Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar BAŞKAN TRUMP’IN İRAN STRATEJİSİ // Ahmet Kılıçaslan Aytar

BAŞKAN TRUMP’IN İRAN STRATEJİSİ // Ahmet Kılıçaslan Aytar

 

ABD Başkanı Donald Trump, İran İslam Cumhuriyetinin şiddet performansı üzerinden yeni bir ABD stratejisi açıkladı.
1980’lerde Beyrut’ta yaşananları : El Kaide ve Hizbullah gibi terörist grupların desteklenmesini: Yemen ve Suriye’deki sivil savaşları: Amerikalılara uygulanan şiddeti sıraladı.
Sonra Ortadoğu ve dışarısında İran’ın istikrarı bozma operasyonlarına karşı tedbirleri ve Nükleer- Balistik füze programlarını finanse eden mali geliri bloke etmek için yeni yaptırımları listeledi…


*

İran’ın nükleer programının yalnızca barışçıl olacağını kayıt altına alan 18 Ekim 2015’te, P5+1 ile imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA ),
Yalnızca İsrail’in değil belirli koşullarda bölgenin Sünni devletleri; Suudi Arabistan, Mısır, BAE ve Türkiye için de endişe kaynağıdır.
AB ülkeleri de İran füzelerinin gelişiminin Avrupa için bir tehdit oluşturacağını ve Avrupa’yı vurabileceğini düşünüyor. 
Bunun yanında İran’ın Nükleer ve Balistik füze programı dışındaki tehditleri de; Hassas Güdümlü Satıhtan Satıha Füze geliştirme programı: Irak, Suriye  ve Yemen’de  hegemonya kurmak istemesidir.
 

Bu tehditler ABD ve şu anda Suriye’de İran ile işbirliği yapan fakat bölgede bir İran hegemonyası görmek istemeyen Rusya’yı da endişelendiriyor.
Üstelik bu ülkeler, İran’ın yekpare bir ülke olmadığına çünkü Devrim Muhafızları Ordusunun ayrı bir gündemi olduğuna inanıyor.
Devrim Muhafızları Tahran’dan Akdeniz’e bir İran Koridoru kurmayı amaçlarken,

İran Cumhurbaşkanı H.Rouhani’nin en büyük ilgisi İran’ın dünyayla olan ekonomik bağlarını genişletmektir.
H.Rouhani Suriye’ye ve Hizbullah’a destek olabilmek için de ekonomik durumu iyileştirmeye çalışıyor…
 
*
Rusya’dan sonra H. Rouhani’de Suriye’de bir kaç ay içinde tasfiye olacağı aşikar olan İŞİD’in ardından ülkenin yeniden inşası ve petrol alanlarıyla ilgilidir.
Ama Suriye Devlet Başkanı B.Esad, iki patronu arasında doğrusu büyük bir yetenekle manevra yapıyor…

*

Şimdi ABD, İran’ın balistik füze testlerini gerçekleştirmesini ve nükleer başlık taşıması amacıyla tasarlanan  kıtalararası balistik füze programınn geliştirilmesini engelleyecek,
İran’ın Kızıldeniz ve Akabe Körfezi’ndeki uluslararası seyrüsefer tehdidinde bulunmasına izin verilmeyecektir.
Devrim Muhafızları Ordusunun teröre destek ve silahlı vekil güçler sağlaması engellenecek, bunun için İran’ın Devrim Muhafızlarına finansal varlıkları kaçırması önlenirken,
İran’ın uyumu konusunda uluslararası denetimler sıkılacaktır.
Ayrıca İran’ın Kuzey Kore ile olan ilişkilerini ABD istihbaratı inceleyecektir ki; bu önlemler ve yaptırımlar, İran rejiminin askeri ve siyasi temelleri sallama potansiyeline sahip olduğu iddia ediliyor.
 
 *

Başkan D.Trump, İran’ın JCPOA  hilafına herhangi bir kusurunun yeniden belgelendirmeye tabi tutulmayacağını, ABD’nin anlaşmaya katılımını sona erdirmekte özgür kalacağını duyurmuştur.
Ayrıca Kongre bu kusurlara karşı teyakkuza geçirilmiş ve müttefiklerine işbirliği çağrısında bulunulmuştur..

Başkan Trump, İran’ın füze tehditini ortadan kaldırmak ve İran’ın bölgede genişlemesini hafifletmek için ABD baskısının yeteli olacağını düşünüyor.

Bu baskının, Rouhani ve taraftarlarının menfaatine ve aynı zamanda Rusya da dahil olmak üzere tüm dünya güçlerinin çıkarlarına uyacağı öngörüyor.

*

Ancak İsrail hâlâ endişelidir, zaten  İran ile yapılan anlaşmanın yararına baştan beri inanmıyor.

İsrail’in kaygısı Başkan Trump’ın stratejisinin Kuzey Kore ile ilgili krizde olduğu gibi bir ültimatom olmaktan öteye gitmeyişidir. 

Üstelik ültimatom sadece İran ve Kuzey Kore’ye değil aynı zamanda NATO müttefiklerine yapılmıştır, deniliyor.

Ne ki, gerçek bir  neden olmaksızın ve anlaşmayı imzalayan ülkelerin rızası olmadan bir uluslararası sözleşmeyi iptal etmek mümkün değildir.

Bu yüzden İsrail, ABD’in yeni İran stratejisini kendine bir meydan okuyuş olarak algılıyor…

Bir diğer düşünce, belirsiz bir dünya konjonktöründe İran’ın ya da ABD’nin nükleer anlaşmada yeni bir sapmaya neden olma olasılığıdır.
Bu durumda Ortadoğu’da mevcut uluslararası düzeni sağlamak için yapılan herşey yok olabilecektir.
Bu yüzden İran Cumhurbaşkanı H.Rouhani, Trump’un sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedemeyeceğini ve İran’ın sözleşmeyi uygulamaya devam edeceğini söylüyor,
Washington ve Kongre’nin kararından önce İngiltere, Almanya ve Fransa’yı bölgesel barışın sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelere çağırıyordu…

*

Şimdi Başkan D.Trump, medyanın ve siyasetçilerin güçlü muhalefet ve direnişe rağmen zihnini değiştirme işaretleri gösterememekle eleştiriliyor.
Bu durumu en iyi haliyle;
1-ABD’nin gelecekte dünya düzenini iradesine göre yeniden şekillendirebilecek mi,
2-Yoksa ABD emperyalizminin dünyevî bir din gibi yükselttiği serbest piyasa ve küreselleşmenin sürekli ekonomik büyüme ve dünya halkları için artan yaşam standartları getireceğine ilişkin tüm perspektifinin temel bir krizde midir, sorularına verilen yanıtlarda algılamak gerekiyor. 

*
Galiba doğrusu; şimdilerde Dünya’nın, ABD’nin hegemonya ve güç siyasetine dayalı eski dünya güvenlik anlayışı yerine,
Karşılıklı güvene, yarara, eşitliğe ve eşgüdüme dayalı sürdürülebilir yeni bir güvenlik anlayışının ışığına dönüyor.
Çok güçlü olan bu döngüye katılmak için  Soğuk Savaş zihniyetinin terk edilerek uluslararası ilişkilere yeni bir perspektiften bakılması,
Sorunlara çözümler bulmak için tüm uluslararası toplumun birlikte çalışılması gerekiyor…

17.10.2017

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here