Turkish Forum

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Moda tabiri ile teknik dinleme nedir ? Nasıl yapılır ? & MİKRO DALGA İLE HASSAS TAKİP VE NSA’NIN KITALARARASI TELE KULAK FAALİYETLERİ

Moda tabiri ile teknik dinleme nedir ? Nasıl yapılır ?

Özel frekans ile dinleme: Bir verici ve alıcıdan oluşan dinleme sistemi halinde çalışır. Verici 2 cm küçüklüğünde verici, 90 cm kablo antenden oluşur ve ucuna 9 volt pil takılır. Verici dinlenecek yere bırakılır, yakın bir yerden alıcı ile dinleme yapılır. İnsan kulağından daha fazla ses duyma kapasitesi vardır, fısıltı düzeyindeki seslerin bile rahatlıkla işitilmesini sağlar. Yayın mesafesi 50-100 metre olup, çevresel şartlara bağlı olarak değişebilir. Özel frekanslı yayın yaptığı için, herhangi bir alıcı ile bu yayını dinlemek mümkün değil.

Bilgisayar ile dinleme: Cihaz ve bilgisayara kurulu bir programdan oluşan sistem ile ortamdaki sesleri otomatik olarak kaydetmeyi sağlar. Ortamda ses olduğu zaman ses kaydı otomatik başlar, sessizlik olduğu zaman kayda ara verilir. Konuşmaların hangi ortamda yapıldığı tarih, saat olarak kaydedilir. Dinleme esnasında, arşivlenen konuşmalar, tarihe göre kolaylıkla bulunabilir. Kayıt sistemi ses kalitelerini bozmadan sıkıştırmak suretiyle sabit disk üzerinde depolar. İleri kayıt işleme teknolojisi sayesinde, kayıtlar yüksek sıkıştırma oranı ile saklanır. Ses seviyesi az ise otomatik olarak kuvvetlendirilir. İsteyen kişi bu ses dosyalarını internet üzerinden bilgisayara girip kolayca kendi başka bir bilgisayara aktarabiliyor.

DEĞERLİ YURTSEVERLER;

Bazı durumlarda DIG-INT, CARNIVORE, ECHELON, ENFOPOL, PROMIS ve benzeri sistemleri kullanırken bunların hem zahmetli hem de her gün artan İNSAN HAKLARI VE BİREY HAYATININ GİZLİLİĞİ gibi nedenlerden ötürü daha ziyade kanun tasarıları hazırlayarak ilgi çeken e-postaları direk ISP’lerden isteme yoluna gidiyorlar.

Bu şekilde hem işi kanuni nizamlara sokup hem de hiç zahmetsiz ilgilerini çeken e-posta adreslerini ve trafiğini de izleme olanağına kavuşmuş oluyorlar.

Bildiğiniz gibi Türkiye’de bir çok mevcut büyük internet servis sağlayıcı şirket bulunuyor.

Bunlardan en bilineni ise mynet, superonline, ttnet, e-kolay, turknet ve benzeri.

Daha önce bu tür işler, gizli el altından yapılmakta iken bazı dürüst basın mensubu tarafından dillendirilmeye başlanınca sorun olmaması açısından bu bilgileri kanun ve hukuk çerçeveleri içinde almaktalar.

Yani yazdığınız her e-posta, dolaştığınız web siteleri, msn, skype, icq, mirc gibi her türlü iletişim ve chat yazışmalarınız ilgililer tarafından kopyaları alınmak suretiyle değerlendiriliyor.

Bu tüm gizli servislerin başvurduğu yöntemlerin başında gelir.

Yukarıda adı geçen DIG-INT, CARNIVORE, ECHELON, ENFOPOL, PROMIS ve benzeri sistemler ise daha ziyade bilgi havuzu içinde tabiri caizse DEDEKTİF gibi dolaşarak genel ilgi alanlarına yönelik bilgileri derlemek üzere tasarlanmıştır.

Ama ISP’ler direkt bir gruba yada kişiye yönelik her iletişimi ilgililere bir CD/DVD içinde aktarabilirler.

Bununla beraber yabancı bir ülke ISP hizmetinden yararlanıyor olsanız dahi bağlantı pakedinizden çıkan yine her iletişim bu ilgililer tarafından incelenebilmektedir. IP adresinizden iletişim pakediniz içindeki veriye ulaşabilirler.

Yani kısacası izleme ancak yasal yollarınızı kullanarak bitirilebilirse de bu ihtimalde bu teknolojileri kullananlar tarafından düşünüldüğünden siz bu tespiti yaptırana kadar onlar çoktan sizin TOPRAKLARINIZDAN ÇEKİLMİŞ OLURLAR :-)))

Lazer ile dinleme: Yabancı internet siteleri aracılığıyla illegal olarak satılan cihazın çalışma şekli şöyle: Ses dalgaları pencere camında titreşimler oluşturuyor. Cihaz ile cama lazer ışık demeti gönderip, yine cihazın alıcısı ile yansıyan lazer ışık demetinin frekans dağılımını deşifre ediliyor. Böylece cam üzerinde konuşma titreşimleri, kolayca tekrar sese dönüştürülüyor. Sesleri gürültüden arındırma özelliğine sahip olan cihaz, 200 metrelik bir alanda etki gösteriyor.

Telefon ile dinleme: Sınırsız mesafeli dinleme cihazı olarak tabir edilen, dünyanın her hangi bir yerinden başka bir ortamdaki sesleri mesafe ve süre sınırı olmaksızın dinleme imkanı sağlayan bir sistemdir. Dinlenecek ortamdaki telefon hattına bağlanır. Dahili telefon hattı, şehir içi, şehirlerarası, milletlerarası ve cep telefonu ile dinleme yapılabilir. Özel olarak dizayn edilmiş ses kuvvetlendiricisi ile sadece konuşma sesleri yükseltilerek gürültüler azaltılmıştır. İnsan kulağından daha fazla ses alma kabiliyeti vardır. Şifre kontrollü aktivasyon sistemi ile yetkisiz erişimler önlenmiştir. Açma, kapatma ve çalışma işlemi tamamen sessizdir. Pil, adaptör gerektirmeyen bu cihaz telefon hattından beslenir”.

Mikrodalga ile dinleme: Hedef kişi & grubu 6.5 km’ye varan mesafeden üzerinde monte GPS VE GPRS sistemleri ile nokta koordinat girilmesi ile koordinat ayarlarının ve netlik ve akustik ayarlarının yapılması ile bu mesafeden nokta dinlenebilmesi mümkündür. Ayrıca isteğe bağlı olarak modem ile istenilen noktaya veya computere kaydedilen konuşmanın birden fazla formatta iletimi de bu sistemde mevcuttur. Daha ziyade NSA, CIA, MOSSAD, BND, DGESE, SDECE, MI5 VE MI6, FSB gibi servislerin ellerinde değişik model ve kapsamda bulunmaktadır.

Bununla beraber dinleme yanında negatif çekim cihazları, mikro dalga cihazları da bu servislerin sık kullandığı ve kapalı mekanların arkasını görebilmek için daha ziyade terör-anti-terör amaçlı kullanılmaktadır. Bu cihazlar diğerlerinden profesyonel ekipman ve amaca yönelik olmaları nedeniyle piyasada satışı ve bulundurulması yasaklı cihazlar arasındadır. Kullanımı belli servislerin tekelinde olsa da Rus mafyasında bir kaç yüz bin dolara bu cihazlardan edinmekte mümkündür.

Böyle bir cihazınız var ve Türkiye’de kullanmayı düşünüyorsanız çok karlı bir yatırım yaptığınızı söyleyebiliriz. Zira bir kullanımda bile maliyetinin 5-10 katını rahatlıkla çıkartabilir…bizden söylemesi 🙂

CEZASI ÇOK AZ (Bu makale yeni kanun tasarılarından önce ele alınmıştır ..)

Yeni hazırlanan TCK taslağında, gizli dinlemenin cezası ile ilgili iki ay ile altı ay arasında bir hapsi cezası öngörülüyor. Taslağın 190. maddesinde gizli dinleme konusu yaptırıma bağlanıyor. Üç fıkradan oluşan maddede şöyle deniliyor:

” Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir dinleme aleti ile izleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kimseye iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.

MİKRODALGA İLE HASSAS TAKİP

Yakın gelecekte robotlar insan yaşamında önemli yer tutacak. Tehlikeli olabilecekleri alanlar tartışılıyor. Ancak uygulamada varolan beyin kontrolü. Belki şaşırtıcı gelebilir ama bir gerçek. Yanlı liderlere, akademisyenlere, iş adamlarına, gazetecilere dikkat edin. Somut numuneleri görün.

Mikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür. Elektromanyetik ritmik vuruşlar kişinin başını elektrikli matkapla oyulduğu hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da (VLF), iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, çınlama, sinirlilik, depresyon, hâfıza kaybı hatta panik duygusu oluşturulabilir. Radyasyonun diş dökülmesi, kan kanseri, sakat doğumlara neden olduğu yaptığı bilinmektedir.

İyonlanmanın olduğu radyasyonlar, X ışınları, Radyum gibi kanser tedavisinde kanserli hücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmek mümkün olmamakta, fakat mikrodalga kaynağını 1-2 km. uzaktan hedefe yöneltmek mümkün.

Elektronik parça yerleştirmek mümkün mü? İnsan davranışını kontrol etmek isteyenler hayvan deneylerinde bunu gerçekleştirmişlerdir.

FM radyo kanalı ile sinyaller alabilen ve nakledebilen minyatür elektrotlar hayvan kafasına yerleştiriliyor. Maymunda cinsel saldırganlık, boğada aniden durma komutu verme deneyleri başarılı oldu. Yunus balıkları yönetilebildi.

ABD’de beynin elektronik uyarılması araştırması yapan James Olds; beynin hipotalamuş bölgesine elektronik implant yerleştirerek insanı kontrol etmeyi başardı. Hastalarda korku, heyecan, halüsinasyon oluşturarak davranışlarını ödüllendirdi veya cezalandırdı.

Zihin özürlülere de benzer deneyler yapıldı. Bu çalışmalar çok tartışıldı. Bilimin iyiliği ile hastanın iyiliği ön planda tutularak, etik kurala göre çalışmalar sürdürülmektedir.

FM radyo kanalında sinyaller alabilen ve nakledebilen bu uzaktan beyin elektronik uyarılması tartışmalara konu oldu. Hatta Fransa’da her doğan çocuğa kimliğini belirtir elektronik parça yerleştirerek ömür boyu nerede olup olmadığını izleme tezi ortaya atıldı.

İnsanın robot gibi tuşlarla kontrol edilmesi çalışması sürdürülüyor. Elektronik implantı (Stimoreceiver) bulan Dr. Delgado; beynin amigdal ve hipokampus gibi alanlarını canlandırarak neşe, tuhaf duygu, renkli görüntü gözlemlediğini açıkladı.

Radyohipnotik beyinlerarası kontrol projesi; elektronik hipnoz yapmayı amaçlamaktadır. Bu projede kişiye istemediği şeyler yaptırmak mümkün hale gelecektir.

Elektromanyetik enerjinin biyolojik bilimlerde kullanılması yenidir. Bugün psikiyatride beynin ürettiği sinyalleri kaydederek beyin fonksiyonel görüntülemesi yapılabilmektedir. Klasik EEG’nin bilgisayar devriminden sonra analog sinyallerin sayısallaştırılması ile beyin haritası çıkarılıyor. Beynin hastalıklı çalışan alanları görüntülenebilmektedir. Tanı ve tedaviyi güçlendirmek için işe yarayan bir yöntemdir.

Elektromanyetik enerjinin tedâvide kullanımı yenidir. TMS denilen bir yöntem ile ilgili araştırmalar hâlen sürmektedir. Beynin ön bölgesine elektromanyetik uyarı vererek depresyonu tedâvi etme projesi elektroşok tedavisine alternatif olarak görülmektedir.

Bir de duyu ötesi algı var. ABD, Rusya, İsrail ve İngiltere parapiskolojik araştırmalara büyük bütçeler ayırmaktadır. Beş duyuyu kullanmada insanın geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman hakkında bilgi edinmesi, istihbarat alanında kullanılmaktadır..

Telepati, Durugörü (Clair-voyance); Altıncı his de denilen bu algılama biçimi hakkında önemli somut sonuçlar alınmıştır.

Sesin, elektromanyetik frekansın, lazerin varlığı başka dalga boylarının varlığına kanıt olabilmektedirler. Zihni kontrol etmenin, ikizlerin, anne-çocuk arasındaki uzaktan duygusal etkilenmelerin nasıl olduğu çözülmüştür. Rüya laboratuarlarında telepati yolu ile kavram ve imaj uyandırıldığının gözlemlenmesi, elektronik psikiyatri açısından dönüm noktasıdır.

Durugörü veya beden dışı sezgi denilen bir yöntemde de bazı denekler odada gizlenmiş nesnelerin yerini tespit etmeyi başarabiliyorlar. “Remote Viewing, remote sensing” denilen uzaktan görme ve hissetme özelliği olan insanların bunu nasıl başardıkları bilimsel ilgi alanına girmektedir. Uzaktan görüşün elektromanyetik işleyişi çözülebilirse insanlığın kaderi etkilenecektir.

Günün Sözü: İrade güçlendirilmedikçe etki altında kalmak kaçınılmazdır.

NURULLAH AYDIN

Edward Snowden belgelerinde Türkiye – NSA’NIN KITALARARASI TELE KUKAK FAALİYETLERİ

SNOWDEN BELGELERİ

Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA’in dünya çapındaki dinleme ve istihbarat faaliyetlerini ortaya seren Edward Snowden’ın belgelerinde Türkiye hakkında yer alan bilgiler ilk kez ayrıntılı biçimde yayımlandı.

Belgeler Alman dergisi Der Spiegel’de çıktı. Spiegel haberine, bir belgede Amerikalı bir yetkiliye dayanarak geçen ‘İki yüzlü ortaklık: Türkiye NSA için hem ortak, hem hedef’ başlığını attı.

Haberde kaynak gösterilen belgelere göre;

– Ankara’yla Washington arasında PKK konusunda öyle ‘derin’ bir istihbarat ilişkisi kuruldu ki, iki ülke arasında oluşturulan ortak birim aracılığıyla, NSA Türkiye’ye PKK liderlerine dair saat başı istihbarat bile verdi;

– Ancak Türkiye aynı zamanda bir ‘hedef’ olarak da görülüyordu. Öyle ki, Venezuela ve Küba’dan bile daha fazla izlendi;

– Washington NSA’dan, Türkiye’de ‘liderlerin niyetlerini’ anlamak gibi 19 ayrı alanda faaliyet göstermesini istedi. Spiegel, Alman istihbarat servisi BND’nin de Türkiye’yi dinlediğini hatırlatarak, ‘‘Bu, BND’nin Ankara hükümetini gözetleyen tek istihbarat servisi olmadığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

– Türkiye’nin Washington elçiliği ‘Pudra’ adı verilen bir programla doğrudan dinlendi;

NSA Türkiye’ye karşı istihbarat faaliyetlerinde İngiliz istihbaratı GCHQ ile de ‘geniş çaplı bir ortaklık’ kurdu.Türkiye’yle ABD’nin, PKK’ya karşı işbirliğinin ayrıntıları ilk kez ortaya çıktı. Der Spiegel dergisinin yayımladığı Snowden belgelerine göre, iki ülke arasında özel bir ortak istihbarat paylaşımı birimi bile kurulmuş.

Der Spiegel, Wall Street Journal gazetesinde yer alan ve AKP hükümetince kesin dille reddedilen ‘Roboski istihbaratının ABD’den alındığı’ iddiasını hatırlatarak giriş yaptığı haberinde, PKK konusundaki istihbarata dair belgelere dayanan şu bilgilere yer verdi:

* NSA’in geçen yıl hakkında istihbarat topladığı hedefleri arasında PKK, Rusya’dan sonra ikinci oldu.

‘Saat başı istihbarat’

* İki ülke arasında PKK’ya karşı istihbarat alışverişi öyle derin ki, Türkiye içindeki bazı PKK liderlerinin cep telefonlarını nerede kullandığına ilişkin de bilgi verdi; bu bilgiler her altı saatte bir güncellendi. 2005’teki bir askeri operasyonda, NSA her saat başı bilgi verdi.

‘2006’da onlarca PKK’lı NSA aracılığıyla öldürüldü’

* Ocak 2007 tarihli ve ‘çok gizli’ damgalı bir belgeye göre, NSA Türkiye’ye bazı PKK üyelerinin yerine dair bilgi ve telefon konuşmalarının kayıtlarını verdi. Der Spiegel, bu kişilerin Türk ajanlarca muhtemelen yakalandığını ya da öldürüldüğünü yazdı.

Belgede, ”NSA tarafından Türkiye’ye PKK iletişimine dair verilen coğrafi veriler ve ses kayıtları, geçen yıl onlarca PKK üyesinin öldürülmesine veya yakalanmasına yol açan somut istihbarat sağladı” deniliyor.

‘Para akışı takip edildi’

* Amerikan hükümeti, PKK’nın para akışına ve yurtdışındaki liderlerinin yerlerine dair bilgi paylaştı. NSA, kendi içindeki ‘Parayı izle‘ adlı birim üzerinden, PKK liderlerinin Avrupa’daki para akışını tespit etti. Türkiye’yse Amerikalı ajanların işini kolaylaştırmak için PKK liderlerinin telefon konuşma kayıtlarını tedarik etti; ayrıca Rusya ve Ukrayna hakkında istihbarat paylaştı.

* NSA, yurtdışında yaşayan PKK liderlerinin internet iletişimini de gözetledi. Türkiye istihbaratının, hedeflerin kullandığı e-posta adreslerini vermesiyle, NSA’in ‘işi kolaylaştı’.

‘2007’de derin destek kararı alındı’

* Mayıs 2007’de NSA ve Türkiye’ye ‘daha derin istihbarat desteği’ kararı aldı; Nisan 2013’te bir Türk heyetinin NSA’in Fort Meade’deki karargahına ziyaretine ilişkin bir belgede, PKK’ya karşı istihbarat paylaşımının genişlediği bilgisi yer aldı.

* İki ülke arasında, ‘Ortak İstihbarat Füzyonu Hücresi’ adına bir ortak çalışma grubu bulunuyor. Burada Amerikalı ve Türkiyeli uzmanlar, Türkiye’nin PKK üyesi olduğundan şüphelenilen kişilere hava saldırısı düzenlemesi üzerine projelerde çalışıyor.

‘Aralık 2007’de hava saldırılarına istihbarat verildi’

* Buna göre, Aralık 2007’deki bir dizi hava saldırısının hepsi bu birimin çalışması sonrasında düzenlendi.

* Ortaklık, Obama yönetiminde de devam etti. Ocak 2012’de, Amerikalı yetkililer Türkiye’ye PKK’ya karşı daha farklı yöntemlerle yardım önerdi; bunlar arasında, dinlenen konuşmaları anlık olarak analiz etme yöntemi de vardı. Bu sistemle, eğer konuşan kişinin sesi biliniyorsa kimlik tespiti bile yapılabiliyor. Sistem, konuşmalar arasında kilit kelimelerin aratılmasına da olanak tanıyor.

‘Ankara’da bürosu var’

* Der Spiegel’e göre, NSA bu sistemlerin ikisini Türkiye’nin istihbarat servisine yerleştirmeyi önerdi. Türkiye’yse bir dizi Kürt aktivistin ses kayıtlarını verdi.

NSA belgelerine göre, Amerikalılar bu teknolojiyi Türkiye’ye vermekte tereddüt etmedi. Ancak bir belgede, kilit kelimelerin otomatik olarak aranmasına olanak tanıyan teknoloji konusunda Türkiye’ye güvenilmediği bilgisi yer aldı.

* Bu ortaklık, NSA’nın Ankara’daki ‘Özel İrtibat Bürosu‘ üzerinden yönetiliyor. Amerikalılar Türkiye’ye bilgi dışında eğitim desteği de sağlıyor.

‘NSA’in Asya’daki en eski ortağı’

* Snowden belgelerine göre Türkiye, NSA’in Asya’daki en eski ortağı. Buna göre, NSA’nın 1952’de kurulmasından önce bile, 1940’larda, CIA Türkiye’yle ‘Sigint’ (signals intelligence) üzerinden işbirliği yaptı. Soğuk Savaş sırasında, ABD Türkiye’deki üslerini ‘Sovyet canavarının güçsüz yerlerini’ gözetlemek için kullandı.

* NSA bugün Türkiye topraklarından, Rusya ve Gürcistan hakkında istihbarat topluyor; belgeye göre bu işlem ‘neredeyse anlık olarak’ yapılıyor.

ABD’nin de Ankara’yı daimi bir ‘gözetim‘ altında tuttuğunu otaya koyan Edward Snowden’ın sızdırdığı belgelere göre ABD, ‘model ortaklık‘ ilişkisine rağmen Türkiye’nin ‘en üst düzey’ liderlerinin bilgisayarlarına kadar sızdı.

Alman dergisi Der Spiegel’in yayımladığı belgelerdeki iddialar şöyle:

‘Aynı anda hem ortak, hem düşman’

* Türkiye bir belgede açıkça ‘hem ortak, hem hedef’ diye tanımlanıyor. Spiegel haberinde şu ifadeyi kullanıyor: ‘‘Amerikalı yetkililerin PKK’ya karşı faaliyet gösterirken yakın işbirliği içinde çalıştığı (Türk) siyasetçiler, askeri yetkililer ve istihbarat çalışanları, NSA tarafından meşru casusluk hedefi olarak görülüyor.”

İstanbul ve Ankara’da iki gizli dinleme istasyonu

* Belgelere göre, NSA Türkiyeli yetkililerin bilgisi dahilindeki irtibat bürosunun yanı sıra hem Ankara’da hem İstanbul’da iki gizli dinleme istasyonu kurdu.

* Türkiye’nin ne boyutta dinlendiği, ‘Ulusal İstihbarat Önceliklerinin Çerçevesi’ (NIPF) başlıklı belgede ortaya konuluyor. Altı ayda bir güncellenip başkana sunulan belgede, her ülkenin Amerikan perspektifinden nasıl göründüğü anlaşılıyor.

* Spiegel’in yayımladığı Nisan 2013 tarihli NIPF belgesindeyse, Türkiye Amerikan istihbarat birimlerinin en çok hedef aldığı ülkelerden biri olarak görünüyor. Öyle ki, Amerikan istihbarat servisleri tam 19 alanda bilgi toplamakla görevlendirilmiş. Bu alanlar arasında, Türkiye’de ‘liderlerin niyetlerini’ anlamak gibi başlıklar da bulunuyor.

Spiegel, Alman istihbarat servisi BND’nin de Türkiye’yi dinlediğini hatırlatarak, ”Bu, BND’nin Ankara hükümetini gözetleyen tek istihbarat servisi olmadığını gösteriyor’‘ ifadesini kullandı.

Venezuela kadar ‘düşman’!

* Belgeye göre, Amerikan istihbaratı Türkiye’yi Latin Amerika’daki ‘azılı düşmanı’ Venezüela’yla aynı seviyede, Küba’dansa daha bile fazla izliyor.

‘Liderliğin niyeti’, PKK’dan önemli

* Önceliklerin sıralandığı belgede, Türkiye hükümetinin ‘liderlik niyeti’ başlığı istihabarat önemi sıralamasına ikinci sıradan girmiş. Üçüncü en çok önem verilen alanlarsa, ordu ve altyapısı, dış politika amaçları ve enerji güvenliği olarak sıralanıyor. Aynı çerçeve belgesinde PKK da istihbarat hedefi olarak yer almış ama sıralamadaki yeri çok daha düşük.

Bilgisayarlara altı ayda girdi!

* Belgeye göre, NSA 2006’da bir dizi biriminin ortak çalışmasıyla Türkiye’nin en üst düzey siyasi liderlerinin bilgisayarlarına sızmayı hedefleyen geniş çaplı bir izleme programı başlattı. NSA içinde ‘Türkiye’ye Yüklenme Planı’ adı verilen girişim, hedefine sadece altı ayda ulaştı. Bir belgede, ‘kazanan şifre’nin bulunması şu ifadelerle adeta kutlanıyor: ”Bir bilgisayar ağını kırma yönündeki ilk başarılarını Türkiye liderliğine karşı elde ettiler!’

Diplomatları ‘Pudra’yla izlediler

* Türkiye’nin ABD’deki diplomatları da dinlendi. 2010 tarihli bir gizli belgeden, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nin ‘Pudra’ kod adı verilen bir programla izlendiği anlaşılıyor. Buna göre, NSA çalışanları Elçilik binasındaji telefon sistemlerine erişebiliyor ve bilgisayarlardan da doğrudan bilgi alabiliyordu.

* NSA, Türkiye’nin Washington Elçiliği’nde diplomatların kullandığı bilgisayarlara casus yazılımlar ekledi.

BM misyonu ‘avuç içinde’

* Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’deki temsilcileri de ‘Kara Şahin’ adlı bir projeyle izlendi. Bu temsilcilerin bilgisayarlarınaysa, Trojan adı verilen yazılımlardan eklendi. NSA belgesinde, kurumun Birleşmiş Milletler temsilcilerinin bilgisayarlarının tüm içeriğini kopyalayabilme becerisine sahip olduğu belirtildi.

Dört ülkeyle paylaşıldı

* Belgeye göre NSA, Türkiye hakkında ediğindiği bilgileri istihbarat paylaşımı konusunda ‘Beş Göz’ adı verilen bir anlaşma içinde olduğu Britanya, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’yla da paylaştı.

İngilizler kendi atlarını koşturdu

* Spiegel, ‘Beş Göz’ grubu içindeki İngiliz istihbaratı GCHQ’nun Türkiye’de siyasi hedefleri ve enerji sektörünü zaten kendi başına izlediği notunu da düştü.

Alman dergisi Der Spiegel’in bugün yayımladığı ‘Snowden belgeleri’nde, Türkiye’deki enerji sektörünün İngiliz istihbaratının ‘özel ilgi alanı‘ olduğu ortaya çıktı. Buna göre, İngiliz istihbarat kurumu GCHQ, dönemin Enerji Bakanı Hilmi Güler dahil 13 ismi dinledi; daha iyi gözetleme yapabilmek için bakanlıkların çatılarındaki iletişim sistemlerini bile uydudan inceledi.

Hilmi Güler de bizzat dinlendi.

* Ekim 2008 tarihli ve ‘gizli‘ damgalı bir belgeye göre, GCHQ ajanlarından Türkiye Enerji Bakanlığı’nın yanı sıra Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ), Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilenen Çalık Enerji’ye ‘daha iyi erişim’ sağlamasını istedi.

* Hazırlanan dinleme listesinde, dönemin enerji bakanı Hilmi Güler dahil 13 isim yer alıyordu.

* GCHQ 2008 yılında, bakanlıkların ve enerji şirketlerinin çatılarının uydu görüntülerini incelemeye başladı. Amaç, binalarda ne tür iletişim sistemlerinin kullanıldığını ve bunlara nasıl sızılacağını tespit etmekti. Ancak belgede, bu projede sonuna kadar gidilip gidilmediğine ilişkin bir bilgi yer almıyor.

‘Şimşek’in özel gmail adresi ve iki numarası biliniyordu’

* Der Spiegel, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in aynı zamanda İngiliz vatandaşı da olmasına rağmen GCHQ tarafından dinlendiğine ilişkin geçen yıl The Guardian gazetesinde yer alan iddiayı da ayrıntılandırdı.

Buna göre, Şimşek’e yönelik gözetleme emrinde, bakana ait iki cep telefonu numarası ve özel bir gmail adresi yer alıyor. GCHQ, Der Spiegel’in ilgili sorularını yanıtlamadı.

* Alman dergisi, Şimşek’in dinlendiğine ilişkin iddiaların geçen yıl ilk ortaya atılması sonrasında Britanya Ankara Büyükelçisi’ni çağırıp ‘kabul edilemez’ tepkisini verdiğini hatırlattı.

AKP hükümetiyle Fethullah Gülen Cemaati arasındaki kavganın en önemli sebeplerinden biri sayılan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın adı, Der Spiegel dergisinin yayımladığı Snowden belgelerinde de geçiyor. Belgelerde, ‘Selam Tevhid‘ soruşturmasının temel iddiasını oluşturan, ancak hükümet tarafından kesin bir dille reddedilen ‘İran bağlantıları‘ndan dem vuruluyor.
‘Olası sorunlar’ başlığı altında

15 Nisan 2013 tarihli ve ‘çok gizli’ damgalı belgede, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) arasındaki ilişkiler ele alınıyor; Türkiye’yle ‘Sigint’ (signals intelligence) adı verilen işbirliğinin çerçevesi anlatılıyor.

‘Ortakla çıkabilecek olası sorunlar’ başlıklı son kısımdaysa şu ifade kullanılıyor: ”Amerikan istihbaratından son yıllarda gelen bilgiler, MİT / SIB’in başındaki Dr. xxx’in İran bağlantılarına işaret ediyor. Bu bağlantıların ABD’nin SIGINT ilişkisine nasıl etki edileceği şu an için bilinmiyor.” (Bu cümledeki ‘SIB’, 2012’de Genelkurmay’dan MİT’e devredilen ‘Sinyal İstihbarat Başkanlığı’nın kısaltması.)

Hakan Fidan’ın ‘İran bağlantıları’yla ilgili iddialar yabancı basında da yer almış, Başbakan Tayyip Erdoğan Wall Street Journal’da geçen yıl yayımlanan ve Fidan’ı hem İran’la bağlantılı olup hem de Suriyeli muhalifleri desteklemekle suçlayan bir makalenin ardından, “Fidan’ı yedirmem” demişti.

Söz konusu ‘bağlantılar’ın Amerikan yönetiminde de rahatsızlık yarattığı, geçen yılki kritik Washington görüşmesinde ABD Başkanı Barack Obama’nın Türk heyetindeki Fidan’ı konuşturmadığına dair bir haber de çıkmıştı.

Selam Tevhid soruştumasındaysa, Fidan’ın ‘İran ajanı olduğu’ ve örgüt üyesi olarak dinlendiği öne sürülüyor. Hükümetse soruşturmanın ‘Gülen Cemaati’nin Emniyet yapılanması’ tarafından, örgüt kurulduğu yönünde delil olmamasına karşın kurgu oluşturularak başlatıldığını savunuyor.

İngiliz istihbaratının 2009’da Londra’da düzenlenen G-20 zirvesinde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibini dinlediği iddiasına ilişkin ilk kez bir belge ve liste yayımlandı. Der Spiegel dergisinde yayımlanan belgeye göre, dinlenebilecek ‘olası hedefler’ arasında Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın ve dönemin Merkez Bankası başkanı Durmuş Yılmaz’ın da adı geçiyor.
Babacan ‘en olası’ isim

Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) eski çalışanı Edward Snowden’ın sızdırdığı belgede, ‘hedef‘ olarak gösterilen Mehmet Şimşek’e ait iki cep telefonu ve bir e-posta açıkça veriliyor. Ardından ‘olası hedefler‘e geçiliyor. İşte Ali Babacan, bu listenin en tepesinde yer alıyor.

Hazine yetkilileri mercek altında

Der Spiegel’in isimleri gizlediği listede yer alan diğer kişilerse sırasıyla şöyle: Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği’ndeki Hazine temsilcisi, Merkez Bankası’ndan bir üst düzey uzman, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, Hazine’den bir kişi, Merkez Bankası Başkanı (Durmuş Yılmaz), yaklaşık sekiz hazine yetkilisi.

Belgede, dinlemelerin amacı olarak da ‘Türkiye’nin G-20 zirvesinin hedeflerine ve G-20 ülkeleriyle işbirliğine yönelik tavrını tespit etmek‘ olarak sıralandı.

LİNK : http://www.diken.com.tr/snowden-belgeleri-ingiliz-istihbarati-ali-babacani-da-olasi-hedef-secmis/

Snowden filminden :

UHF: Ultra Yüksek Frekans; Elektromagnetik tayfın, 0,1-1 m dalgaboyu ve 300-3.000 megahertz frekans aralığını kapsayan bölümü. UHF sinyalleri özellikle televizyon yayıncılığında kullanılır. Pek çok ülkede UHF dalgaları 14. ile 83. kanallar arasındaki televizyon sinyallerini taşır.

NSA: Ulusal Güvenlik Ajansı; ABD’nin en çok istihbarat toplayan teşkilatı olduğu tahmin edilmektedir. Kriptoloji üzerine uzman olan bir teşkilattır. 4.11.1952 tarihinde resmi olarak kurulmuştur. Yabancı ülkelerin iletişimlerini (telefon, e-posta vs.) dinleyerek bilgi toplarlar.
Ayrıca Amerikan hükümetinin iletişimini yabancı teşkilatlardan korumak da onların görevidir.

CIA: Merkezi İstihbarat Teşkilatı; 1947’de Amerika Birleşik Devletleri başkanlarından Harry Truman döneminde kurulan, ABD’nin birimleri için gereken ABD dışı ülkelerle ilgili istihbarat bilgilerini toplayan kurumdur. Merkezi Virginia eyaletindeki Langley’de bulunmaktadır. Direktörlüğünü John Brennan yürütmektedir.

Special Forces: Özel Kuvvetler; düşmanın güvenlik güçlerine ve silahlı birliklerine keşif harekatı, gözetleme, düşman birliklerinin durumu, sayısı gibi özel taktik beceri gerektiren görevleri üstlenen; çok yönlü ve çevik bir silahlı birliktir.

Ghost in the Shell: Animatör Mamoru Oshii’nin 1995 tarihli anime filmidir. Gösterime girdiğinde büyük gişe hasılatı elde edemese de zamanla onu kült statüsüne getirecek bir hayran kitlesi kazanmıştır. Animeler 90’larda popüler olmaya başlayınca Akira’nın ardından gelen en önemli bilim kurgu-anime olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca 2004 yılında Ghost in the Shell 2: Innocence isimli devam filmi yapılmıştır. Bu film Cannes Film Festival’inde Altın Palmiye adayı olmuş ilk animedir.

FBI: Federal Soruşturma Bürosu; ABD’nin iç istihbarat ve güvenlik gücüdür, aynı zamanda ABD’nin başlıca Federal kolluk kuvveti organizasyonudur. ABD Adalet Bakanlığı yetki alanı altında çalışır.

11 Eylül: El-Kaide’ye bağlı kişiler tarafından kaçırılan uçakların 11 Eylül 2001 tarihinde
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki iki farklı hedefe intihar saldırısı düzenlemesiyle gerçekleşen bir dizi saldırı. Saldırılar sonucunda 19 hava korsanı dahil 2.996 kişi hayatını kaybederken, 10 milyar $’ın üstünde maddi hasar meydana geldi.

Pentagon: ABD’nin Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın genel adıdır.

ASVAB: Silahlı Servisler Mesleki Yeterlilik Sınavı.

Joseph Campbell: Amerikalı bir mitolojist, yazar ve okutmandır. Karşılaştırmalı mitoloji ve karşılaştırmalı din alanlarında tanınmıştır.Çalışmaları geniş ve insan deneyimlerini birçok açıdan kapsar niteliktedir. Felsefesi genellikle şu deyişle özetlenir: “Mutluluğunun peşinden git.”

Star Wars: Yıldız Savaşları; George Lucas tarafından yapılmış, öncelikle filmleriyle tanınmış,
sonraki yıllarda çizgiroman, bilgisayar ve konsol oyunları, televizyon yapımları vb. dallarda ününü geliştirmiş kurgusal evren ve markadır.

Thoreau: Henry David Thoreau; ABD’li yazar, filozof, şair, tarihçi, kölelik karşıtı, vergi direnişçisi, kalkınma eleştirmeni ve natüralist.

Ayn Rand: Kurduğu objektivizm felsefesi ve yazdığı We The Living, Anthem, The Fountainhead ve Atlas Shrugged kitapları ve objektivizm felsefesiyle tanınan düşünür-yazar.

Enigma: II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından gizli mesajların şifrelenmesi ve tekrar çözülmesi amacı ile kullanılan bir şifre makinesi. Daha açık bir ifade ile Rotor makineleri ailesi ile ilişkili bir Elektro-Mekanik aygıttı ve birçok değişik türü vardı.

SIGABA: 2.dünya savaşı sırasında almanyanın ürettiği enigmaya karşı amerika tarafından üretilen şifreleme makinası.

Kriptografi: Gizlilik, kimlik denetimi, bütünlük gibi bilgi güvenliği kavramlarını sağlamak için çalışan matematiksel yöntemler bütünüdür.

Cray-1: Cray Research tarafından tasarlanan, üretilen ve pazarlanan bir süper bilgisayar.

IP Adress: İnterneti ya da TCP/IP protokolünü kullanan diğer paket anahtarlamalı ağlara bağlı cihazların, ağ üzerinden birbirleri ile veri alışverişi yapmak için kullandıkları adres.

FISA: Dış İstihbarat Gözetleme Yasası; Bu kanun, Amerika Birleşik Devletleri federal hükümet 1978 yılında Octber uygulanmıştır. Bu Kanunun temel kuralları ve prosedürleri takip çeşitli ülkelerden gelen bilgi toplarken firmalarına belirler.

SIGINT: Sinyal istihbarat sistemi olup, ELINT ve COMINT sistemlerinin ikisini de kapsar.

SQL: Veritabanlarında data çekme, silme ve değiştirme gibi işlemler için kullanılan basit yapılı bir dildir.

Malware: Kötü amaçlı yazılım.

Dell: Teksas (ABD) merkezli, Lenovo ve HP’nin ardından dünyanın en büyük üçüncü kişisel bilgisayar üreticisidir. Aynı zamanda sunucu ve diğer ağ birleşenleri, veri depolama donanımı, yazılım, ve KDA (PDA) gibi yan bileşenler üreten firma, dünya genelinde 100.000 kişiye iş olanağı sağlamaktadır.

DIA: ABD savunma istihbarat örgütüdür. CIA’ya benzer yapıda olan örgüt Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri istihbaratı olarak da tanımlanabilir.

GCHQ: İngiliz Devletini siber saldırılara ve tehditlere karşı korumak amacıyla hükümet tarafından görevlendirilen güvenlik ve istihbarat kurumu. Devlet Başkanına veya ilgili kurum için bu tür saldırılara karşı nasıl hareket edileceğine dair bilgi ve danışmanlık sağlar.

XKeyscore: Günlük bazda arayıp topladığı global internet verilerini analiz etmek için ilk kez ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) tarafından kullanılan eski gizli bir bilgisayar sistemidir. Program Avustralya Elektronik İstihbarat Müdürlüğü, Kanada İletişim Güvenlik Kurumu, Yeni Zelanda İletişim Güvenliği Bürosu ve Almanya Federal Haber Alma Servisi dahil olmak üzere diğer casus kurumları ile paylaşılmıştır.

BM: Birleşmiş Milletler; 4 Ekim 1945’te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür. Birleşmiş Milletler kendini “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluş” olarak tanımlamakta. Uluslararası İlişkilerde, kuvvet kullanılmasını ilk olarak evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşma Birleşmiş Milletler Antlaşması’dır.

Derog, Derogatory: Kişiye eleştirel veya saygısız bir tutum sergilemek. Çeviride “eksi” ya da “olumsuz” olarak düşünülebilir. Tam bir Türkçe kelime veya anlam karşılığı yok.

PRISM: 2007 yılında NSA ve FBI tarafından büyük çapta şirketlerin, yazılımların verilerini takip etmek için başlatılan projedir.

Credit Suisse: Merkezi Zürih, İsviçre’de bulunan banka ve finans şirketidir.

JPMorgan Chase & Co: ABD merkezli uluslararası bankacılık ve finansal hizmetler alanında faaliyet gösteren bir şirket.

Deutsche Bank: Almanya’nın ciro ve işçi sayısı açısından en büyük bankasıdır.

Optic Nerve: İngiliz İstihbarat Teşkilatı tarafından yürütülen toplu gözetim programıdır.

IHA: İnsansız hava aracı.

Mossad: İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü isimli İsrail gizli servisinin kısa adıdır.

Epilepsi: Beyin içinde bulunan sinir hücrelerinin olağan dışı bir elektro-kimyasal boşalma yapması sonucu ortaya çıkan nörolojik bozukluk, hastalıktır. Beynin normalde çalışması ile ilgili elektriğin aşırı ve kontrolsüz yayılımı sonucu oluşur. Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur.
Epilepsi nöbetleri farklı şekillerde ortaya çıkar. Bazı nöbetlerden önce korku hissi gibi olağan dışı algılamalar ortaya çıkarken, bazı nöbetlerde kişi yere düşebilir, bazen ağzı köpürebilir.

Tegretol: Belirli nöbet tiplerini (epilepsi, sara hastalığı) tedavi etmek için kullanılır.

Verizon: Amerika’daki telefon ve internet kominikasyon sağlayıcılarından birisi.

Interpol: 1923 yılında uluslararası polis işbirliği sağlamak amacıyla kurulmuştur.