortada” denildi.

ileHürriyet Avrupa – Almanya’nın sihirli adamı.

‘ROJ TV’ye Yayın İzninde Hata Ettik’

Danimarka Başbakanı Helle Thörning Schmidt, terör örgütü PKK’nın yayın organı ROJ TV’ye yayın izni vermekle hata yaptıklarını kabul etti. Schmidt, “Yasa değişikliğiyle terör örgütlerinin yayın izni almalarını önleyeceğiz” dedi.

Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret sonrası Danimarka gazetesi Jyllands-Posten’a konuşan Danimarka Başbakanı Helle Thörning Schmidt, “PKK terör örgütü olduğuna göre ROJ TV’ye yayın izni vermemeliydik” dedi.

Erdoğan ile görüşmesinde ROJ TV konusunun gündeme geldiğini belirten Danimarka Başbakanı Schmidt, “Türkler, Kopenhag şehir mahkemesinin ROJ TV konusunda aldığı karardan memnun. Ancak, ROJ TV’ye Danimarka’nın yayın izni vermesini anlayamadıklarını söylüyorlar. Biz de onlarla aynı fikirdeyiz. Şayet, PKK terör örgütü ilan edildi ise o zaman Danimarka’dan TV ve radyo yayını izni alması ve yayın yapması doğru değil. Hükümet yasada değişiklik yapmak için çalışmalar yapıyor” şeklinde konuştu.

‘KIBRIS’I KONUŞMADIK’

Başbakan Erdoğan’la görüşmesinde Kıbrıs konusunu bilerek gündeme getirmediğini de belirten Danimarka Başbakanı Helle Thörning Schmidt, “Başbakan Erdoğan, iki saat süren görüşmemiz sırasında Kıbrıs konusunda olumsuz bir şey söylemedi. Bu nedenle ben de konuyu açmaya gerek olmadığını düşündüm” dedi.

ROJ TV’YE PARA CEZASI

Kopenhag Şehir Mahkemesi ROJ TV ve ana kuruluşu Mezopatamya TV’ye 2 milyon 600 bin Danimarka kronu olmak üzere toplam 5 milyon 200 bin Danimarka kronu (712 bin Euro) ve mahkeme masraflarını ödeme cezasına çarptırmıştı. ROJ TV ise, kararı temyize götürmüştü. Radyo Televizyon Üst Kurulu da karar üzerine, ROJ TV davasını yeniden inceleme kararı alarak, incelemek üzere mahkemeden bazı dosyaları istemişti.

ntvmsnbc

Danimarka: Türkiye’nin AB Üyeliği İki Tarafın da Çıkarına

AB Dönem Başkanı Danimarka, Türkiye-AB müzakere sürecine canlandırmak için çalışıyor.

Danimarka Dönem Başkanlığı, 30 Haziran’dan önce Danimarka’nın yeni müzakere başlıkları açılması için yoğun çalışma içinde olduğunu kaydederken, Danimarka’nın Avrupa Bakanı Nicolai Wammen, Türkiye’nin AB üyeliğinin iki tarafın da çıkarına olduğunu söyledi.

ABHaber’e göre, Danimarka Dönem Başkanlığı, müzakere sürecinin ileri götürülmesi noktasında Türk ve AB tarafında ortak bir görüş birliğinde bulunduğunu belirterek, 30 Haziran’dan önce Danimarka’nın yeni müzakere başlıkları açılması için yoğun çalışma içinde olduğunu ifade etti.

Danimarka’nın Avrupa Bakanı Nicolai Wammen ise, Türkiye ile AB arasında siyasi birçok ortak konu olduğunu dikkati çekerek, Türkiye’nin AB üyeliğinin iki tarafın da çıkarına olduğunu söyledi.

Nicolai Wammen, Danimarka gazetesi Jyylands-Posten’e yaptığı açıklamada, Ankara-Brüksel arasındaki ilişkilerin daha da ileriye götürülmesini istediklerini kaydetti.

Bununla birlikte, AB Danimarka Dönem Başkanlığı kaynakları, 30 Haziran’dan önce Türkiye ile yeni fasılların açılmasının Fransa’da yapılacak seçimlerden sonra gündeme gelebileceğini ifade ettiler.

ANKA

Roj TV’nin Yayınları Durduruldu

DHA

Dışişleri Bakanlığı’ndan ROJ TV ile ilgili olarak yapılan açıklamada uydu şirketinin, ROJ TV’nin kendi uyduları üzerindeki varlığına son verme yolunda aldığı kararı ve dağıtım şirketlerine ROJ TV’nin yayınlarını sona erdirmeleri yönündeki çağrısı, konuya ilişkin dava sürecinde teyit edilen ve mahkeme kararıyla hüküm altına alınan tespitlerin doğal bir gereği olarak değerlendirildi.

“Alınan bu kararın mahkemede hükme bağlanan sonuçla uyumlu olduğu kanaatindeyiz” denilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Danimarka’da ROJ TV ile ana şirketi “Mezopotamya Yayıncılık A/S” aleyhine 2005 yılında başlatılan soruşturma süreci sonucunda, 10 Ocak 2012 tarihinde Kopenhag Şehir Mahkemesince alınan karara ilişkin görüşlerimiz aynı gün yapılan Bakanlığımız açıklamasıyla duyurulmuştu.

Anılan mahkeme tarafından alınan kararda, PKK’nın terörist örgütü niteliği teyit edilmiş ve ROJ TV’nin PKK adına propaganda yaptığı, terörizmi ilerlettiği ve kanalın PKK tarafından kontrol ve finanse edildiği belirtilmişti. Böylece, ROJ TV’nin PKK ile bağlantısı açıklıkla ortaya konmuştu.

İlgili uydu şirketinin, yukarıdaki gerçeklerden hareketle, ROJ TV’nin kendi uyduları üzerindeki varlığına son verme yolunda aldığı kararı ve dağıtım şirketlerine ROJ TV’nin yayınlarını sona erdirmeleri yönündeki çağrısını, konuya ilişkin dava sürecinde teyit edilen ve mahkeme kararıyla hüküm altına alınan tespitlerin doğal bir gereği olarak değerlendirmekteyiz. Alınan bu kararın mahkemede hükme bağlanan sonuçla uyumlu olduğu kanaatindeyiz.”

 

ROJ TV’nin yayını kesildi

Dışişleri Bakanlığı, ROJ TV’nin yayın yaptığı uydu şirketinin, kanalın yayınlarına son verme kararı aldığını duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı, Eutelsat şirketinin, ROJ TV’nin kendi uyduları üzerindeki varlığına son verme yolunda aldığı kararını, Kopenhag Mahkemesi kararının doğalgereği olarak değerlendirdi.

Danimarka’da ROJ TV ile ana şirketi “Mezopotamya Yayıncılık A/S” aleyhine 2005 yılında başlatılan soruşturma süreci sonucunda, 10 Ocak 2012 tarihinde Kopenhag Şehir Mahkemesii PKK’nın terör örgütü niteliğini teyit etmiş, ROJ TV’nin PKK adına propaganda yaptığı, terörizmi ilerlettiği ve kanalın PKK tarafından kontrol ve finanse edildiğini tespit etmişti.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İlgili uydu şirketinin, yukarıdaki gerçeklerden hareketle, ROJ TV’nin kendi uyduları üzerindeki varlığına son verme yolunda aldığı kararı ve dağıtım şirketlerine ROJ TV’nin yayınlarını sona erdirmeleri yönündeki çağrısını, konuya ilişkin dava sürecinde teyit edilen ve mahkeme kararıyla hüküm altına alınan tespitlerin doğal bir gereği olarak değerlendirmekteyiz. Alınan bu kararın mahkemede hükme bağlanan sonuçla uyumlu olduğu kanaatindeyiz.” ifadelerine yer verildi.

İki bakan Roj TV için harekete geçti

Danimarka Adalet Bakanı Morten Bödskov ve Kültür Bakanı Uffe Elbaek ortak bir açıklama yaparak, Roj TV’nin kapatılması için yasadaki boşluğun giderileceğini söylediler.
Her iki bakan da mahkemenin terör propagandası yaptığını tesbit ettiği bir televizyon kuruluşunu kapatamamasının doğru olmadığını belirterek, yasada değişiklik yapılacağını açıkladılar. Bödskov ve Elbaek, girişimleri ile hem ülkede terör faaliyetlerini engellemeyi hem de Türkiye ile Danimarka arasında diplomatik krizi önlemeyi düşündüklerini söyledi.Kopenhag Şehir Mahkemesi’nin Roj TV’ye sadece para cezası vererek kapatma kararı almaması üzerine Adalet Bakanı Bödskov ve Kültür Bakanı Elbaek, yasadaki boşluğun kapatılması için harekete geçtiler.

Bödskov ve Elbaek tarafından yapılan ortak açıklamada “Terörizm hiçbir şekilde haklı gösterilemez. Hükümetimiz nereden gelirse gelsin, kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, kime zarar verirse versin, hangi amaçla olursa olsun terörizmin her türlüsüne karşıdır ve kınamaktadır. Danimarka, terörle mücadele konusunda uluslararası arenada aktif rol oynamakta ve müttefikleri ile işbirliği yapmaktadır” denildi.

Türkiye ile çok değerli ilişkimiz var

İki bakan Türkiye ile ilişkilere büyük önem verdiklerini belirterek ”Danimarka’nın Türkiye ile çok uzun süren dostluğu ve terörizmle mücadele konusunda çok değerli bir işbirliği vardır” dedi.

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun Roj TV’nin yayın iznini iptal etmek için yeni bir girişimde bulunacağına işaret edilen ortak açıklamada ayrıca “Bilindiği gibi Kopenhag şehir mahkemesi, Roj TV konusunda bir karar almış ve televizyon kanalının terörü teşvik ettiğinin, terör örgütüPKK tarafından yönetildiğinin kanıtlandığını açıklayarak para cezası vermiştir. Henüz tarafların karara itiraz hakları süresi vardır. Bu arada Radyo Televizyon Üst Kurulu da mahkeme kararını gerekçe alarak, Roj TV’nin yayın izninin iptali için yeni bir değerlendirme yapılacağını açıklamıştır. Şayet yasada bir boşluk varsa mutlaka kapatılacaktır. Adalet ve Kültür Bakanlıkları olarak biz, mahkamelere, terörü teşvik eden yayın kuruluşlarına müdahale hakkı tanıyan yasayı mutlaka çıkaracağız” denildi.

Her iki bakan da hükümetin terörizmle mücadele konusunda çok hassas davrandığını ve terör faaliyetlerine ne olursa olsun izin verilmeyeceğini söylediler. Bödskov, yeni yasa çıkarmanın  itiraz hakkı süresinde yetişmeyebileceğini ancak Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun hızlı bir girişimde bulunmasını beklediklerini söyledi.

 

 

CNN TÜRK

Danimarka’da Roj TV Aleyhine Açılan Ceza Davasında Alınan Karar Hk.

No:8, 10 Ocak 2012, Danimarka’da Roj TV Aleyhine Açılan Ceza Davasında Alınan Karar Hk.

Danimarka’da ROJ TV ile ana şirketi “Mezopotamya Yayıncılık A/S” aleyhine 2005 yılında başlatılan soruşturma süreci sonucunda 2010 yılında ceza davası açılmıştı. Bu dava kapsamında bugün (10 Ocak) açıklanan kararda Kopenhag Şehir Mahkemesi, ROJ TV ve ana şirketinin 5,2 milyon DKK para cezasına çarptırılmasına hükmetmiştir.

Dava sırasında iddia makamı, ROJ TV’nin PKK terör örgütü ile ilişki içinde bulunduğunu, 1999 yılında İngiltere’de, 2004 yılında Fransa’da yasaklanan MED TV ve MEDYA TV’nin devamı olduğunu, çok sayıda somut delile dayanarak, şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamıştır.

Kopenhag Şehir Mahkemesi verdiği kararda, PKK’yı terörist bir örgüt olarak nitelemiş, ROJ TV’nin PKK adına propaganda yaptığını ve terörizmi ilerlettiğini, kanalın PKK tarafından kontrol ve finanse edildiğini belirterek, ROJ TV’nin PKK ile bağlantısını açıklıkla ortaya koymuştur. Mahkeme ayrıca, ROJ TV çalışanlarının PKK ile yakın ilişkide bulunduklarını vurgulamıştır.

Mahkeme, Danimarka Ceza Kanunu’nun müsadereyi düzenleyen hükmünün soyut bir hak olan yayıncılık lisansını kapsamayacağını belirtmiş ve bu gerekçeyle ROJ TV yayıncılık lisansının müsaderesi talebini reddetmiştir. Karar bu açıdan eksik kalmıştır. Bu eksikliğin giderilmesini ve ROJ TV’ye yayın lisansını veren makam olarak Danimarka Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun Mahkemenin vermiş olduğu kararı inceleyerek lisansı müsadere etmesini bekliyoruz.

Mahkemenin kararı, AB üyesi bir ülke tarafından PKK iltisaklı basın-yayın organlarının PKK terörizmi ile ilişkisini açıkça ortaya koyması bakımından önemlidir. Şurası muhakkaktır ki bu karar uluslararası alanda terörle mücadele bakımından emsal teşkil edecektir.

Bu karar ışığında, AB üyesi ülkelerdekiler başta olmak üzere, uydu üzerinden yayın hizmeti sunan tüm şirketlerden, PKK terör örgütünün faaliyetlerine ve örgüte destek sağlayan ROJ TV benzeri kuruluşların yayınlarına hiçbir koşulda izin vermemelerini önemle bekliyoruz.

ileNo:8, 10 Ocak 2012, Danimarka’da Roj TV Aleyhine Açılan Ceza Davasında Alınan Karar Hk. / T.C. Dışişleri Bakanlığı.

Roj TV’ye para cezası

Danimarka’da Roj TV’nin kapatılması istemiyle görülen davada mahkeme kararını açıkladı. Kanalın kapatılmasına gerek olmadığına hükmeden mahkeme, ancak Roj TV’yi para cezasına çarptırdı.

Danimarka’da mahkeme, yasadışı PKK örgütü lehine propaganda yapmak suçundan Roj TV’yi 5 milyon 200 bin Danimarka kronu (yaklaşık 700 bin euro) para cezasına çarptırdı. Kararda, kanalın Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde bulunan PKK’dan mali destek aldığına da dikkat çekildi.

Mahkeme heyeti, savcılığın kanalın yayın izninin iptal edilmesi yönündeki talebini ise reddederek Danimarka’daki ceza yasaları uyarınca Roj TV’nin yayın lisansının iptal edilmesine gerek olmadığına karar verdi.

Mahkemenin kararının yanlış olduğunu savunan kanalın avukatı Björn Elmquist ise hükmün siyasi amaçlı olduğunu savunarak ancak Roj – TV’nin kapatılmamasını yine de iyi bir sonuç olarak değerlendirdi.

Türkiye’den tepki

Ancak Türkiye, mahkemenin kararına tepkili. Türkiye’nin Kopenhag’daki büyükelçisi Berki Dibek, Roj TV’nin lisansının iptal edilmemesi nedeniyle hayal kırıklığına uğradıklarını belirterek ”Danimarka Televizyon Üst Kurulu’ndan Roj TV’nin yayınlarını durdurmasını bekliyorum” dedi.

Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da kararın bir ilk adım olduğunu belirterek “Şimdi beklentimiz idari makamlar tarafından bu kararın gereğinin yapılmasıdır” dedi. 175 sayfalık bu kararı doğru okuyup analiz etmek gerektiğini söyleyen Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her şeyden önce bu kararla mahkeme, PKK’yı terörist bir örgüt olarak niteliyor ve Roj TV’nin PKK adına propaganda yaptığını tespit ediyor. Kanalın PKK tarafından kontrol ve finanse edildiğini, Roj TV’nin PKK ile ilişkilerinin açık bir şekilde ortaya çıktığını tespit ediyor. Bu tespitler önemli ve verilen para cezası bu tespitlere istinaden veriliyor.”

Karar temyize gidecek

Soruşturmayı yürüten ve televizyon ile ilgili kapatma davasını açan Kopenhag Başsavcı yardımcısı Anders Risager de kendilerinin televizyon kanalı ile ilgili mahkemeye sundukları delilleri mahkemenin kabul ettiğini ancak hukuki boşluktan dolayı yayın izninin iptali yönünde karar veremediğini söyledi.

Risager, mahkemenin verdiği karar ile ilgili olarak 190 sayfalık kararı inceledikten sonra temyize gideceklerini söyledi.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa/AA, HK/BK

ileRoj TV’ye para cezası | Avrupa | Deutsche Welle | 10.01.2012.

Türk gencine ırkçı saldırı

Danimarka’da daha önce iki Türk gencini öldüren ırkçı örgüt AK 81 üyeleri, Kopenhag’da yine bir Türk gencine saldırdı. Kafasına 8 dikiş atılan K.K.’ya 12 ırkçı, muşta, taş ve beyzbol sopalarıyla saldırdı. Gözünü hastanede açan K.K.’ya bir şok da polisten geldi. Polis K.K’ya “Şikayet edersen seni koruyamayız” dedi.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da bir benzin istasyonunda aracına benzin alan 25 yaşındaki Türk genci K.K., bir grubun önce sözlü tacizine uğradı. Daha sonra evine dönerken yolunu kesen 12 kişilik ırkçı grubun saldırısına uğradı. Öldüresiye dövülen Türk genci ancak öldü numarası ile hayatta kalabildi. Oğlunu hastanede kanlar içinde gören baba V.K. suçluların yakalanması ve gerekli cezayı almaları için sonuna kadar mücadele edeceğini söyledi. Başından geçen olayı Hürriyet’e anlatan K.K, şunları söyledi:

Benzinlikte hakaret

“Askerlik yoklaması için doktor raporu almam gerekiyordu. Doktordan çıktım, benzin istasyonuna girdim. Bir araç içinde Hells Angels ve alt grubu AK 81 grubundan Danimarkalı gençler oturuyordu. Biri bana ters ters baktı. Bilindiği gibi bazı benzincilerde önce parayı ödüyorsun sonra benzin doldurabiliyorsun. Ben da arabamdan indim, para ödemek için içeri girerken ‘Siz yabancılar öleceksiniz. Ne bakıyorsun’ dedi. Ben kalabalık oldukları için sesimi çıkarmadım. Bu arada anahtarı arabanın üzerinde bırakmıştım. İçeriden çıkarken ırkçılardan birinin arabama bindiğini ve daire çizerek lastiklerden duman çıkarttığını gördüm.”

Anahtarı çatıya attı

“Kendi arabalarında oturan diğerleri bana ‘Siz yabancıları bu ülkeden yok edeceğiz’ diye bağırıp hakaret etmeye başladılar. Arabamdaki kişi arabamı çalıların içine sürdü. Arabadan çıkarak bana doğru gelmeye başladı. Diğer üç arkadaşı da arabalarından inerek bana geldiler ve ‘Siz yabancılara burada rahat vermeyeceğiz. Senin boynunu kıracağız. Sizin burada yaşamanıza izin vermeyeceğiz’ diyerek tehditte bulundular. İri yarı ve dört kişi oldukları için sesimi çıkarmadım. Arabamın anahtarlarını çatıya attılar. Neyse ben benzin istasyonundaki görevlinin yardımı ile çatıya çıkıp anahtarları aldım ve arabama benzin doldurdum.”

Dört araç yolunu kesti

İstasyondan ayrılıp eve doğru giderken dört araç tarafından yolunun kesildiğini anlatan K.K., şöyle devam etti:
“Arabadan inenlerin üzerinde AK 81 ve Hells Angels amblemleri vardı. Biri hemen silah çekip dizime dayadı, bazıları kaldırım taşı aldı, arabama binen şahıs ise eline muşta geçirdi. yanlarında Pitbull köpekleri de vardı. Liderlerine ‘Yapmayın. Böyle olmaz’ dedim. Vurmaya başlayınca kendimi korudum. Birisi arkadan kafama muşta ile vurunca gözlerim karardı. Ellerimle yüzümü kapatıp yere çökünce hepsi birden saldırdı. Muşta, taş, beyzbol sopası ile 12 kişi bana durmadan vurdu. Ölmüş numarası yapmak zorunda kaldım. Bu arada biri ‘Yeter, öldü’ dedi. Ondan sonra hemen arabalarına binerek uzaklaştılar. Gitmeden önce de ‘Sıra kadınlarınıza ve kızlarınıza geldi’ diye bağırdılar. Hemen kardeşimi aradım, o da hemen polisi arayıp eskort istedi. Sonra beni hastaneye getirdiler. Sadece kafama 8 dikiş atıldı” dedi.

Hells Angels üyeliği için öldürüyor

Motorcu çetesi olarak bilinen, ancak her türlü uyuşturucu ve fuhuş işlerine karışan Hells Angels’in alt kuruluşu olan AK 81 çetesi, genç Danimarkalılardan oluşuyor. Polis raporlarına göre, AK 81 üyeleri yabancı gençleri dövüp veya öldürdükleri takdirde Hells Angels’e üye olma hakkını kazanabiliyor. AK 81 üyesi gençler, daha önce Deniz Özgür Uzun’u beyzbol sopasıyla, Osman Nuri Doğan’ı da silahlı saldırı sonucu öldürmüşlerdi. Zanlılar sadece 3.5-4 yıl gibi hafif cezalar almıştı. AK 81, Hells Angels’in yabancı gençlere ait çetelerle mücadelesinde üye sayısını arttırmak için kuruldu. Yabancılara yönelik saldırıları AK 81 üyeleri yapınca, yaşları küçük olduğu için daha az ceza alıyor.

Polis: Şikâyet etme seni koruyamayız

Hastan ede tedavi altına alınan K.K, Danimarka’da iyi bir eğitim aldığını hiç bir çete ya da grupla ilişkisi bulunmadığını belirterek, giderek artan ırkçılığın durdurulması gerektiğini söyledi. İfadesini alan polislerin, “Şikayetçi olursan seni koruyamayabiliriz” sözlerine çok şaşırdığını söyleyen K.K., Türk yetkililere seslendi: “Hells Angels, dünya çapında bir örgüt. Polis beni koruyamazsa ben kendimi nasıl koruyacağım. Bu örgütün alt kuruluşu olan AK 81, bilindiği gibi daha önce iki Türk gencini öldürdü. Ben Büyükelçimize, Başbakanımıza hatta Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Bu ırkçılara karşı korunmamazı sağlasınlar. Bize sahip çıksınlar.”

Türk Büyükelçiliği ise V.K. ile görüşerek, yaşananlar hakkında bilgi aldı. Büyükelçilik, K.K.’nın korunmasının sağlanacağını, polisin ‘Koruyamayız’ deme hakkının bulunmadığını açıkladı.

 

 

Hürriyet Avrupa

THY pilotları – eğitim yetersiz, kural tanımaz, İngilizceleri kötü

Danimarka medyası, THY pilotlarının ifadelerine dayanarak, THY pilotları için “Eğitimleri yetersiz, kurallara uymuyorlar ve İngilizceleri kötü” suçlamasında bulundu.

Danimarka basınına konuşan 13 yabancı Türk Hava Yolları pilotu, Türk meslektaşları için “Eğitimleri yetersiz, kurallara uymuyorlar ve İngilizceleri kötü” suçlamasında bulundu. Danimarka Ulaştırma Bakanlığı THY hakkında soruşturma başlattı.

Türk Hava Yolları son yıllarda yaptığı reklam kampanyaları, fiyat avantajı ve kabin içi hizmetleriyle Avrupa’nın en hızlı yükselen havayolu seçilerek tüm dikkatleri üzerine çekti. Durum böyle olunca, her geçen yıl daha da kötüye giden ve zarar eden rakiplerinin de tepkisini çeken ve imrenilen bir şirket haline geldi. Dün Danimarka’nın en çok satan gazetelerinden Politiken, “Yolcular mutlu, fiyatlar uygun, Star Alliance’ın bir üyesi. Fakat bu başarı öyküsünün arkasında çok farklı bir gerçek var” ifadelerini kullanarak bir manşet haber yayınladı ve THY’yi hedef aldı. Claus Blok Thomsen imzalı haberde geçmişte Türk Hava Yolları’nda çalışan ve halen çalışmakta olan 6 Avrupa ülkesi vatandaşı 13 yabancı pilotla yapılan görüşmelere yer verildi. Pilotların Türk ekip arkadaşları hakkındaki açıklamaları yenilir yutulur cinsten değildi.

‘Artık uçmaktan korkuyorum’

İşlerini kaybetmek istemedikleri için isimlerini gizleyerek konuşan pilotlardan biri “Türk kaptan bana ‘Ben penisimle bile uçak kullanırım. Kontrollere gerek yok’ dedi. Uçuştan önce yapmamız gereken check list’i umursamadan havalandık. Kontrol etmemiz gereken noktalar arasında ne kadar benzin aldığımız ve acil durumlarda yolculara vereceğimiz oksijen maskelerindeki oksijen miktarı gibi hayati şeyler vardı” diye konuştu. Haberin başlığında da kullanılan bir başka ifadede ise, bir başka pilot THY’de çalışmanın hayatını tamamen değiştirdiğini belirterek “Uçmaktan korkacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Ama artık yolcuyken çok korkuyorum” dedi. Bir kısmı THY’den geçen sene ayrılmış olan pilotlar, önlemler alınmaması durumunda 2009’da Amsterdam’da gerçekleşen kazanın bir benzerinin yaşanacağını iddia etti.

 

Genç pilotlar daha iyi

13 pilottan biri, genç meslektaşlarının ‘tecrübeli’ kaptanlara göre daha iyi olduğunu şu sözlerle anlattı “Yetenekli pilotlar genellikle genç olanlar. Onlar İngilizce biliyor ve aldıkları eğitimleri hatırlıyorlar. Onlar, Hava Kuvvetleri’nin yanısıra bir üniversiteden eğitim alıyor. Tecrübeli pilotlardan bazıları otomatik pilot olmadan uçağı kullanamıyor. Pilotların yarısı gayet kötü” dedi. Dünyanın birçok yerine THY pilotlarıyla birlikte uçan yabancı pilotlar “Sağ, sol, yüksel ve alçal komutları haricinde çoğunluğu İngilizce bilmiyor. Pilotlar, robot gibi. Mikrofonla konuşurken bile el kitabına bakıyorlar. Sürekli otomatik pilotu kullanıyorlar” açıklamasını yaptılar. Afrika’ya gittiği uçağın kaptanının İngilizce bilmediğinden yakınan bir diğer pilot ise “Hedefimize gidip geri döndük ve bütün işi ben yaptım. Kule bize “Alçalın ve 5 bin feete ulaştığınızda sola dönün” dedi, kaptanımın bana verdiği emir ise “Sola dön ve 4 bin feet alçal” oldu” dedi.

 

‘Ailemi THY’de güvenle uçuruyorum’

PoiItiken’in ortaya attığı iddialar üzerine THY’nin CEO’su Temel Kotil, sert bir açıklama yaptı. İşte Kotil’in sorulara verdiği yanıtlar:

 

Pilotlar yeterli oranda İngilizce biliyor mu?

 

– Bence açıklamalar haksız ve abartılmış. Uçuş sertifikaları ve dil eğitimlerinin uluslararası geçerliliği vardır ve hem ulusal hem de uluslararası merciler tarafından kontrol edilir. Pilotlar işe girmeden önce birçok sınavdan geçer.

 

Pilotların manuel kullanmayı bilmediği ve sürekli otopilotta seyrettiği iddia ediliyor?

 

– Diğer şirketlerinin aksine Türk Hava Yolları’nın kaptanlarının 10 bin saat, yardımcı pilotların ise 3 bin saat uçuş tecrübesi olma zorunluluğu var. Manuel kullanımlar konusunda ise pilotları 6 ayda bir uçuş simulatörlerine sokuyoruz. Böylece manuel kontrol yeteneklerini değerlendirmeye alıyoruz” açıklamasını yaptı.

 

Kurum içerisinde adam kayırma var mı?

 

– Şikayette bulunan pilotları dinliyoruz. THY’de çalışanların her türlü iletişim yolu açıktır. İstedikleri zaman gördükleri bir yanlışı bize bildirebilirler.

 

Pilotlar güvenlik nedeniyle ailelerini uçağa bindirmediğini açıkladı. THY güvenli mi?

 

– Açıklamalar abartıdır. 2 bin 200 pilotumuz var ve bunların 320’si yabancı. 16 bin çalışanımız ve onların aileleri THY ile uçuyor. Buna ben ve ailem de dahil. Ben bu insanların hiçbirinin ne kendilerini ne de yakınlarını tehlikeye atacaklarını düşünmüyorum.

 

Pilotların İngilizce ve liderlik vasıfları yeterli mi?

 

– Bütün pilotlar kusursuz bir aksanla İngilizce konuşamıyor olabilir. Ama onların İngilizce yeteneklerini en ileri noktaya getirmek için çalışıyoruz. Pilotların İngilizce yetenekleri ve bilgileri anadili İngilizce olmayan bütün şirketler için büyük bir sorundur.

 

Pilotlar iç yazışma ile uyarıldı iddiası

 

Gazeteye konuşan pilotlardan bir diğeri ise”Kötü pilotlar her uçakta var. İstanbul’dan Kopenhag, Oslo, Frankfurt ve Londra’ya giden uçaklarda da Bangkok, Tunus ve Beyrut’a giden uçaklarda da kötü pilotlar denk gelebilir” dedi. THY’nin iç yazışmalarına ulaşan Politiken gazetesi, yöneticilerin yapılan hataların farkında olduğunu öne sürdü. Bir raporda “THY, 2010’da İngiliz hava sahasında diğer şirketlere göre daha fazla yanlış yükseklikte yol aldı” yorumu yer alıyor. Uzmanlar ise bu hatanın tek sorumlusunun otomatik pilot kullanan ve kuleyle temasa geçemeyen İngilizce bilmeyen kaptanlar olduğunu belirtti. 23 Kasım’da yayınlanan bir diğer yazışmada ise “Diğer havayolu şirketlerine göre havada istediğimiz noktada seyredememişiz. Gitmemiz gereken noktada yol alamamışız” açıklaması yer alıyor.

 

‘Adam kayırıyorlar’

 

Karlı bir havanın ve trafiğin yoğun olduğu bir gün, Türk bir yardımcı pilotla çalışan bir kaptan ise “Hava çok kötüydü ve kule ile temastaydık. Fakat yardımcı pilot söylenenlerin tek kelimesini bile anlayamadı. O sebeple uçağı kullanmanın yanısıra iletişim görevini de ben üstlendim” dedi. Pilotların İngilizce bilgisinin çok kötü olduğunu dile getiren bir diğer pilot ise “Eğitim simulasyonu yaptığımızda bir Türk’le çalıştım. Acil durum alarmı çaldı. Bu durumda benzin seviyesine ve motor basıncına bakmamız gerekiyordu. Fakat yanımdaki adam ne alarmı anladı ne de yazılı checklist’i. Şikayette bulundum ama sanırım adam kayırıyorlar” dedi.

 

Kurallar var ama…

 

THY içerisinde birçok katı kural olduğunu belirten SAS ve Cimber Sterlin menşeili bazı pilotlar “Kuralların çoğuna kimse uymuyor” dedi. İddialar üzerine harekete geçen Dan yetkililer THY üzerindeki kontrollerin artırılacağını açıkladı. Dan Ulaştırma Bakanı Henrik Dam Kristensen “Danimarka’da kontrollerimizi artıracağız. Ulaştırma ile ilgilenen makamların Avrupalı meslektaşlarıyla temasa geçmeleri ve THY hakkında ortaya atılan iddiaları öğrenmeleri akıllıca olur. Bizim yaptığımız incelemelerde herhangi bir yanlışa rastlamadık ama önlemlerimizi önceden almalı ve bu ‘ciddi’ iddiaları göz ardı etmemeliyiz” dedi. Danimarka Kamu Ulaşım Kurumu’nun iletişim direktörü Thorbjorn Ancker de henüz bir güvenlik eksiğine rastlamadıklarını belirterek “Avrupa Hava Güvenliği Ajansı ile iletişime geçeceğiz” dedi. Türk Pilotlar Birliği’nin eski başkanı Nuri Sakarya da konu hakkında “Türk pilotlar çok az eğitim alıyorlar” açıklamasında bulundu.

 

THY nereye gidiyorsun?

 

Türk pilotların birçok zaman felakete davetiye verdiğini belirten bir pilot “Kule bize 2 bin 300 feet alçalmamızı söyledi ama pilot bu rakamı bana 3 bin 200 olarak tekrarladı. Bir süre devam ettikten sonra kule bizi uyararak “THY nereye gidiyorsun” dedi. Bu tür aksaklıklar çok sık yaşanıyordu” açıklamasını yaptı. Uçaklara güveninin kalmadığını dile getiren bir diğer pilot ise “Artık ne karımı ne de çocuklarımı THY uçağına bindirmiyorum” dedi. (Vatan)

Roj TV davasında savcı mütalaasını okudu

A.A. / DHA

Terör örgütü PKK ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle Roj TV hakkında Danimarka’da açılan kapatma davasında mütalaa okundu. Savcı mütalaasında, Roj TV’nin daha önce yayın yapan ve PKK ile bağlantısı olduğu için kapatılan Med TV ile Medya TV’nin devamı olduğunu hatırlattı.

 Danimarka Şehir Mahkemesinde bugün devam edilen duruşmada, savcı Jakob  Buch Jepsen sabah TSİ 10.30’da başlayan ve öğleden sonraya kadar devam eden  duruşma boyunca Roj TV ile ilgili kapatma davasıyla ilgili mütalaasını okudu. Savcı mütalaasında, televizyon ile terör örgütü PKK arasındaki bağlantıyı gösteren nedenlere dikkat çekti.

 Savcı Jepsen mütalaasında, 1999 yılında İngiltere’nin Med TV’yi, 2004 yılında daFransa’nın Medya TV’yi yasakladığını ve yayınlarını durdurduğunu hatırlatarak bu televizyonların da yayınlarında terör örgütü PKK’nın propagandasını yaptıklarını ve bu nedenle mahkeme tarafından yasaklandıklarını bildirdi.

Adı geçen bu televizyonların yayınlarının yasaklanmasından sonra Roj TV’nin yayına başladığını kaydeden savcı, bu nedenle Roj TV’nin Med ve Medya TV’nin devamı olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’de yaşanan demokratik gelişmeler ile birlikte insan hakları alanında yaşanan gelişmelere de değinilen mütalaada, Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan halk ile ilgili olarak da demokratik alanda iyileştirmeler yapıldığı, yeni düzenlemelere gidildiği kaydedildi. Mütalaada,  savcılığın Türkiye’yi savunmadığı belirtilerek, Türkiye’de yaşanan düzenlemelere değinildiği kaydedildi.

“YAYIN LİSANSI KURALINA UYMADILAR”

Savcı Jepsen mütalaasında yine, Roj TV’nin Danimarka TV Radyo Kurulu’ndan yayın lisansı almak için müracaatta bulunduğu, bu başvuruda Roj TV’nin ana merkezinin Kopenhag’da olacağının ve programlar ile kararların buradan alınacağı bildirildiği ancak buna uyulmadığı, programlar ile birlikte televizyon ile ilgili kararların da Belçika’daki Roj Nv adlı program şirketinde alınarak yürütüldüğüne dikkati çekti.

Aynı zamanda Roj TV’ye dışarıdan program yapan Roj Nv’ye ait 4 telefon hattına da işaret eden savcı, bu telefonların Türkiye ve Kuzey Irak’taki irtibatlar için kullandığını mütalaasında yer verdi.

İRANLI ESKİ MÜDÜR ÖNEMLİ TANIK

Savcı Jepsen mütalaasında, Roj TV’nin eski İranlı müdürü Manouşehr  Zoonozi’nın mahkemede verdiği ifadelerine de değindi. Zonoozi’nin çok önemli tanık olduğunu bildiren savcı, avukatın iddia ettiği gibi Zonoozi’nin kanaldan alacak verecek meselesi nedeniyle işten atıldığı için intikam peşinde olmadığını belirtti. Savcı ayrıca, Zonoozi’nin 2006 yılından, kovulduğu tarihe kadar terör örgütünün televizyon üzerindeki baskısını bildiğini söyledi.

“PKK TERÖR ÖRGÜTÜ”

Savcı mütalaasında, İranlı eski müdürün hala tehdit altında olduğunu, şu anda bile polis koruması altında tutulduğunu, bundan sonra da normal bir hayatı olamayacağını kaydetti.

PKK’nın terör örgütü olduğunu ve AB ile birlikte ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya başta olmak üzere birçok ülkenin bu örgütü terör listesine aldığını kaydeden savcı, örgüt tarafından Türkiye’de gerçekleştirilen terör saldırılarında kadın ve çocuklar ile birlikte çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğine dikkat çekti.

Danimarka istihbaratı içindeki bir birimin terör örgütü PKK’yı izlediğine işaret eden Savcı, bu birim tarafından elde edilen bilgi ve analizlerin Türk istihbarat birimlerinden alınmadığına özellikle dikkat çekmek istediğini söyledi.

Mütalaasında PKK’nın bir terör örgütü olduğuna dikkat çeken savcı, Roj TV’nin de bu örgütün propagandasını yaptığını kaydetti.

Duruşma ertelenirken, haftaya görülecek duruşmada, avukat dava ile ilgili son savunmasını yapacak. Ocak ayı içinde de mahkemenin dava ile ilgili kararını vermesi bekleniyor.

 

BAĞIŞ: DANİMARKA’DA ÇOK ŞEY DEĞİŞMİŞ

Kopenhag’daki temaslarını tamamlayan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da Türkiye’ye dönmeden önce yaptığı basın toplantısında görüşmeleri hakkında bilgi sundu.

 Bağış, “Ben bu seyahati önceki seyahatlerimle kıyasladığım zaman gerçekten çok şey değiştiğini, Danimarkalıların Türkiye’nin potansiyelini daha iyi kavradıklarını gördüm. Geçen yıl konuştuğumuz konularla bu kez konuştuğumuz konulardaki farklılıkları değerlendirdiğim zaman, Türkiye’nin ekonomik gücünün çok daha öne çıktığını, bölgede oynadığı rolün çok daha takdir edildiğini gördüm, bu da beni umutlandırdı. Tek sorun Roj TV, o konuda da bağımsız yargının gerekeni yapacağına inanıyorum. Danimarka müttefikimiz, birbirimizi korumak zorundayız. Bunun sadece bizim değil, AB’nin de bir sorunu olduğunu dile getirdim” dedi.

Danimarka: Artık ırkçılık bir numaralı tehdit oldu

11 Eylül saldırılarından sonra El Kaide ve benzeri örgütlere odaklanan Avrupa, tehdit algılamasını yeniden tanımlıyor.
İslam düşmanı Anders Behring Breivik’in Norveç’te temmuz ayında 76 kişiyi katletmesi bu değişimi beraberinde getirdi. Oslo katliamının ardından Danimarka istihbarat teşkilatı PET, terör tehdidinde ilk sıraya ırkçı örgütleri yerleştirdi. PET’in yıllık değerlendirme raporunda, ilk kez aşırı sağ ve sol gruplar terör listesinde birinci sırada yer aldı.
Raporda bu grupların giderek profesyonelleştiğine ve aşırı derecede silahlandığına dikkat çekildi.Danimarka’da bugüne kadar aşırı sağ ve sol gruplar görmezden gelinerek, terör tehdidinde ‘dışarıdan gelecek’ saldırılar öncelikli değerlendiriliyordu. PET’in son raporu, ırkçı grupların son dönemde çok sayıda üye kazandığını, özellikle de holigan futbol taraftarlarının örgüt saflarına çekildiğini kaydediyor. Bu grupların sadece ülke içinde üye kazanmakla kalmadığı, kendileri ile aynı düşünceleri paylaşan yurtdışındaki aşırı sağ gruplarla yakın işbirliğine gittiği tespitini yapıyor. İngiltere’de kurulduktan sonra kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılan Müdafaa Dernekleri’ne ayrı bir bölüm açılarak, göçmen ve İslam karşıtı Danimarka Müdafaa Derneği’nin 1.600 üyesi olduğu dile getiriliyor. Grubun tüm Danimarka’da örgütlendiği aktarılıyor. Rapora göre aşırı sol gruplar daha çok devlet ve kamu görevlilerini hedef alırken, sağ grupların hedefinde hem sol gruplar hem de göçmenler yer alıyor. Raporu değerlendiren PET Başkanı Jakob Scharf, Danimarka’ya yönelik terör tehdidinin daha dinamik ve karmaşık bir yapıya büründüğünü belirterek, “Sadece global tehditlere karşı değil, içten gelecek dini ve politik terör tehditlerine karşı da teyakkuzda olmalıyız.” açıklamasını yaptı. Scharf, hem sağ hem de sol grupların giderek daha radikalleştiğinin altını çizdi. Danimarka’da, Norveç katliamının ardından 20 yıldır yeraltında faaliyet gösteren ORG adlı ırkçı bir grup deşifre edilmişti.

Zaman

Roj TV davasında hukuk savaşı

KOPENHAG şehir mahkemesinde pazartesi günü başlayan Roj TV kapatma davasının ilk gününde, savcı Anders Riisager’in okuduğu iddianame duruşma hakimi tarafından kabul edildi ve davanın devam etmesi kararına varıldı.

Davanın ilk günü, daha çok savcıların Roj TV ile PKK arasındaki bağlantıların delillerini mahkemeye sunmasıyla geçti. Davanın ikinci gününde ise Savunma Avukatı Björn Elmquist, ilk günkü davanın düşmesi talebini yineleyerek, savcılığın davaya Türk hükümeti gözüyle baktığını öne sürdü. Elmquist, savcıların Türkiye’deki soruşturmaları sırasında Türk devleti tarafından ağırlandıklarına dikkat çekerek, Danimarka dışında yürütülen soruşturmaların geçersiz sayılmasını istedi. Ancak duruşmadaki diğer savcı Jacob Buch Jepsen, Roj TV savunma avukatının da Türkiye’deki soruşturmalara davet edildiğini ama katılmak istemediğini hatırlattı. Savcının iddianameyi okuması sırasında sözünün sık sık savunma avukatı tarafından kesilmesi ve itirazlarda bulunulması, 26 gün sürecek davanın taraflar arasında bir hukuk savaşı olarak geçeceğini gösterdi.Duruşmayı Hukuk Müşaviri Cem Baş ile birlikte izleyen Türkiye’nin Kopenhag Büyükelçisi Berki Dibek, davanın Kürtlerin ifade özgürlüğünü engellemek gibi gösterildiğini belirterek, Türkiye’nin devlet televizyonunda bile Kürtçe yayın yapıldığına dikkat çekti. Dibek ”bu dava bir ifade özgürlüğü davası değil, törer davasıdır”dedi.

PKK’NIN TALİMATI OKUNDU
Savcılığın iddianameyi okuması sırasında Polis savcısı Jacob Buch Jepsen PKK’nın Roj TV’ye gönderdiği talimatı okudu. Talimatta, Roj TV haberlerinde Türkiye’deki PKK yandaşı çocuk ve gençlerin molotoflu eylemlerinden çok bahsedilmediğine dikkat çekilerek ”şayet eylem halindeki çocuklar ve gençler çok gösterilirse, emin olun ki eyleme katılan gençler ve çocukların sayısı artar ve daha çok eylem yapılır” deniliyor. İddianamede ayrıca, Roj TV’de PKK’nın Türk askerlerine karşı eylemlerinden bahsederken ”PKK Türk Askerine iyi bir ders verdi” sözlerine dikkat çekilerek, Roj TV’nin PKK’nın propagandasını yaptığı belirtildi. Deliller arasında, Roj TV yöneticilerinin PKK’dan ”14:30’dan sonra eylem yapmayın çünkü haber programına yetiştiremiyoruz” gibi bir isteği de gösterildi. İddianamede kapatma davasının, Kürtlerin ifade özgürlüğünden daha çok, Roj TV ve PKK arasındaki bağlantı ile ilgili olduğu, duruşma boyunca Roj TV’nin, PKK’nın kara parasını nasıl akladığı, nasıl propaganasını yaptığı ve izleyicilerini nasıl teröre teşvik ettiğinin tüm açıklığıyla ortaya konulacağı belirtildi. Savcılardan Anders Riisager, Belçika polisinin PKKlılar ve Mezopatamya TV’ye yönelik baskınlarında ele geçirdiği bir çok belgeyi kendilerine verdiğini belirterek, belgelerin mahkemeye sunulacağını söyledi.

PKK TERÖR EYLEMLERİ YAPMIYORMUŞ
Duruşmanın ikinci gününde iddanameye karşılık, Roj TV’nin savunmasını yapan Avukat Björn Elmquist, PKK’nın terör eylemlerinde bulunmadığını öne sürdü. Elmquist, 26 gün sürecek savunma planında PKK’nın terör örgütü olmadığını kanıtlama girişiminin de bulunduğunu belirterek ”bir örgüte terör örgütü demek için objektif deliller öne sürmek gerekir. PKK’nın terör örgütü olup olmadığı ABD ve AB listesinde olmasına bağlı değil. Bir çok defa terör örgütü olmadığı, özgürlük için savaştığı dile getirildi. Bu konuda kararı mahkeme verecek”dedi. Elmquist, savunma sürecinde eski Başbakan Anders Fogh Rasmussen’in NATO genel sekreterliğine Türkiye’den destek almak için Roj TV hakkında kapatma davası açılacağı sözü verdiğini de ispatlayacağını söyledi. Elmquist, davanın siyasi yönünün çok ağır bastığını öne sürdü. Björn Elmquist, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun da defalarca Roj TV’yi suçsuz bulmasını mahkemeye delil olarak sunacağını belirterek, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün bulunmadığını da mahkemenin dikkatine çekeceğini söyledi.

ZANA VE BAYDEMİR TANIK OLARAK DİNLENSİN
ROJ TV avukatı Björn Elmquist, ROJ TV’nin kapatılmaması için zamanın Danimarka başbakanı Anders Fogh Rasmussen’e mektup yazan 56 belediye başkanından 4’ü ile aralarında Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, BDP milletvekili Leyla Zana, Haluk Gerger, Yüksekova eski Belediye Başkanı Salih Yıldız, Hakkari eski Belediye Başkanı Metin Tekçe, Kerim Yıldız ve Wikileaks belgeleriyle ilgili olarak Amerika’nın eski Kopenhag büyükelçisi James P. Cain’in mahkemede tanık olarak dinlenmesini istedi.

Elmquist, davayla ilgili duruşmalarda tanık olarak dinlenmesini istediği 13 kişiden yalnızca 2’sine savcılığın izin verdiğini dile getirdi.

Bu arada, ABD elçisinin tanık olarak dinlenmesi için savcıya gönderilen yazısı savcı Anders Risager tarafından mahkeme başkanına okunurken yüz işareti yapması üzerine, savunma avukatı yazıyı doğru düzgün oku yoksa ben okurum diye çıkıştı.

Öte yandan Elmquist, savcının bir tanığının önceki akşam Türkiye’de verdiği ifadenin aynısını mahkemede vermesi için eli silahlı yüzü maskeli bir kişi tarafından Danimarka’da tehdit edildiğini iddia etti.

Savcı Anders Risager, Baydemir ve Zana gibi siyasilerin davanın özüyle ilgileri olmadığı nedeniyle şahit olarak dinlenemeyeceğini savundu.

Björn Elmquist’in kullanmayı istediği şahitlere itirazını dile getiren savcı Risager’e karşın avukatta savcının mahkemeye getireceği 17 itirafçıya itiraz etti.

Avukat Elmquist, 17 PKK itirafçısı olarak tanımladığı kişilerin devlet tarafından korumalarının sağlandığını ve mahkemede verecekleri ifadelerin de Türkiye’nin tezleri olacağını öne sürerek mahkeme başkanı Grethe Jörgensen’den bunu reddetmesini istedi.

Günboyu süren tanık tartışmaları için mahkeme başkanı kararını birkaç gün içinde bildirecek.

Bu arada dinlenmesi planlanan Danimarka Gizli Servis(PET) elemanı dinlenemedi.

Bugün duruşmaya ara verilirken mahkeme yarın yeniden devam edecek.

PARA CEZASI YETERLİ DEĞİL
Kopenhag şehir mahkemesinin Roj TV’yi PKK’nın bir organı olarak görmesi ve suçlu bulması durumunda Roj TV’ye verilen yayın izni mahkeme yoluyla iptal edilecek ve ayrıca başka bir ülkeden yayın yapma gücünü kaybetmesi için büyük müktarda para cezası verilecek. PKK yandaşı Kürtler ise, Roj TV’nin suçlu bulunması, yayın izninin iptal edilmesi ve para cezası verilmesi durumunda bile başka ülkeden yayın yapmaya devam edeceğini, ekonomik cezanın Roj TV’yi susturmak için yeterli olmayacağını söylediler.

Ünsal TURAN / KOPENHAG

DHA

Viking BBG’sinin çekim adresi Alanya

Danimarka televizyonu TV 3’te yayınlanacak ‘Biri Bizi Gözetliyor’ (BBG) programının benzeri ‘Tempted’ adlı yarışmanın çekimleri, Antalya’nın Alanya ilçesi’nde başladı

Eylül ayında TV 3’de yayınlanacak yarışmanın birincisine 500 bin kron (160 bin TL) ödül verilecek.

Türkiye’de özel bir televizyon kanalında yayınlanan ‘Biri Bizi Gözetliyor’ programının Danimarka versiyonu ‘Tempted’ın çekimleri Alanya’da lüks bir villada başladı.

Eylül ayında Danimarka’da TV 3 kanalında yayınlanacak programın yapımcılarıyla yarışmacıları ilçeye geldi. Program editörü Jespar Kynde Simonsen yarışma hakkında bilgi verdi.

7 hafta sürecek yarışmada 2 takımın yarıştığını belirten Simonsen, şunları söyledi:

“Her takımda 6’şar kişi olmak üzere toplam 12 yarışmacı evde 24 saat kameralarla gözetleniyor. Yarışmacılar villadan dışarıya çıkamıyor. 1 takım finale kalacak ve daha sonra her hafta 1 kişi villadan elenecek. Villadan çıkmak istemeyen yarışmacılar korkularıyla yüzleşecek. Örneğin örümcekten korkan bir yarışmacının bulunduğu yere örümcek konulacak. Finalde ise 500 bin kron ödül verilecek.”tourexpi

Serbest dolaşımda sancılı süreç

Schengen Antlaşması’nda değişikliğe gidilip, geçici süreyle sınır kontrollerinin uygulanmasını görüşmek üzere bir araya gelen AB içişleri bakanları, tek başına karar alan Danimarka’yı eleştiri yağmuruna tuttu.

Avrupa ülkeleri, Arap ülkelerindeki huzursuzluklar nedeniyle büyük mülteci akınına uğramaktan endişe duyuyor. Avrupa Birliği ülkeleri bu nedenle serbest dolaşım antlaşması Schengen’de değişikliğe gidilerek yeniden sınır kontrolleri yapılması önerisini tartışıyor.

Ancak Danimarka, ortak bir karar alınmasını beklemeden sınır kontrollerine başlayacağını açıkladı. Danimarkalı yetkililer bu karara komşu ülkelerde suç oranının artmasını gerekçe gösterdi. Brüksel’de bir araya gelen AB içişleri bakanları ise Kopenhag yönetiminin tek başına hareket etmesine tepki gösterdi. Almanya İçişleri Bakanı Hans Peter Friedrich Schengen Antlaşması’nın gözden geçirilmesi gerektiğini belirttiBildunterschrift: Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift: Almanya İçişleri Bakanı Hans Peter Friedrich Schengen Antlaşması’nın gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti

Danimarka Uyum Bakanı Sören Pind, Brüksel’de yaptığı konuşmada “Sınır ötesi suçların yarattığı sorunları pek çoğunuzun gördüğünü düşünüyorum. Schengen Antlaşması çerçevesinde gümrük kontrollerini sıkılaştırarak bu sorunların bir kısmını çözebileceğimize inanıyorum“ şeklinde konuşarak, ülkesinin planını savundu ve sınır kontrollerinin daha çok gümrüklerde yapılacağını, pasaport ya da kimliklerin sorulmayacağını ifade etti.

Danimarka’nın kendi başına böyle karar alması ise AB’de sert eleştirilere yol açtı. Brüksel’de toplanan AB içişleri bakanlarının çoğunluğu gerektiğinde Schengen Antlaşması’nın gevşetilebilmesi yönünde görüş bildirdi. Ancak bakanlar, bunun ancak AB Komisyonu’nun kararıyla ve ortak hareket edilerek hayata geçirilebileceğini savundu.

“Ortaklara hesap verilmeli”

Ülkeler tek başına bu tür kararlar almaya devam ederse ve bunlar dış politik değil, iç politik amaçlı olursa, ortaya endişe verici bir durum çıkacağına işaret eden Almanya İçişleri Bakanı Hans Peter Friedrich, Kopenhag’daki hükümetin milliyetçi Danimarka Halk Partisi’nin baskısıyla sınırlarda kontrol kararı aldığını belirtti. Ancak Alman Bakan, Danimarka’yı eleştirse de “Bu tür kararları alırken Avrupalı ortaklarımıza hesap vermek zorunda olduğumuzu açıkça benimsemeliyiz. Ancak yine de bu ulusal bir sorumluluk olarak kalacak. Her devlet kendi vatandaşının güvenliğinden sorumlu” sözleriyle, Schengen Antlaşması’nın gözden geçirilmesi gerektiğini de dikkat çekti.

AB Komisyonu’nun İç İşlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström de Schengen uygulamasının sürmesi ve korunması konusunda üyeler arasında büyük oranda uzlaşıldığını kaydetti. Malmström, üyelerin tek taraflı ve uzlaşmadan kararlar almasını engellemek için Schengen bölgesindeki kontrollerin kapsamının netleştirilmesi gerektiğini söyledi.

AB Komisyonu’nun İç İşlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia MalmströmBildunterschrift: Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift: AB Komisyonu’nun İç İşlerinden Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström

AB Komisyonu inceleme yapacak

AB Komisyonu, Danimarka’nın sınırlarda kontrollere başlama kararının yasalara uygun olup olmadığını inceleyecek. Komisyon, Danimarka’dan kararına açıklama getirmesini isterken, Berlin’den de Schengen‘in iç siyasete alet edildiği eleştirisi geldi.

“Danimarka hükümetinin acilen ve ayrıntılı bir açıklama yapmasını istiyoruz. Serbest dolaşım hakkı ve Schengen Antlaşması, Avrupa vatandaşları için tarihi kazanımlardır. Ve bunlar iç politikaya alet edilerek sorgulanmamalıdır“ diyen Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Danimarka’nın kararını endişe ile karşıladığını belirtti.

© Deutsche Welle Türkçe

dpa,AFP,DW/Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Hülya Köylü

 

Bir ülkeden daha vize müjdesi!

Avrupa’nın en katı yabancılar yasasına sahip ülkesi Danimarka vizeleri kaldıran ilk Schengen üyesi oldu. İşçi olarak gidenlere ve iş kurmak isteyenlere vize kalkıyor!

Avrupa Schengen bölgesinden vize ile ilgili ilk müjde Danimarka’dan geldi. Danimarka’da iş kurmak veya işçi olarak çalışmak isteyenlere vize uygulaması kaldırılacak. Danimarka Göçmenler ve Uyum Bakanlığı, Avrupa Adalet Divanı’nın geçtiğimiz 9 Aralık günü aldığı Toprak davası adı verilen kararı ile ilgili kendi hukukçularına yaptırdığı incelemenin sonucunu yayınladı. Sabah’ın haberine göre Toprak Davasının, 12 Eylül 1963 tarihli Ankara Anlaşması ve 1980 tarihli Katma Protokol anlaşması uyarınca serbest meslek sahipleri ve işçilere vize şartını kaldırdığını, buna gerekçe olarak da 1980’de vize uygulamasının bulunmadığını gösterdi.

‘TÜRKLER MUAFTIR’ VURGUSU

Toprak davasının Danimarka yabancılar yasası için altı maddelik bir grupta değişiklikler öngördüğünü belirten bakanlık hukukçuları Stand-still, kararları adı verilen talimatlar uyarınca 1980’den sonra gidilen sertleştirmelerin Danimarka’da iş yapmak isteyen serbest meslek sahipleri ve işçileri kapsamadığına hükmediyor. Yabancılar yasasındaki her maddede ‘Türkler muaftır’ maddesi yer alacak. Yayınlanan genelgede 1980’de geçerli olan haliyle Danimarka Yabancılar yasasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı serbest meslek sahipleri ve işçileri için vize uygulaması bulunmadığı gerekçe gösterildi ve bunların kaldırıldığı belirtildi. 1980’den bu yana Danimarka Yabancılar Yasasında gerçekleştirilen kısıtlamalar ve sertleştirmelerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsayamayacağı da belirtildi.

DİĞER AVRUPA ÜLKELERİ İÇİN DE UMUT DOĞDU

Akdeniz Üniversitesi profesörü Harun Gümrükçü, yaptığı açıklamada gelişmenin çok olumlu olduğunu, Danimarka’nın Avrupa’daki en sert yabancı yasasına sahip olduğunu ve Danimarka’da vizenin kaldırılmasının diğer AB ülkelerindeki vize uygulamalarının da kaldırılması için de umut verici olduğunu söyledi.

AÇIKLAMA BEKLENİYOR

Genelgede belirtilen maddeler uyarınca Danimarka Yabancılar yasasının değiştirilmekte olduğu belirtilirken önümüzdeki günlerde Bakanlık hem geriye dönük olarak alınan kararlarda yapılan uygulamaların durumunun ne olduğuna karar verecek, hem de ileri dönük olarak bu yasanın uygulamasının nasıl olması gerektiği çeşitli mercilere bildirilecek. Turist vizesi konusunda ise hâlâ bir belirsizlik söz konusu iken önümüzdeki hafta içinde de bu konuda bir açıklamanın yapılması bekleniyor.

Yabancı olmaktan kurtulamayacağız

Milletvekili Özlem Sara Çekiç, 3 yaşındaki kızına dil testi uygulamak isteyen yuvaya tepki gösterirken, belediyenin kararı olan teste hayır diyemeyeceğini söyledi. Çekiç, kızı Danimarkalı olmasına rağmen yabancı olarak görülmeye devam etmesinden üzüntü duyduğunu söyledi.

Yabancı olmaktan kurtulamayacağız

Danimarka’da Sosyalist Halk Parti Milletvekili Özlem Sara Çekiç’in 3 yaşındaki kızına dil testi uygulamak istedier. Çekiç, anne olarak kızına Danca öğretmek için elinden her gayreti göstermesine rağmen, yuvada dil testi uygulamak istemelerine anlam veremediğini belirterek ”Ne yaparsak yapalım sadece biz değil çocuklarımız bile yabancı olarak görülüyor”dedi. Kendisinin Danimarka’ya geldiğinde dil öğrenmekte büyük zorluk çektiğini çocukların aynı zorlukları çekmemesi için büyük gayret gösterdiğini belirten Çekiç, ”Benim kızımı yabancı olarak görüyorlar. Bu durumda ona Danca öğretmeye çalışmam ne işe yarar. Benim çocuklarım benden daha iyi Danca konuşuyorlar. Onlar benim çektiğim sıkıntıları çekmiyorlar. Ben Danca öğrenmek için zorlandım ama onlar zorlanmasın diye büyük gayret gösteriyorum. Türkçe konuşmak bazen zor oluyor. Bazı kelimelerin karşılığını bile hatırlamakta zorluk çektiğim anlar oluyor. Biz evde, işte, arkadaşlarla, mümkün olduğu kadar Danca konuşuyoruz. Ama anneanesi ve dedesinin çocuklarıma Türkçe öğretmeye çalışmalarından sadece memnuniyet duyuyorum. Çocuklarımın benim büyüklerim, yakınlarımız ve akrabalarımız ile konuşabilmeleri için Türkçe bilmeleri, Türkçeyi unutmamaları gerekiyor. Ayrıca dil bilmek bir zenginliktir”dedi

YABANCI OLMAKTAN KURTULAMAYACAĞIZ

Özlem Sara Çekiç, tüm gayretlere rağmen çocuklarının yabancı görülmekten kurtulamadığını belirterek ”Çocuklarım birbirleri ile Danca konuşuyorlar. Onların ana dili Dancadır ya da ben yuva dil testi yapmak isteyinceye kadar öyle sanıyordum. Hem çocuklarımın dil bilgisi konusunda sorun olmadığını söylüyorlar, hem de teste tabi tutmak istiyorlar. Bence boşa zaman ve para harcıyorlar. Halkın vergilerle ödediği paralara yazık. Ama ben teste hayır diyemem. Çünkü göçmen asıllıyım. Ama şunu anladım ki biz ne yaparsak yapalım yabancı olmaktan kurtulamayacağız. Benim kızım Kopenhag Üniversitesi hastanesinde doğmuş olmasına ve Danimarkalı olmasına rağmen demek ki ömür boyu yabancı olarak görülecek” dedi.

Hürriyet Avrupa – Yabancı olmaktan kurtulamayacağız.

Danimarka: Göçmenleri üstsüz güneşlenen kadınlarımızla korkutalım

Danimarkalı siyasetçi “göçmenleri korkutmak için sahillerimizde güneşlenen üstsüz kadın görüntülerini tanıtım videolarına koyalım” dedi.

İngiltere’nin Telegraph gazetesinin haberine göre, Danimarka Halk Partisi’nin dış politika sözcüsü Peter Skaarup, hükümeti bu önerisini değerlendirmeye çağırdı.

Sözcü, Danimarka’nın dış temsilciliklerine başvuran göçmen adaylarına üstsüz güneşlenen kadınların videolarının gösterilmesinin, bu ülkenin modern ve açık bir toplum olduğu imajını vereceği ve göçmenlerin bu durumda vazgeçebileceğini iddia etti.

“ Pakistan’da üstsüz güneşlenmek kolay kolay cesaret edilemeyecek bir eylemdir, ama Danimarka’fa bu durum son derece normaldir.”

“Samimiyetle inanıyorum ki, göçmenlerin tabi tutulacağı testlerde onlara bir çift çıplka göğüs gösterilmesi, onları göç hakkında iki kez düşünmeye sevk edecektir.”

Danimarka Parlamento üyesi ve Ilımlı İslami Hareket’in kurucusu Naser Khader bu projenin işe yaramayacağını söyleyerek itiraz etti.

“ Bir çift çıplak göğüs aşırılara karşı bir işe yaramaz.”

“ Tam tersine, bu aşırılar seks konusunda tahmininizden daha fazla takıntılıdır ve bu videodan sonra sınırlarda oluşacak yığılmayı hayal bile edemezsiniz.”

Mr Skaarup Hollanda’nın benzer bir uygulamayı hayata geçirdiğini ve Danimarka’nın da aynı yolu izlemesi gerektiğini belirtti.