Ana sayfa Yazarlar Ali Eralp Ateş Çemberinde Kalan Akrep, Kendini sokarmış…

Ateş Çemberinde Kalan Akrep, Kendini sokarmış…

Sevgili yurdumuz her gün biraz daha kötüye gidiyor…

Düzen bozuldu. Ahlak bozuldu… Ekonomi çöktü… Dış borç  milli gelirin yarısını aştı. Tavan yaptı.

Kimin eli kimin cebinde belli değil… Soyan soyana…  Vuran vurana… Kıran kırana.

Sevgi, saygı, dayanışma, paylaşma, hoşgörü kalmadı.

Öğretmen öğrencisine laf söyleyemiyor. Hemen veliler okul basıp, öğretmeni dövmeye kalkıyorlar.

Doktorların can güvenliği yok.

Kimse geleceğinden emin değil… İşsizler ordusu çığ gibi büyüyor… Üniversiteyi bitiren gençler cam siliciliği yapıyorlar… Temizlik işlerinde çalışıyorlar… Onu bulamayanlar da var…

Zam üstüne zam… Zamla yatıyor, zamla kalkıyoruz…

Dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz. İktidarın canı sıkıldı mı,  sıkıştı mı, hemen vergileri artırıyor… Yoksulun emeğine, ekmeğine el uzatıyor. “Ya borç alacağız, ya vergileri artıracağız” diyor…

Ama yandaş şirketlere dokunan yok… Daha çok onların vergilerini siliyorlar…

Satacak bişey de kalmadı. Ne fabrika bıraktılar ne liman… Ne orman bıraktılar ne vatan…

Milyonlar açlık sınırının altında debeleniyor…

Daha geçenlerde, Şanlıurfa ve Kayseri’de İnsanlarımız “Açım” diye kendilerini yaktılar.

Ama bizi yönetenler Bin Bir Gece Masalları yaşıyorlar…  Bin küsur odalı saraylar. Hizmetkârlar. Korumalar… Uçaklar… Helikopterler… Sayısız zırhlı araçlar, limuzinler, makam arabaları… Yazlık, kışlık sırça saraylar… Köşkler…

Bu da yetmedi şimdi bir de Marmaris’teki Okluk Koyunda Cumhurbaşkanlığı Devlet Konukevi inşaatına başlandığı söyleniyor.

Doğal sit alanında 11 bin metrekarelik kıyının doldurulmasıyla yapılacak konukevinin 300 odası, 400 çalışanı, özel plajları ve dev yatların yanaşabileceği iki iskelesi olacakmış… Bu inşaata harcanacak parayı varın siz hesap edin…

Ama millet aç, biilaç yaşam savaşı veriyor… Kimin umurunda… “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir…”

Ve bir de Atatürk’ün kaldığı mütevazi mekanlara bakın. Zaten tüm servetini devlete, millete bağışlamıştı o Yüce insan.

Tarım bitti. Sanayi bitti. Esnaf can çekişiyor…

Onların bir tek derdi var şimdi: Din… Dincilik… Türban, kapanma, örtünme… Tüm okulları imam hatiplere dönüştürmek… Her yapılana, her söylenene kayıtsız koşulsuz boyun eğen bir kul, köle ordusu yaratmak ve sonunda Türkiye Cumhuriyetinin yerine bir şeriat devleti kurmak…

Bilim, fen rafa kaldırıldı. Çevremizi hurafeler, batıl inançlı yobazlar, çember sakallılar sardı. Araplaştık… Ortaçağ’a, Ortaçağ düşüncelerine yeniden döndük.

Koskoca bir müftü diyor ki:

“Düğünlerde karısının kızının oyun oynamasına ses çıkarmayan erkekler deyyustur, sokakta kızlarla oğlanlar bir araya gelmiş konuşuyorlar, bunun adı deyyusluktur…”

“Dekolte giyen kadınlar tecavüzü göze almalıdır, parfüm haramdır, topuklu ayakkabı ayete aykırıdır…”  Peki, bunu diyen kim? Koskoca bir profesör…

Birisi de çıkmış, “Hamilelerin sokağa çıkması terbiyesizliktir”  diyor…

Sanki bu milletin hiç sorunu kalmamış gibi, şimdi bir de nikâh kıyma işini müftülere verdiler… Bundan sonra sen gör çocuk yaşta evlenen kızları… İki karı, üç karı alan herifleri. Kadın cinayetlerini…

Ne demokrasi kaldı, ne özgürlük…

Her şey, her kurum tek adam yönetimine girdi…

Hukuk, adalet sanki tek elden yönetiliyor. Kimse sesini çıkaramıyor… Karşı çıkanlar, yönetimi ve kötü gidişatı eleştirenler ise kendilerini savcının karşısında buluyorlar. Sosyal basında görüş belirten sıradan vatandaşlar bile takip ediliyor, yargı huzuruna çıkarılıyor, dört duvar arasına atılıyorlar…

Amaç, gözdağı vermek… Koyun sürüsü bir toplum yaratmak…

Dokunulmazlığı olan milletvekilleri hakkında bile “Hakaret Davaları” açılıyor.

Bir buçuk yıldan beri OHAL rejimi var..

Vatan kararnamelerle idare ediliyor…

Seçimle gelmiş belediye başkanları, ağlaya ağlaya, emirle gidiyorlar.

Başkan ayrılırken şunları söylüyor:

“Yolsuzluğunuz yok, usulsüzlüğünüz yok, başarısızlığınız yok, FETÖ bağlantınız yok ama ailenize ve evinize kadar ulaşan tehditler var. Katlanacak bir durum olmanın ötesine geçmiştir. AK Parti’de siyaset yapma imkânımız ortadan kaldırılmıştır. Partimden ve belediye başkanlığı görevimden ayrılıyorum”

Sonra da bu düzenin adına “İLERİ DEMOKRASİ” diyorlar…

Balıkesir Belediye Başkanı Edip Uğur, ayrılırken bir şey daha söyledi: “Değişim ve yenilenme süreci AK Parti’de bir otofajiye dönüşmektedir…”

OTOFAJİ, kendi kendisini yiyip, bitirmek anlamına gelir.  Biz de buna bir ekleme yapıyoruz.

“Ateş çemberinde kalan akrep, kendini sokarmış…”

Tarihte zorbalıkla, baskıyla, korkuyla bir düzenin sürdürüldüğü görülmemiştir… Sona doğru yaklaşıyoruz… Akrebin kendisini sokmasına az kaldı…

(alieralp37@gmail.com)

1 YORUM

  1. Bu sapık zihniyetli profesörler o makama nasıl geliyor ya da o makamda nasıl durabiliyor…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here