Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

ASTANA  ÜÇLÜSÜNÜN SOÇİ ZİRVESİ

Vietnam/ Danang’da, ABD Başkanı D.Trump ve Rusya Devlet Başkanı V. Putin Suriye’deki çatışmalara artık askeri çözüm bulunmadığı, sıranın siyasi çözümde olduğu konusunda mutabık kaldılar.
Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne olan bağlılığı teyidle,
Suriye ihtilafıyla ilgili tüm tarafları Cenevre siyasi süreci içinde etkin bir rol oynamaya davet ettiler.

*

Başkan D.Trump, küresel ayaklanma momentumunun devlet adamlığı yeteneğini aştığı bu noktada,
ABD’nin dünya polis gücü olabilmesini sürdürebilmesi için yeni bir kurguda yol alıyor.
Rekabetin koordinasyonla geliştirilip bir ABD-Rus ortaklığının oluşturulması halinde;
Bölgesel krizlerin daha az tehdit oluşturacağı, bölgesel çalkantıların büyük oranda önleneceği esasına dayanan “Sonsuz Savaş” stratejisini izliyor.

*

Bu yüzden BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı Kararı ile  Suriye rejimi ve muhalif güçler arasında yapılan görüşmeleri yönetmek, ateşkesleri yürürlüğe koymak ve izlemek, çatışmasızlık bölgeleri oluşturmak,
Nihayet tarafları Suriye İç Savaşına siyasal bir çözüm sağlamaya Cenevre Görüşmelerine taşımak  üzere,
Türkiye, Rusya ve İran ile  “Astana Üçlüsü” mekanizması oluşturulmuştur…

*
Rusya ve İran; ortak askeri operasyonlar ile bölgede siyasi ve diplomatik ilişkilerini güçlendirmek amacındadır.
Üstelik bu birleşik amaç, Ortadoğu’nun ötesine geçen bir iddiayı gizliyor…
Moskova için önemli olan varlığı, gücünü yansıtması, askeri satışı ve bölgede ABD varlığının zayıflatılmasıdır ki,İran da tüm bunları paylaşıyor.
Neticede  iki ülke Akdeniz’e doğrudan erişim ve bölge ülkeleri ile ilişkilerinde birbirlerine kaldıraç görevi yapıyor…
O yüzden iki ülke, ortak zemini kolayca buldukları Suriye’de marjinal ya da taktiksel farklılıklar üzerinden birbirleriyle çatışmıyor.
İkisinin de Suriye’de istediği şeyde uzlaşmaz bir şeyi görünmüyor.
Genel olarak, ABD’nin yeni stratejisi doğrultusunda verdiği kolaylaştırıcı görüntü; iki ülkenin şimdiye kadar elde ettiklerinde ilerleme fırsatını sürdürmelerine neden oluyor…

*
Şimdi Vietnam Mutabakatı’nın ilk adımı olarak henüz tarihi belli olmayan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nin organizasyonu ile ilgili konuları karara bağlamak üzere,
22 Kasım’da Soçi Zirvesi’nde Astana Üçlüsü; Türkiye, Rusya ve İran liderleri toplanıyor.
Yeni Suriye’yi doğuracak Kongre de, Suriye toplumunun tüm kesimlerinin maksimum seviyede temsiliyle,
BM Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen, Cenevre müzakerelerinde birçok kez onaylanan ve Astana’da kabul edilen belgelere dahil edilen kararlara göre hareket edilmesi öngörülüyor.

*
Suriye Ulusal Diyalog Kongresini toparlama fikri Valdai Tartışma Kulübünü tarafından dile getirilmiştir.
Kulüp V.Putin himayesinde dünyanın önemli düşünürleri,yazarları ve siyasetçilerinin bir araya gelmesiyle, önceleri Rusya’yı dünyaya anlatma çabası olarak kurulmuş, son zamanda dünya düzeninin geleceğinin tartışıldığı bir platform olmuştur..
Şimdi Suriye hükümetinin 2017 başında  henüz savaşın devam etmesi nedeniyle yanıt vermediği  Rus uzmanların hazırladığı yeni Suriye anayasa taslağı,
Geçen hafta Devlet Başkanı V.Putin’in artık Suriye topraklarının çoğunun teröristlerden kurtarıldığını açıklamasıyla yeniden gündeme gelmiş bulunuyor.
Nitekim Astana Görüşmelerinin 7. turunda B. Esad Suriye’deki siyasi süreci  desteklediğini ve anayasa reformunu tartışmaya hazır olduğunu 26 Ekim’de bir bildiri ile açıklamıştır.

*
Kongre öncesinde Suriye Cumhurbaşkanı B.Esad, teröristlerin hepsinin rejime karşı savaşanlar olduğuna inanıyor.
Ancak Rusya, Esad karşıtı güçlerin bir kısmının Suudi Arabistan ve Mısır yanlısı muhalifleri içermesi dolayısıyla böyle bir yaklaşımı kabul etmiyor.
Çünkü Rusya, son aylarda Mısır ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini iyileştirmiş,
Suriyeli muhaliflerin çeşitli gruplarının Suriye krizinin siyasi çözüm sürecine tam katılımı konusunda onlarla anlaşmıştır.
Yine de gelişen bu ilişkilerin adeta ABD’nin “Sonsuz Savaş” konsepti doğrultusunda gerçekleştiği, rekabetin  koordinasyonla gelişimi sürecinin pek de öyle samimi bir düzlemde gelişmediğine dikkat çekmek gerekiyor…

*

Mesela Türkiye’de Erdoğan hükümeti Suriye’de süren iç savaş boyunca  savaş suçlusu olmanın yanında bir çok insanlık suçu işlemiş olmakla itham ediliyor.
Yanızca Rusya’nın, Erdoğan iktidarının İŞİD ile ilişkilerinin araştırılması için BM Güvenlik Konseyine teslim ettiği;
29 Ocak 2016’da Irak’ta İŞİD ile birlikte yürütülen yasadışı petrol ticareti,
10 Şubat’ta, Suriye’ye gönderilmek üzere yabancı teröristlerin sınırdan geçmelerinin  kolaylaştırılması ve Suriye’de harekât yürüten terörist gruplara silah tedâriki,
8 Mart’ta, IŞİD ile birlikte yapılan tarihi eser kaçakçılığı,
18 Mart’ta, Türkiye’den Suriye’deki IŞİD kontrolündeki topraklara yönelik silah ve cephane sevkiyatına ilişkin bekleyen istihbarat raporları;
Türkiye’yi son derecede zorda bırakıyor.
Almanya, İsveç, Danimarka ve ABD’nin özel hukuk ihtisas bürolarına  bu konuda hazırlattığı Türk hükümeti aleyhine suç dosyaları büyük hacımlar tutuyor.
Buna BM Güvenliklik Konseyi kararı ile uygulanan İran’a yönelik ambargonun Zarrab,TC Devleti bakanları, bankalar ve bürokratlar aracılığı ile delindiğine ilişkin bir ceza davası, işr ABD’de sürüyor.
Erdoğan ve iktidarı iflasın tam eşiğinde bulunuyor.

*

Belli ki, işte Suriye’de İç Savaşa siyasi çözüm getirilmesi için Cenevre Görüşmeleri öncesi;
Soçi’de Astana Üçlüsü Zirvesi ve ardından yapılacak Suriye Ulusal Diyalog Kongresi;
Yeni bir Suriye Anayasası yanında Suriye trajedisinde savaş suçları işleyerek hukuku ihlal eden “Esad Rejimi Kadar Muhalif Tarafların ve Destekleyen Ülke Yöneticilerinin” paylarını üstleneceği bir zamana ilerliyor.
Bu sürecin en bilinen bir faili de Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Erdoğan’ın bu süreci durdurmak için çok zayıf ama biricik oyunu ise ABD karşısına koyabileceği bir “Koz”dur.

*
Rusya Kürtlerin Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne katılacağını bildirirken,
Erdoğan’ın “Kozu” ile ilgili Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu;
Geçen seneye göre sahadaki şartlar çok daha iyi durumdadır.
Ama siyasi çözüm olmadan bunun sürdürülebilmesi, bir taraftan DEAŞ gibi terör örgütleriyle mücadelenin devam edilmesi gerekiyor. Diğer taraftan da siyasi sürece de ağırlık vermemiz gerekiyor.
Elbette PYD, YPG konusunda hassasiyetimiz ortadadır.
Bunların herhangi bir toplantıya katılmasının bizim için kabul edilemez olduğunu başından beri tüm muhataplara, sadece burada toplantıya katılan ülkelere değil, Cenevre formatındaki toplantılar marjında da herkese söylemiştik.
Bizim bu hassasiyetimiz devam ediyor. Tüm taraflar da üçlü zirvenin muhatabı olan Rusya ve İran da bu hassasiyetimizi çok iyi biliyor” diyor…

*

Soçi Zirvesi’nde masada “pim”i çekilmiş bir el bombası bekliyor.

*
Unutmayın, en büyük rakip Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad;
“Şahsi çıkarları için ülkesinin tümünü feda eder.
Çok şey satın alıp satarak Arap ve İslam arenasında kendilerine yer bulmaya çalıştı.
Efendilerinin kendilerine biçtikleri rolü aşıp, kendilerine izin verilenin çok ötesine gitti.
Bu rolden geri adım atması gerekiyordu ama Suriye’nin rolünde ısrar etmesi sıkıntı yaratmıştır.
Bu nedenle Suriye davası, o’nun için sıkıntı yaratan ölüm kalım meselesi haline gelmiştir” diye,
Recep Tayyip Erdoğan’ı işaret ediyordu…

22.11.2017

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here