Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. A. Yalçınkaya

Kaçak İşçiler, Küçük Sorunlardan mı?

Kaçak İşçiler, Küçük Sorunlardan mı?

Alaeddin Yalçınkaya

Bir ülkenin geleceğini doğru tahmin etmek için öncelikle gündemdeki konuların gerçek hayattaki yeri ile ilgisine bakmak lazım. Bu ilişki ne derece tutarlı, zaman ve mekan bakımından yerinde ise tartışmanın seviyesi, yöntemi, çözüm üretme başarısına göre ülkenin geleceğinden ümitvar olunabilir.

Günümüz Türkiyesinde hergün herkesin karşılaştığı, bir adım sonrasını bırakalım mevcut durumun dahi sorgulanmadığı dev gibi bir sorun bulunmaktadır: Kaçak işçiler.

Hergün Çamlıca’dan Küçüksu yoluyla Göksu’ya, Anadoluhisarı’na giderken yolda bazen yüzlerce Afganistan kökenli iş arayanları görürüz. Kazara oralarda durmanız gerekirse aynı anda yığınla insan arabanıza hücum eder, iş ister. Büyük kısmı yevmiye 70-80 liraya hemen hergün iş bulabiliyormuş. Yakında inşaat, ev tamiratı gibi bir işiniz olduysa gelen çalışanların yarıdan çoğunun Türkmen, Özbek, Afgan kökenli olduğunu görmüşsünüzdür. Aldığımız haberlere göre sanayi çarşılarında tamircilerin, mobilyacıların ve daha birçok sektörün çalışanları arasında bu gibi ülkelerden kaçak işçiler çoğunlukta. Haberlerden Güngören “Özbek Kadınlar ‘İşçi Pazarı'” olduğunu öğreniyoruz. Merter, Bayrampaşa gibi semptlerdeki tekstil atelyelerinin sahipleri, Güngören “Özbek Kadınlar ‘İşçi Pazarı'”

komisyoncularını arar, mesela “üç tane overlokçu, beş tane ütücü getir” der. Komisyoncu da bu kadınlar arasında istenen vasıftakileri arabasına doldurur, adrese teslim eder, getirdiği işçi başına beş lira komisyon alırmış.

Öncelikle konunun farklı boyutlarına bakalım:

  1. Ülkemizde birçok alanda çalışacak eleman bulunamamaktadır.
  2. İhtiyaç duyulan alanlarda vatandaşlarımızın çalışma, çalıştırılma sorunları sözkonusudur.
  3. Birçok sektörde ancak vasıfsız kaçak eleman istihdam edilebiliyor, bir nesil sonra  usta yetişemeceğinden çoğu meslekler yok olacak.
  4. Kaçak işçi olarak gelenler, kontrol ve denetim dışındadır.
  5. Kaçak yollarla giren veya kalanların ülkemizin güvenliği yanında eğitim, sağlık, iş güvenliği gibi insanlık boyutu sorunları, her geçen gün artmaktadır…
  6. Kaçak işçiler, yoğun olarak istihdam edilebildiği halde usta veya vasıflı eleman haline gelemiyorlar. Yasal şartlar buna izin vermiyor.

Şüphesiz mevcut veya muhtemel sorunlar bunlardan ibaret değil. Ancak belirtilen bu başlıklar çerçevesinde iktidar ve muhalefetiyle siyaset, sendikalar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve de üniversiteler çok daha fazla kafa yormalı, öncelikle sorunları/fırsatları doğru teşhis etmeli, bir adım sonrasını tahmin etmeli ve çözümler üretmelidir. Milyonlarca insanın kaçak olarak bu ülke ekonomisinin merkezine yerleşmesine göz yummak ileride telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacaktır.

Eleman sorunu sadece bize ait değildir. Almanya, 1960larda Türk işçilerle bu sorunu aşmıştır. Çin’in ekonomik devleşmesindeki etkenlerden biri sosyal güvenlik masraflarının oldukça düşük olduğu ucuz işgücü piyasasıdır ki her yıl kırsal kesimden 20-30 milyon vasıfsız işçi kentlere akar. Rusya’da, Kafkasya ve Türkistan cumhuriyetlerinden milyonlarca işçi çalışmaktadır, ancak bunlar yasal yollardan ülkeye girmekte ve her adımları güvenlik birimlerince izlenmektedir.

Kaçak işçi konusunu, Suriyeli mültecilerden ayırmamız gerekmektedir. Mülteciler, genel çerçeve içinde özellikleri olan bir gruptur, ancak sorunun bunları aşan boyutları bulunmaktadır.

Vatandaşlarımız arasında milyonlarca işsiz bulunduğu halde hemen her sektörde eleman sıkıntısı vardır. Bu durumun temel sebebi sadece yüksek ücret talebi değildir. İşsizlerin büyük bir kısmı yüksek sosyal güvenlik primleri ve gelir vergisi mağdurudurlar. İşveren de bu maliyete katlanamadığından ya işini küçültmek veya bu maliyetlerin sözkonusu olmadığı kaçak işçi çalıştırmak yoluna gitmek zorundadır. Özellikle yabancı kaçaklar, küçük yatırımcı, inşaatçı veya atelyeler için çözüm yolu olmaktadır. Devlet ise piyasanın ihtiyacını dikkate alarak bu usulsüzlüklere “göz yummaktadır”.

Bir bakıma ekonomiye can suyu demek olan bu soydaşların veya dindaşların, yasal yollarla, asgari sosyal güvenlik şemsiye altında ve bilhassa güvenlik birimlerinin kontrol ve denetimi altında çalıştırılmasının yolları aranmalıdır. Önemli bir kısmı Hakkari dağlarından kaçak olarak yurda girerken polise yakalandığı takdirde eğer Türkçe konuşabiliyorsa göz yumulduğunu, Peştun, Pakistanlı veya Bengladeş gibi Türkçe bilmeyenlerin ise geri çevrildiğini öğreniyoruz. Ancak hiçbir pasaport veya benzeri belgesi olmadığı halde ülkemize girenlerin nerede ne iş yaptıkları, hangi şehirde çalıştıkları denetim dışında. Bunlar arasında sırf terör veya diğer illegal faaliyetler için gelenler de vardır.

Ekonomi, güvenlik ve birçok bakımdan insanlık boyutunun sözkonusu olduğu bu konuda çağdaş devletin “göz yumması” yanlış politikadan önce ayıplı bir uygulamadır. Kendi işsizlerimizin ilgili sektörlere kazandırılması ayrı bir konudur. Bunun için gerekli yasal düzenlemelerde sendika yöneticileri, meslek odaları ve ilgili uzmanlar da yer almalıdır. Ankara’daki gökdelenler ile hiçbir işçinin haberdar olmadığı sendikalara ait tatil köylerinde ömrünü geçiren işçi temsilcileri, toplu sözleşme savaşları verirken bu sorunlardan da haberdar olmalı, çözüm üretmelidirler.

Öte yandan Türkiye’nin gerçekleri dışarıdan gelecek ucuz işgücünün son derece önemli olduğunu göstermektedir. Öncelikle bir şekilde ülkemize gelmiş olanlar resmi kayıt altında, örneğin “pembe kart” gibi bir belge ile “çalışma izni”ne sahip olmalı ve bunların asgari sosyal güvenlikleri, acil tedavileri garanti altına alınmalıdır. İnşaatlarda beli kırılanlar, kenar semtlerde tecavüze uğrayanlar, aynı evde kalan 30-40 kişi arasında bıçaklanan, yaralanan, hatta öldürülenler sık sık duyulduğu, ancak pek bir şeyin yapılmadığı bir devlet olamaz.

Türkiye’ye giriş yapacaklar konusunda hiçbir şekilde göz yumma yoluna gidilmeden gerekirse gümrük kapılarında pembe kartla, güvenlik birimlerinin denetiminde izin verilmelidir. Bu süreçlerde vatandaşı olduğu ülke ile kesinlikle işbirliği yapılmalı, para transferleri ile sosyal güvenlik alanında Türkiye’yi ilave yük altına sokmayan sözleşmeler imzalanmalıdır. İleri aşamalarda çalışmak için gelenlerin kendi ülkelerindeki Türk konsolosluklarından yasal işlemlerle gelmesi sağlanmalıdır. Evlenmeler, boşanmalar, dünyaya gelen çocuklar, bunların eğitim ve sağlık hizmetleri konusunda iş piyasasına yeni yükler getirip kaçağa yöneltmeyecek düzenlemeler yapılmalı, asgari standartlar belirlenmelidir.

Kaçak işçi konusunun, sadece güvenlik, ekonominin can suyu veya kendi işsizlerimizin suçlusu boyutu yanında insancıl yönlerini de dikkate alarak piyasaları rahatlatacak, gelecekte soydaş veya komşu ülkelerle ilişkileri geliştirecek çok boyutlu bir konu/sorun/fırsat/tehdit olduğunu dikkate alalım.

alaeddinyalcinkaya@gmail.com

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here