Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

AMERİKA’DA HAY HUY, TÜRKİYE’DE CART CURT // Ahmet Kılıçaslan Aytar

ABD Başkanı D.Trump Japonya, Güney Kore, Çin, Vietnam ve Filipinler’de temaslarını sürdürürken aklı fikri şüphesiz ki;
​​Avrupa’daki seçimler ve referandumların sonuçları: Batı’nın terör saldırılarıyla yeni bir merkez haline gelmesi: İsrail-Filistin Barışı:  Yemen, Lübnan Irak ve Suriye’de onca savaştan sonra bu ülkelerin İran’a kaptırılması : “Russiagate” mücadelesi gibi daha bir çok ağır sorunla meşguldü.

*

Görevinin 10. ayında ABD eliti hâlâ onunla işbirliği yapmayı reddediyor,
İşte Washington’da, “Russiagate” kapsamında üst düzey politika danışmanı Stephen Miller;
Başkan Trump’ın ” Ne Clinton’ın seçim kampanyasında ne de Obama yönetiminde yaşanan yasadışılıklar için özel savcı atanmıştı ” diyerek atanmasına tepki gösterdiği Özel Savcı Robert Mueller’e ifade veriyordu.
Savcı  S.Miller’e ” Neden FBI Direktörü J.Comey’in görevden alındı ” diye sordu.
Ve Comey’in görevden alınmasının nedeninin adaletin olası engellenmesi olduğu Russiagate dosyasının bir parçası oldu…

*
Başkanlık seçimlerinde Rus müdahalesini ve Trump kampanyası ile yapılan herhangi bir anlaşmayı kapsamlı bir şekilde inceleyen Özel Savcı Mueller;
Sonra Başkan Donald Trump’in ilk ulusal güvenlik danışmanı olan Michael Flynn’in oğlu ile birlikte,
Türk hükümeti ile 15 milyon dolar karşılığında “Fethullah Gülen’i ABD’de yaşadığı evinden kaçırıp, Türk hükümetine teslim edilmesi” ile ilgili bir plana karışıp-karışmadığını incelemeye koyuluyor…
Kongre’nin isteğiyle Rusya ile ilişkilerini araştırılan Flynn’ın Şubat’ta açıklandığı üzere Türkiye adına lobicilik yaptığı da biliniyor…

*

Beyaz Saray’da ise Başkan’ın danışmanları İsrail ile Filistin arasındaki çatışmayı sona erdirmek için geliştirdikleri somut bir planı bitirmek üzeredirler.
Planın, Amerikan hükümetinin sunduğu önceki çerçevelerin ötesinde Başkan’ın “nihai anlaşma” dediği şeyin peşinde koşması amaçlanıyor.
Plan; İsrail ve Filistinlilerin hayatlarını iyileştirmek ve bölgede güvenliği artıracak kalıcı barış anlaşmasını kolaylaştırmayı değil dikte etmeyi hedefliyor…
Planın tarafların üzerinde anlaşmaya varacağı güven artırıcı hükümler içerdiği: İsrail inşaatlarının mevcut bloklarla sınırlandırılmasını: İki devletli bir çözüm getirmeyi: Filistinlilere daha fazla uyum sağlamak üzere Yahuda ve Samaria’nın bir bölümünü yeniden tasarlamayı öngördüğünden bahsediliyor.

*

Bu gelişmelerin ortasında Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Vietnam/Da Nang Zirvesine katılan Başkan Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile oturum aralarında görüşüyor.
Neden ABD ve Rus liderlerinin “kapsamlı” birebir görüşmeler yapmadığı konusunda Kremlin, bundan;Amerika’nın esnek olmayan tavrını sorumlu tutuyor.
Belli ki, Başkan Trump “Russiagate” mücadelesi gibi ağır  bir sorunun sıkıntısı ve temkinliğindedir…

*

Yine de iki lider, Suriye’de siyasi çözümü destekleyen ortak bir bildiri üzerinde mutabık kaldılar.
Suriye’deki çatışmalara artık askeri çözüm bulunmadığı şimdi sıranın siyasi çözümde olduğunda anlaştılar.
Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne olan bağlılık teyid edildi.
Suriye ihtilafıyla ilgili tüm taraflar Cenevre siyasi süreci içinde etkin bir rol oynamaya davet edildi.
Suriye’de ağır kayıplar veren İŞİD’le mücadelede ortak çabalarla sürdürülecektir.

*
Bu noktada iki lider arasında  İran’ın, İsrail’in alanında Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen’de siyasi ve askeri potansiyelini maksimize etmek ve bölgeyi tek bir çatışma alanı haline getirmek stratejisi de;
Anormal ya da genel olmayan bir gelişmeyi tanımlayan bir “üç nokta” ile geçiştirildi…

*
Bu sırada  D.Trump’ın kadrolarını belirlediği CIA; giderek  Rusya’nın Trump lehindeki seçimi etkilemek için ABD’de bir dezenformasyon kampanyası yürüttüğü sonucuna varmaktadır.
Ama Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Vietnam/Da Nang Zirvesine katılan Başkan Trump, ABD’deki 2016 seçimlerine Rusya’nın müdahale ettiği iddiaları ile ilgili olarak,
Rus mevkidaşının böyle bir işe kalkışmadığına inandığını söylüyor.
Başkan, Putin için “Ne zaman beni görse, ‘ben yapmadım’ diyor ve bunu söylediğinde samimi olduğuna inanıyorum. Putin işimize karışmadığını söyledi. Bir daha sordum. Daha ne kadar sorabilirsiniz ki” diyor…

*

Herşeye rağmen şimdi Suriye sahnesi; Rusya-İran ittifakının bölüp-bölünmeyeceğine,
İsrail ve Suudi Arabistan’ın istediği gibi bir Rus Suriyesi mi, yoksa İran Suriyesi’ne mi dönüşeceğine,
Ve Suriye sorunun siyasi çözümünü sağlamaya yönelik yargı sürecine açılıyor…

*
Yargı Süreci adli bir mekanizma önünde Ortadoğu trajedisinde savaş suçları işleyerek hukuku ihlal eden “Esad Rejimi Kadar Muhalif Tarafların ve Destekleyen Ülke Yöneticilerinin” paylarını üstleneceği bir zamana ilerlemek,
Ve savaş suçları işleyerek hukuku ihlal edenlerin yalnızca Esad rejimi olmadığı düşüncesinin ilan edilmesi anlamına geliyor…

*
İlk tepki, Rusya ziyareti öncesi Türkiye’den AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geliyor.
“‘Askeri çözüm mümkün değil’ deniliyor. Merkezi yönetimin şu ana kadar askeri yöntemlerle öldürdüğü insan sayısı 1 milyona ulaştı.
O zaman çeksinler askerlerini. Türkiye’nin askeri yok. Siyasi yönteme başvurulsun. Bir an önce seçime gitmenin yolları aransın. Askeri sorun çözüm değilse, çeksinler askerleri” diyor…

*

Nasılsa “İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. O gün de yakın. inşallah Selahaddin Eyyubi’nin kabri başında fatiha okuyacak, Emevi Camisi’nde namazımızı da kılacağız. Bilali Habeşi’nin, İbn-i Arabi’nin türbesinde, Süleymaniye Külliyesi’nde, Hicaz Demiryolu İstasyonu’nda kardeşliğimiz için özgürce dua edeceğiz” ifadesini  yalayıp yutmuştur.

14.11 2017

1 YORUM

  1. Keyifsiz. Yalamış olabilir amma, askeri atamızla, dindarı din ile, gerisini Osmanlı özlemiyle tavladınız için, hakimiyeti artık ilelebettir. Bitmez. Buyurun o trende çay içelim beyler.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here