Ana sayfa Haberler Türkiye

İSTİHBARAT DOSYASI : NSA & CIA KONSORSİYUMU VE TAŞERONU FETÖ ÖRGÜTÜ “KOZMİK ODA”YA NEDEN GİRDİ ???? /// İŞTE GİZLİ GERÇEKLER

Değerli Yurtseverler,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU, yıllardır terörle mücadele ediyor. Bunu BİLMESİ GEREKENLER PRENSİBİ içinde olanlar biliyor. CIA’nin taşeron örgütü FETÖ ÖRGÜTÜ bu faaliyetleri deşifre etmek için yıllarca çaba sarfetti.

Grubun tüm faaliyetleri mercek altına alındı, telefon-bilgisayar-e-posta trafiği an be an takip edildi, fiziki takiplerden sonuç alınmayınca tehdit ve baskı unsurları devreye girdi. Bu dönemlerde Grup Sözcümüz Erkut bey NSA & CIA konsorsiyumu tarafından ve Emniyet İstihbaratı & MİT içindeki angaje elemanları aracılığı ile HASSAS TAKİP prosedürüne sokuldu.

Yetmedi 2001 yılında kaçırılarak 3 gün boyunca işkence edildi. Sonunda ölümüne onay verenler planlarından vazgeçerek grubu İLELEBET pasifize edebilmek adına itibarsızlaştırılmasına karar verdi ve FETÖ YAYIN ORGANLARI, televizyonu ile sosyal medya trolleri ile, gazete & dergileri ile ve bürokrasi içindeki dedikodu üreten FABRİKATÖRLERİ ile Erkut beyin de dahil olduğu tüm sanıkları kapsayan KARA PROPAGANDA ve PSİKOLOJİK HARP MANİPÜLASYONU’na maruz bırakıldı. O dönemlerde hatırlayın her gün onlarca asparagas haberler yazıldı, çizildi. Medya dünyası, Sanat dünyası da buna alet edildi. Halen bu haberlerin bir kısmı internette duruyor. Ergenekon veya sanık isimleri ile aratırsanız okuyabilirsiniz.

Erkut bey hiçbir zaman boyun eğmedi, sonuna kadar direndi. 2008 yılında ise baskı ve tehditlerin, işkencenin sonuç vermeyeceği anlaşılınca Ergenekon Operasyonu ile tamamen tezgah & komplo kurularak 3 sene tutsak edildi. FETÖ’cü Savcılar önce iddianame hazırlanırken ÖRGÜT YÖNETİCİLİĞİ’ni uygun bularak ağır müebbet ceza vermeyi planladılar. İddianame hazırlanırken Erkut beyin alacağı ceza belli idi. AĞIR MÜEBBET HAPİS. Örgüt içindeki sözde rütbesi de ÖRGÜT YÖNETİCİLİĞİ idi. Yani Emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile aynı cezayı paylaşıyordu.

Ancak Erkut bey tüm hassas takiplerin, telefon-bilgisayar-e-posta trafiğinin izlendiğinin, fiziki takiplerin farkında olduğu için Emniyet’in gizli olarak adli delil adına yaptığı telefon dinlemelerinde grup faaliyetleri hakkında önemli olan hiçbir şey söylemedi.

Hatta dinlendiğini o an dinleyen ekibe sürekli olarak deklare ederek bu çabaların beyhude olduğunu yüzlerine vurdu. Tabiri caizse gayet güzel bir şekilde KAFA BULDU J

Hatta o kadar ileri gitti ki bu telefon dinleme tapelerini mahkeme huzurunda Hakim heyetine dinletti. Arzu edenler Ergenekon Davasının Erkut bey ile ilgili olan telefon tapelerini internetten bularak yada Mahkemeden talep ederek inceleyebilirler.

Mahkeme Heyetinin de bir tanesi hariç (Hakim Köksal Şengün’ü her zaman saygı ve sevgi ile anacağız) tüm üye hakimlerini de FETÖ ÖRGÜTÜ üyesi olduğunu bildiği için hiçbir zaman ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU faaliyetleri hakkında önemli sayılabilecek bir bilgi vermedi.

Savunmasının temelini ise, vatanı için kendisine görev addeden bir yurtsever olarak kurmuş olduğu yasal bir grup ile (ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU) ülkesinin huzur ve güvenliğine katkı sunmayı amaçlamış bir idealist olarak kurdu. Bunda da başarılı oldu. Çünkü FETÖ’cü Polis ve Savcılara gerekli olan değil zararsız türden deliller ve bilgiler verilmişti. Ellerinde ağır müebbete yeter veya ÖRGÜT YÖNETİCİLİĞİ cezası verilebilecek hiçbir adli delil bulunmuyordu.

Ellerinde tamamı özellikle ve bilinçli olarak (Teknik takibin farkında olarak) söylenmiş fasa fiso beyan ve ifadelerin dışında önemli bir delil olmayan FETÖ’cü hakim heyeti de Erkut beyi ÖRGÜT YÖNETİCİLİĞİ ve AĞIR MÜEBBET CEZA’dan ÖRGÜT ÜYELİĞİ ve 11 sene 15 gün hapis cezasına tenzil-i rütbe yaptı. Aslında CIA’nin amacı Erkut beyin bir daha gün yüzü görmemesi idi ama herşeyin farkında olarak attığı her adıma, konuştuğu her kelama, yazdığı her e-postaya özellikle dikkat edip onlara gerekli olan delilleri vermediği için CIA’nin elleri boş, gözleri ise yaş kaldı.

Peki Erkut bey neden öncelikli bir hedefti ? Onu da açıklayalım.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun terörle mücadele faaliyetleri elbette PKK’nın hamisi olan CIA’nin ve taşeron olarak kullandığı FETÖ ÖRGÜTÜ’nün bölgesel planlarına karşıydı ve durdurulması gerekiyordu. Öyle de oldu. Çünkü Türkiye’de uçan her kuştan haberi olduğunu iddia eden NSA & CIA konsorsiyumu ve taşeronu FETÖ, kendilerinin bilgi uhdesinde olmayan hiçbir derin kurumu veya grubu kabul edemezdi. Yıllarca MİT YÖNETİCİLERİ’ne maaş veren bir örgütün Türkiye’de kendilerinin bilmediği operasyonel bir grubun varlığını kabul etmesi imkansızdı, hatta bu kadar profesyonel ve kontrespiyonaj prosedürünü bile alt edebilecek kadar uzman bir grubu kabul etmesi mümkün değildi. Bu her anlamda riskti. Zira bilmiyorsanız savunmasızsınızdır. Bugün farkında olmadığınız bir derin yapı yarın kendi coğrafyanızı karıştırabilir. Sınırlarınız içinde karşı operasyonlara maruz kalabilirsiniz.

İşte bu gibi sebeplerle ve ayrıca MK ULTRA & TELEGRAM konusundaki faaliyetleri ve Avrupa’daki PKK elebaşılarının yurt dışı operasyonlarla gizlice Türkiye’ye getirilmesi gibi teorisi olan ancak pratiğe geçirilmesi engellenen çalışmaları (Detayları Ergenekon Davasının delil klasörleri içerinde yer alıyor) bardağı taşıran son damlalar oldu ve Erkut beyin ipi böylece çekildi. (Neler olduğunu kısaca tekrarlayalım)

Önce 2001 Şubat ayında kaçırılarak 3 gün boyunca işkence edildi, yıllarca 7/24 kontrespiyonaj prosedürüne bağlı olarak hassas kontrole tabi tutuldu ve en sonunda öldürülmesi kararından vazgeçilerek bir çok Ergenekon sanığına uygulandığı gibi meşhur Ergenekon Davası kapsamında İTİBARSIZLAŞTIRMA OPERASYONU’na maruz kaldı. Hakkında hepsi asılsız bir çok haber yapıldı, dedikodular yayıldı, yapılan haberler önce FETÖ’nün yayın organlarında, daha sonra FETÖ’nün kontrolünde olan binlerce FETÖ sempatizanı hesap, örgüte ait haber siteleri ve diğer sosyal medya hesaplarında uzun süre yayınlandı. Erkut bey hepsine tekzip gönderdi hiç biri yayınlanmadı, tüm haberleri tek tek Basın Savcılığı’na şikayet etti ama o dönem AK PARTİ ve FETÖ ÖRGÜTÜ kanka durumunda idi, aralarından su sızmıyordu ve FETÖ ÖRGÜTÜ Yargı’daki gücünü koruyordu. Bu nedenle Yargı’dan da bir sonuç alamadı. Son olarak yaşadıklarını ve CIA+FETÖ ÖRGÜTÜ’nün bölgesel planlarını Basın’a anlatmaya karar verdi ancak Türkiye Gazetesi hariç diğerleri korktu, röportaj yapmaktan çekindi. Türkiye Gazetesi de beklendiği gibi Erkut beyin CIA ve FETÖ ÖRGÜTÜ hakkında anlattıklarını değil (Sözde) Ergenekon Örgütü hakkında anlattıklarını haberleştirdi. O da topu topu 5 paragraf. Aslında Erkut bey, Basının ilgi göstereceğini zannediyordu ama beklediği gibi olmadı.

Sonuç itibariyle,

CIA & NSA konsorsiyumu ve FETÖ ÖRGÜTÜ, bu derin yapının izlerini bulamadı. ERGENEKON ÖRGÜTÜ’nü ve çoğu ÖZEL HARP ve ÖZEL KUVVET kökenli olan sanıkları tam anlamı ile deşifre edebilmek adına tek çarenin, Genelkurmay’a bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu’nda bulunan KOZMİK ODA’ya girmek ve burada bulunan BEYAZ KUVVET bilgileri ve diğer hassas bilgilerin olduğu veritabanına erişmek olduğuna karar verdiler. Ve böylece BÜLENT ARINÇ’a suikast martavalını bahane ederek hükümeti baskı altına aldılar, etki ajanları devreye sokularak hükümetin ve Genelkurmayın direncini kırdılar. Ama 1. Derece hassas bilgilere erişemediler. Eriştiklerininse aktivasyonu sona erdirilerek yepyeni planlar hazırlandı. Kısacası Türkiye Güvenlik tarihine KARA GÜVENLİK SKANDALI olarak geçebilecek bir trajedi Genelkurmay’ın alternatif stratejileri ile az hasarla atlatılmış oldu.

Alınan bilgiler nerede ? derseniz şu anda bir kopyası CIA diğer kopyası NSA ve PENTAGON’da olabilir. Belki de diğer ABD müttefiki ülkelere de pazarlanmıştır. Kim bilir.

Tek ve son diyeceğimiz şudur. Umuyoruz hükümet bu olan bitenden ders almıştır. Her sakalı olana ve elinde her tespih olana MÜTEDEYYİN VATANDAŞ ve MUHTEREM HOCA muamelesi yaparsanız yabancı servislerin oyun sahası olmaktan kurtulamazsınız. İstihbarat akıl demektir. Aklınızı kullanmadan istihbaratçılık yaparsanız daha çok skandal yaratırsınız. Bizden söylemesi.

İLGİLİ HABER 1 : https://www.ntv.com.tr/turkiye/kozmik-oda-basbugun-emriyle-acildi,0fvGme3MxU2I_jZ0wnL5Qg

Şimdi de ilgili başka bir haberimizi okuyun.

HABERİN BAŞLIĞI : Kozmik Oda İhaneti

İsimsiz gelen “Bülent Arınç’a suikast düzenlenecek” iftirası ardından açılan dava bahane edilerek, devletin en önemli sırlarının saklandığı Kozmik Oda’ya girildi ve buradan bilgiler alındı. Bu kumpası kuran hakim ve kozmik odaya giren görevlilerin FETÖ adına çalıştığı ilerleyen süreçte ortaya çıktı. FETÖ bu kumpas ile askeri savunma sırlarımızı ifşa ederek ulusal güvenliğimizi zayıflatmayı amaçlamıştır.

Kozmik Oda Aramaları ile sonuçlanan süreç, 19 Aralık 2009’da, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hakkında çıkan suikast haberleri ile başladı. Bu olayı ele alan savcılar Genelkurmay Başkanlığında bulunan kozmik odada arama yaptı.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddialarının gazetelere yansıması

İsimsiz ihbarın söyledikleri şunlardı: “Çukurambar’da, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın evine geliş gidişlerinde, evinin civarında 06 BH… plakalı gri Renault ile 06 …Y 48 plakalı araçları görüyorum. Araçlardan ve içindekilerden şüpheleniyorum. Bülent Arınç’a suikast yapacaklarından şüpheleniyorum.”

Bülent Arınç’a yönelik suikast iddialarının Zaman Gazetesi’nden haberi

İhbar üzerine Özel Yetkili Savcılara geldi ve Savcı Mustafa Bilgili hemen soruşturma başlattı. Polis ihbar doğrultusunda söylenen adrese gitti ve iki askeri gözaltına aldı. TSK’ya kumpas niteliği taşıyan Kozmik Oda aramaları süreci böylece başladı.

Özel Yetkili Savcı Mustafa Bilgili

Sivil savcılık tarafından aramanın yapıldığı Genelkurmay Başkanlığında bulunan kozmik odada savaş durumunda neler yapılacağı, gizli cephaneliklerin yeri gibi çok sayıda önemli bilgi bulunuyordu.

Yapılan aramalarda toplamda 22 kozmik odaya girilerek çok sayıda dosyada inceleme yapıldı.

Ancak Arınç’a suikast iddiası ile açılan davanın ilerlememesi ve sonunda ise takipsiz kararı çıkarı çıkarıldı. Kararın satır aralarında, “kozmik oda” olarak adlandırılan Genelkurmay Seferberlik Tetkik Dairesi’nde yapılan aramada elde edilen belgelerin kopyalanarak çalındığına yer verildi.

Kozmik odada yapılan aramada alındığı belirtilen “devlet sırrı” niteliğindeki belgelerin ayrıntıları şu şekilde:

–Seminer dosyası 2003/1: Yedek personel işlemleri, siyah personel, yardımcı kuvvetler, koruculardan faydalanma, oy tabanındaki hareketlilik, partiler sistemi, tarikatlar, azınlıklar, yeni kurulması gereken gerilla birlikleri konularını içeriyor.

–İş takip: 2002-2009 yıllarını kapsayan iş takip çizelgesi.

–Kontrollü evrak kayıt defteri: 1-9 Aralık 2002 tarihinden 17 Kasım 2009 tarihinde kadar olan dönemdeki bölümler.

–Seferberlik Bölge Başkanlığı: Sorumluluk bölgesi vali ve belediye başkanlarının isimlerinin yer aldığı belge ve kayıtlar. Afyonkarahisar, Ankara, Burdur, Eskişehir, Isparta,Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Yozgat illerinin vali ve belediye başkanlarının adlarının bulunduğu, bu illerin erkek-kadın nüfus ile toplam nüfus sayılarının yer aldığı listeler. Çizelgelerde il il beyaz personel, siyah personel, yeşil personel, turuncu personel, yardımcı kuvvet sayıları. Bir başka çizelgede ise bu personellerin isimleri.

–Yardımcı kuvvetler sürekli yönergesi: Yardımcı kuvvetlerin yapacağı görevler.

–Yardımcı kuvvetler listesi: İsimlerin karşısında ‘Gerilla-Mukavemet- K-K Lojistik’ gibi ibareler.

–Eğitim ve öğretim sürekli yönergesi: Gayri nizami harp ile ilgili esaslar belirleniyor ve özel personel, beyaz personel, siyah personel, yardımcı kuvvetler gibi tanımlar.

–Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı yönergesi: Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığı’nca yürütülen grup ve bireysel gayri nizami harp eğitim ve öğretimleri.

–Özel personel faaliyetleri sürekli yönergesi: Gayri nizami harp teşkilatına alınacak özel personelin tespiti, tahkikatı, takip ve kontrolü, özel personel seferberlik hazırlıklarının yapılmasının standart hale getirilmesinin amaçlandığı belirtiliyor.

–Rektörler gizli ibareli dokümanlar: Rektörler ile ilgili bir kısım bilgiler, öğrenci konseyleri kurultayı açılış konuşması bulunuyor.

Kozmik odaya girerek devlet sırlarını çalan hakim Kadir Kayan’dı.

FETÖ’cü Hakim Kadir Kayan

Kadir Kayan, 2005 yılında Fethullah Gülen’e yönelik açılan bir davada beraat kararı veren hakim olarak karşımıza çıkıyor. Kayan’ın üye olarak yer aldığı o davanın tutanağı şu şekilde:

Kadir Kaya tarafından FETÖ’nün beraat ettirildiği davanın tutanağı

FETÖ’cü Hakim Kadir Kayan’ı gördüğümüz bir başka yer de Temmuz 2009’da Hizb-ut Tahrir Grubu’na yönelik operasyon bahanesiyle kurulan kumpas. Şüphelilerin birinin evine silah, aydınlatma fişeği konuldu. Hakim Kadir Kayan ise parmak isi incelemesi dahi yapmadan silahları ve fişekleri Süleyman Uğurlu adlı bu kişinin üzerine yıktı. Bu konu Müslümanlar’a yönelik kumpaslarda işlendi.

Kadir Kaya’nın iftira ile hazırladığı bir dava tutanağı

Gülen’e beraat kararı verilen bu davada Güvenlik Daire Başkanlığı’ndan da bilgi istendi. Bilgi notunu hazırlayan ise kayyum atamasından önce FETÖ’nün yayın organı olan Zaman gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın polis kardeşi H.D.

Eski Zaman Gazetesi GYY Ekrem Dumanlı

Kaynaklar:

Radikal – Bülent Arınç’a Suikast İddiası Çöktü, Polislere Soruşturma Açıldı

Taraf – Yirmi İki Kozmik Odaya Girildi

Vatan – Kozmik Oda’dan Hangi Belgeler Çıktı?

OdaTV – En Derin Sırları Bilen Hakim Kim?

Sözcü- Ergenekon ve Balyoz Kumpası Gibi Kozmik Oda da TSK’ya Kumpastı

Zaman ayırıp okuduğunuz için minnettarım.

Yusuf Özbek

Yönetici

ÖZEL BÜRO GRUBU

yusuf.ozbek.turkiye

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here