Turkish Forum

Rusya’nın Kırım Atağı: Çiygöz ve Ümerov Serbest

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcıları Ahtem Çiygöz ve İlmi Ümerov 25 Ekim’de Kırım Akmescit’ten alınarak Rusya’nın Anapa şehrine götürülmüş, daha sonra  uçakla Ankara’ya  gönderilmiştir. Bilindiği gibi Rusya tarafından işgal edilen Kırım’daki sözde Akmescit (Simferopol) Bölge Mahkemesi, 27 Eylül tarihinde aldığı kararla “Rusya’nın toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik çağrılar ve eylemlerde bulunmak” suçlamasıyla yargılanan Ümerov’u 2 yıl hapse mahkum ederek, 2 yıl da kamuya açık faaliyetlerde bulunma yasağı getirmişti. 11 Eylül’de de Ahtem Çiygöz’ü 26 Şubat 2014 tarihinde Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu önünde düzenlenen mitingde kargaşa organize etmekle suçlu bulmuş ve  8 yıl hapse mahkum etmişti.

Türkiye ve Rusya arasındaki uçak krizinin olumsuz etkileri giderilmeye çalışılırken Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi Gayana Yüksel Rusya’ya; Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı’nın ara kararını yerine getirme, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da Kırım Tatarlarına karşı uygulamaları durdurma ve Kırım Tatarlarının temsil organı Kırım Tatar Milli Meclisi’nin faaliyet yasağını kaldırma çağrısı yapmıştır.

Birleşmiş Milletler  Yerli Sorunlar Daimi Forumu’nun 16’ncı toplantısının ikinci haftasında, hakları için mücadelelerinde yerli halklara yardımcı olanlara destek hususundaki özel  toplantıda konuşan  Yüksel, “Özel raportörün dikkatini, Rusya’yı köklü halk Kırım Tatarlarına karşı baskıları, takibat ve ırk ayrımcılığını durdurmaya ve halkın temsil organı Kırım Tatar Milli Meclisi’nin faaliyetlerini yenilemeye mecbur tutan Lahey’deki BM Uluslararası Adalet Divanı’nın ara kararına çekiyoruz” demiştir.

Yüksel; Kırım’ın Rus işgali altında bulunduğu 3 yıl boyunca Rusya’nın Kırım Tatarlarını korkuttuğunu, yarımadada meydana gelen olaylar hakkında gerçekleri örtmeye çalışarak Kırım Tatarlarına baskı uyguladığını, 23 Kırım Tatarının düzmece suçlamalarla cezaevinde tutulduğunu açıklamıştır.

Rus baskısının örneği olarak Ahtem Ciygöz’e karşı başlatılan davayı gündeme getiren Yüksel, Çiygöz’ün, 26 Şubat 2014 tarihinde Kırım’ın işgaline karşı düzenlenen barışçıl mitinge katıldığı için iki yıldan fazla tutuklu bulunduğunu ve toplu kargaşa organize etmekle suçlandığını söylemiştir.  Ayrıca, işgal edilen Kırım’da Kırım Tatarlarının avukatları Emil Kurbedinovkkate ve Edem Semedlayev ile baskılara uğrayanlara hukuki yardım sağlayan diğer avukatlara da dikkat çekmiştir: “Kırım’da köklü halk Kırım Tatarlarının susması, onların 16 Mart 2014 tarihinde yapılan sözde referandumun sonuçlarını kabul ettiği anlamına gelmiyor. Düzenlenmesi sırasında askeri unsurların baskısı ve demokratik sürecin olmaması dikkate alınarak Venedik Komisyonu tarafından yasallığı kabul edilmeyen sözde referandumun sonuçlarını da kabul etmiyoruz.”

Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı, (UN International Court of Justice) 19 Nisan 2017 tarihinde Ukrayna’nın Rusya Federasyonu’na karşı açtığı dava kapsamında ilk kararını açıklamıştır. Divan, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da ulusal azınlıkları koruma amaçlı Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme‘yi (International Convention on the Elimination of All Forms of Racial Discrimination of December 21, 1965) ihlal ettiği için Rusya’ya karşı sınırlayıcı tedbir uygulanmasını onaylamıştır. (ICJ grants Ukraine’s request to impose measures on Russia to protect minorities in Crimea, https://www.unian.info/politics/1884174-icj-grants-ukraines-request-to-impose-measures-against-russia-to-protect-minorities-in-crimea.html)

Divan’ın kararını açıklayan hakim Ronny Abraham Rusya’yı, Kırım Tatar Milli Meclisi’nin faaliyetlerinin yasaklanması dahil Kırım Tatarlarına karşı sınırlamalardan kaçınmaya mecbur tutmuştur: “Kırım Tatar Milli Meclisi’nin faaliyetlerinin yenilenmesi dahil olmak üzere Kırım Tatarlarına yönelik çıkarların temsil edilmesine ilişkin sınırlamalardan kaçınılsın. Ukraince eğitim verilmesi sağlansın.” Divan, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine İlişkin  Uluslararası Sözleşmeyi (International Convention for the Suppression of the Financing of Terrorism of December 9, 1999) ihlal ettiği için Rusya’ya geçici tedbir uygulanmasını ise kabul etmemiştir. Ukrayna, uygulanacak geçici tedbirlerin ülkeye verilen zararı durduracak olmasını kanıtlayamamıştır.

Rusya, Adalet Divanı’nın kararını kendine göre yorumlamış ve kararda Kırım Tatar Milli Meclisi’nin faaliyet yasağının kaldırılması talebinin olmadığını öne sürmüştür. Fakat, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi 45 ülke Rusya’dan, BM Uluslararası Adalet Divanı’nın kararını yerine getirmesini istemiştir.

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı, Ukrayna milletvekili Refat Çubarov, Uluslararası Adalet Divanı’nın Ukrayna’nın Rusya’ya karşı açtığı dava kapsamında verdiği ara karar ile ilgili olarak Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasını Kırım Haber Ajansı’na şöyle  yorumlamıştır: “Bu tür açıklamalar, saldırgan ülkenin tipik, yüzyıllardır değişmeyen alışılageldik davranışlarıdır…Moskova, yüzyıllar boyunca tarihin izahı dahil olmak üzere tüm alanlarda bu şekilde davranmıştır.”  Çubarov, Rusya Federasyonu’nun hiçbir girişiminin, Ukrayna’nın Kırım’ın işgaline son vermekle ilgili siyasi tavrını değiştirmeyeceğini, ancak işgal edilen yarımada için ve Kırım Tatarlarının vatanlarında yaşama hakkı için mücadelesini daha da güçlendireceğini belirtmiştir.

Çiygöz ve Ümerov’un  Türkiye’ye gönderilmesi üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklama yapan avukat Nikolay Polozov, “Ne Ahtem Çiygöz ne de İlmi Ümerov af dilekçesi ya da buna benzer başka bir şey ne yazdılar ne de imzaladılar. Resmi belgeleri bize kimse göstermedi, bu kararın nasıl alındığını Rusya Devlet Başkanı’ndan sorulmalı, çünkü görünüşe göre kararı o aldı” demiştir. Polozov, Çiygöz’ün tüm kişisel eşyalarının ve hesaptaki parasının iade edildiğini açıklamıştır.

Kırım Tatar siyasi mahkumların Türkiye’ye gönderilmesini yorumlayan Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ise şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, New York ve Kiev’de yaptığımız anlaşma doğrultusunda kahramanlarımızın serbest bırakılması konusunda gösterdiği çabaları için teşekkür ediyorum.” Çubarov’un açıklaması ise şöyledir: “Biz Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’ya, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel’e ve birçok uluslararası enstitüye başvurduk, fakat tabi ki siyasi mahkumlar olan Çiygöz ve Ümerov’un serbest bırakılması Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğanı’nın büyük başarısı. Kırım Tatarlarını ve Kırım’ın işgalden kurtarılması ile Ukrayna’nın, Kırım’da egemenliğini yeniden sağlamasını destekleyen, buna karşı kayıtsız kalmayan uluslararası ortaklarımıza ve herkese içtenlikle teşekkür ederim.”

Rusya, Ümerov ve Çiygöz’ü serbest bırakarak Türkiye’ye mesaj vermiştir. Kremlin, siyasi mahkumları serbest bırakmış, daha sonra Ankara’ya göndererek Ukrayna’yı pas geçmiştir. Bu, diplomatik bir manevra olup, Rusya ile Türkiye arasında domates sorunu dışında da sorunlar olduğunun kanıtıdır.

Refat Çubarov’un bu konudaki yorumu şöyledir: “Ben ve Kiev’deki soydaşlarım, onların bir iki gün içerisinde Ukrayna’ya gelmelerini bekliyoruz. Onların neden Türkiye’ye gönderilerek serbest bırakıldıklarını anlıyoruz. Onlar, Ukrayna devletiyle işbirliği yapmadıklarını sadece Türkiye’ye iyilik yaptıklarını göstermek istiyorlar. Bu Rusya’nın bir taktiği. Ancak Kırım dışına gönderilmeleri, evlerine dönemeyeceklerini sergiliyor. Yani bu demek ki, serbest bırakıldılar, ancak Kırım’da yaşamaları yasaklandı.”

Avukat Mark Feygin, yoğun diplomatik çabalar sonucu 25 Ekim’de Türkiye’ye gönderilen Çiygöz ve Ümerov’un serbest bırakılmasının siyasi bir karar olduğunu açıklamıştır: “Konunun inceliklerini tartışamam. Çünkü, İlmi Ümerov ve Ahtem Çiygöz’ün serbest bırakılması kararı siyasi bir karar. Karar, birçok tarafın etkileşimi sonucunda alındı. Ancak biz, avukatlar olarak işin bize düşen kısmını yapmak için büyük çaba harcadık. Bu davalar bu kadar ses getirmeseydi ve savunma o kadar ikna edici olmasaydı, söz konusu kararı almak için Rus tarafında motivasyon olmazdı.” 

Çiygöz ve Ümerov, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde düzenledikleri basın toplantısında cezaevinde Ukraynalıların kendilerine verdiği büyük desteği hissettiklerini belirterek şunları söylemişlerdir: “Cumhurbaşkanlarımız Recep Tayyip Erdoğan  ve  Petro Poroşenko’nun adımları çok önemli. Bu adımları şahsen hissettik. Bu bizden geçerek bütün ülkemize yayıldı çünkü hiç kimse bunun olacağına inanmıyordu. Buraya geldiğimizde Sayın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na şahsen şükranlarımızı iletmek istedik ancak yoğun programlarından dolayı buluşma imkanımız olmadı. O yüzden şöyle bir anlaşmaya vardık: Biz Kiev’e döndükten sonra en kısa zamanda buraya gelip teşekkürlerimizi şahsen sunmak isteriz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Ukrayna Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantısı için geldiği başkent Kiev’de Poroşenko ile düzenlediği ortak basın toplantısında cezaevindeki Kırım Tatarlarının durumuna ilişkin bir soru üzerine şu açıklamayı yapmıştı: “Cezaevinde olan Kırım  Tatarı dostlarımızla ilgili her türlü girişim ve gayretin içindeyiz. Temenni ederim ki bu girişimlerin de neticesini alırız. Bunların takipçisiyiz. Kırım ile ilgili geçmişten bugüne tavrımız, bu konuyla ilgili ulusal ve uluslararası noktadaki yaklaşımımız bellidir. Kırımlı kardeşlerimizi kendimizden ayrı görmedik bundan sonra da görmeyeceğiz.”

Çiygöz, serbest bırakılma sürecini, “Nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Beni cezaevinden, Ilmi Bey’i de hastaneden aldılar. Toprağımızdaki baskı bu kadar fazla, zorba olduğu için her şeyi bekleyebilirdik” sözleriyle anlatmıştır. Geçen 3 yıl içinde farklı tekliflerle karşılaştığını belirtmiş, serbest bırakılmak uğruna bu teklifleri kabul etmesinin söz konusu olmadığını söylemiştir. Bir basın mensubunun kendisine Putin’den özür dilemesinin teklif edilip edilmediği yönündeki sorusunu şöyle cevaplandırmıştır: “Böyle bir teklif geldi ama ben kesinlikle kabul etmeyeceğimi söyledim. Benim Ukrayna halkına ve Kırım Tatarlarına yönelik tutumum nettir. Böyle bir şeyi kabul etmiş olsaydım Ukrayna halkına ihanet etmiş olurdum.”
Ümerov, Çiygöz’ün haksız şekilde suçlanıp yargılanarak 8 yıl hapis cezası aldığını, kendisinin de yapmadığı şeylerle suçlandığını söylemiştir: “Müzakere sürecinden pek haberdar değildik. Şu an gelecekte bizi nelerin beklediğine dair bir fikrimiz yok. Herson bölgesi ve Kırım arasındaki bölgeyi geçmeye kalkarsak neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Daha önce böyle bir şey yapmayacağıma dair herhangi bir söz vermedim. Bu yüzden ilerleyen zamanlarda Kırım’a dönmeye çalışacağım. Rusya istihbaratı geldi, Putin’den beni bağışlamasını istediğime dair bir yazı istediler. Ben de bunu kesinlikle reddettim. Bu konuyla ilgili bir daha temas olmadı. Dün sabah Bahesaray’daki hastaneden beni aldılar, havaalanına getirip uçağa bindirdiler. Ahtem Bey de oradaydı ama birbirimize sarılma imkanımız olmadı ancak Ankara’ya geldiğimizde uçaktan indiğimizde birbirimize sarıldık.”

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha bu süreçte Türkiye’ye teşekkür ederek şu açıklamayı yapmıştır: “Bugün burada Sayın Çiygöz ve Ümerov ile özellikle Ankara’da buluşmamız çok sembolik bir anlam taşıyor. Bu olay çok kilit ve sembolik anlama sahip. Biliyorsunuz, Poroşenko dün kendi sosyal medya hesaplarında Sayın Erdoğan’a şükranlarını iletti ve şahsi çabaları için teşekkür etti. O yüzden biz tekrar Türkiye’ye Kırım konusunda ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusunda gösterdiği kararlı tavır için teşekkür etmek istiyoruz.”

Kırım Haber Ajansına göre Ukrayna Parlamentosu Başkan Yardımcısı İrina Geraşçenko, Çiygöz ve Ümerov’un serbest bırakılacağını, ilgili kişilerin birkaç hafta önceden bildiklerini açıklamıştır: “Kırım Tatar liderlerinin yakın zamanda serbest bırakılmasını başarabileceğimizi ilgili insanlar daha birkaç hafta önceden biliyordu. Bu bağlamda, Strazburg’da rastlantı sonucu bunu öğrenen ve bu önemli sırı içinde tutarak kahramanca susan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Ukrayna heyetine teşekkür ediyorum.

Geraşçenko, Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) siyasi mahkumların serbest bırakılması için ileri sürülen şartlar hakkında da şu bilgiyi vermiştir: “FSB’nin ileri sürdüğü şartlardan biri, İlmi Ümerov ve Ahtem Çiygöz’ün Putin’e af dilekçesi yazmasıydı. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Strazburg’da Petro Poroşenko’nun ziyareti esnasında yapılan görüşmede bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini söyledi. Çiygöz ve Ümerov ile gurur duyuyoruz, onlar gerçekten sarsılmaz insanlar. Bu uzun günler devamında Ukrayna ve Türk diplomasileri, af dilekçeleri ile ilgili hiçbir şartın olmaması için elinden geleni yaptı.”

Ahtem Çiygöz ve İlmi Ümerov, basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’nun üstün çabaları için kendilerine teşekkür etmişlerdir.  “Müzakere sürecinden haberdar olmadığınızı söylediniz. Recep Tayyip Erdoğan’ın adımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Geldiğinizde Türk yetkililerle görüştünüz mü?” sorusunu Çiygöz şöyle cevaplandırmıştır: “Erdoğan ve Poroşenko’nun adımları çok önemli. Bunlar bizden geçerek tüm ülkeye yayıldı. Çünkü kimse buna inanmıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkürlerimizi iletmek istedik ama programının yoğunluğundan dolayı ulaşamadık.  Kiev’e döndükten sonra başka bir zamanda teşekkürlerimizi iletmek için kendisiyle anlaştık. Süreçten haberdar olmadığımız için nereye gittiğimizi bilmiyorduk beni cezaevinden Ümerov’u ise hastaneden aldılar. Bizim topraklarımızda zorba baskılar olduğu için her şeyi bekleyebilirdik. Geçtiğimiz 3 yıl içinde farklı tekliflerle karşılaştım, kendi özgürlüğüm için kabul edemezdim. Fakat Erdoğan, Poroşenko ve Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu arasında geçen görüşmeleri öğrenince kendimi sonumu isteyen insanlardan daha üstün hissettim.”

Bir muhabirin “Rıfat Çubarov, Rusya’nın liderleri Vladimir Putin’den özür dilemenizi ve Kırım’ın Rusya’nın bir parçası olduğuna dair yazı istediklerini bildirmişti. Bu doğru mu ve başka şartları oldu mu?” sorusuna verdiği cevap şöyledir: Böyle bir teklif geldi, ben kesinlikle istemedim. Ukrayna Cumhurbaşkanı, Ukrayna halkı ve Kırım halkına olan tutumum belli. Kabul etmiş olsaydım herkese ihanet etmiş olurdum. Cezaevinde bulunduğum zamanlarda, orada Ahtem değil KTMM milletvekiliydim. Belli ilkelerimiz var onlar devredeyken sağlık durumu bile geride kalıyor. O zamanlarda açıklama yaptığımda özgürlük cezaevi ile kısıtlanamaz ben burada da özgürüm diyordum. İnsanları ve kendi halkımı barışla gerçekleşecek bir savaşa çağırıyordum. Futbol maçları ve Camala’nın Eurovision’u kazanması gibi olaylar bizi mutlu ediyordu.”

 

İlmi Ümerov’un açıklamaları da şöyledir: “FSB temsilcileri iki hafta önce yanıma geldi ve Putin’den bağışlanma talep ettiğime dair bir yazı istediler. Ben kesinlikle teklifi reddettim. Söz konusu tekliften sonra herhangi bir konuşma yapılmadı. Dün sabah 7.00’de Bahçesaray’daki hastaneden beni aldılar ve havaalanına getirdiler. Hemen uçağa bindirdiler, Ahtem oradaydı. Fakat birbirimize sarılma fırsatı bile bulamadık. Ancak Ankara’ya indiğimizde sarılabildik. Ben cezaevinde değildim, yurt dışına gidemeyeceğime dair bir yazı imzalamıştım. Bu nedenle benim için serbest bırakıldı demek doğru olmaz fakat mahkeme kararı devreye girdiğinde 2 yıl hapis cezası işleyecekti. Kırım’a dönüp dönemeyeceğime dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.  Ahtem ile de şartlar konuşulmamış. Bu nedenle Kiev’deki basın mensupları ve siyasetçilerle daha detaylı konuşabileceğiz. İki hafta sonra Kırım’a dönmeyi planlıyorum. O zaman sorularınızın cevaplarına ulaşabileceksiniz. Rusya’dan asla kaçmayacağız. Şunu belirtmek isterim ki bizim buraya gelişimiz Kırım’ı geri almaya ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü sağlanmasına küçük bir işaretti.”

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler için “Aramızda bazı ufak tefek problemler yok değil, var” tespiti doğrudur. Ekonomik konuların dışında da Rusya ile Türkiye arasında Kırım konusunda sorunların olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Kırım Tatarlarının 1783 yılında Kırım’ın Çarlık Rusya’sının kontrolüne geçtikten sonra başlayan Milli İstiklal Mücadelesi, günümüzde İsmail Gaspıralı’nın ‘Dilde Fikirde İşte Birlik’ görüşü çizgisinde devam etmelidir.

Kırım’ın Çarlık Rusya’sı tarafından işgali sonrası başlayan Kırım Tatar Türklerinin Milli İstiklal Mücadelesine Türkiye gerekli desteği vermeli, işgalden sonra Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerinin önlenmesi için daha çok çaba harcamalıdır.