Ana sayfa Haberler Türkiye

12 EYLÜL

tam 37 yıl geçmiş aradan,yıllar mı hızlı geçiyor ben mi yaşlanıyorum bilmemki…Daha dün gibi,Çınarcık-istanbul vapuruna yetişmeye çalışıyorum,sabah 5.30,koşarak merdivenleri indim,kapıda askerler durdurdu”hocam hemen eve geri dön darbe yapıldı”…Ne olduğunu anlayamamıştım.”kardeşim ameliyat olacak onun yanında olmam gerek”dedimse de kimseye dinletemedim.Hemen kütüphaneme koştum.Bizim nesil çok okurduk.Ne kadar ilerici devrimci kitap dergi varsa çatıya taşıdık.O canım kapitallerim…Ne kadar üzülmüştüm.Hatırlar mısınız bilmem,evinizde bulunan devrim içerikli kitaplar sizin tutuklanmanız için yeterliydi.Günlerce sokağa çıkamadık,allahtan ekmeğimi kendim yapıyordum.

 
“12 Eylül Darbesi veya 1980 İhtilali, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12 Eylül 1980 günü emir-komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askerî müdahale. 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üçüncü açık müdahalesidir.” der kitaplar.
 
Süleyman Demirel Başbakandı,hemen görevden alındı.TBMM ve partiler kaldırıldı.Parti liderleri askeri üstlerde yargılandı.
 
Daha önceki darbeler gibi kendilerince gerekçeleri de hazırdı.
 
Ülkede siyasi cinayetler ileniyordu.Necmettin Erbakan’ın önderliğindeki Konya mitinginde istiklal marşının yuhalanması,şeriat çağrısı yapılması,114 turda cumhurbaşkanının seçilememesi ülkede siyasi istikrarsızlığı gösteriyordu.
 
Fabrikalarda grevler,işsizlik,kıtlık artmıştı.Demirel ‘in “70 sente muhtacız” sözüyle ekonominin içinden çıkılmaz bir hal aldığının göstergesiydi.
 
Ayrıca işçi ve öğrenci hareketleri de artmıştı.

Toplumda güvenlik sorunu vardı. okullarda öğretmen ve öğrenciler öldürülüyor,kahvehaneler hergün taranıyordu.

İstanbul da yaşarken çalıştığım okuldaki öğretmen öldürüldüğü ve evimin altındaki kahve hergün tarandığı için çocuklarımı toplayıp 79 da Çınarcık a taşınmıştım.Hiç birimizin can güvenliği yoktu.Korku içinde yaşıyorduk.İstediğimiz ktabı ya da gazeteyi alıp rahatlıkla okuyamıyorduk.Cumhuriyet gazetesini başka gazetenin arasına koyup getiriyorduk evimize.
 
ABD  huzursuzdu çünkü kendi politikaları gereği Türkiye nin istikrarlı olması gerekiyordu.Bir yanda Sovyetler Birliği nin Afganistanı işgal etmesi,bir yandan İran İslam Devrimi,bir yandan da Türkiye nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlığı.
 
78-80 yılları arasında “Abdi İpekçi,Bedrettin Cömert,Cavit Orhan Tütengil,Cevat Yurdakul,Nihat Erim,Gün Sazak,Kemal Türker” ve daha bir çok değerli insan suikastlere kurban gitmişti.
1973 ten beri tek başına bir hükümet kurulamıyor,koalisyonlar,azınlık hükümetleri ve geçici hükümetlerle idare ediliyorduk.
1978 de Kahramanmaraş olaylarında 105 alevi öldürülüp,200 ev yakılmıştı.
 
12 Kasım 1979 da MHP ve MSP nin dışarıdan desteklediği  Demirel in 100 gün içinde anarşi ve enflasyon sorunlarını çözeceği sözünü verdiği bir azınlık hükümeti kurulmuştu.

27 Aralık 1979 da Kenan Evren,Nurettin Ersin,Bülend Ulusu,Tahsin Şahinkaya,Sedat Celasun imzasını taşıyan“Türk Silahlı Kuvvetleri ülkemizin bugünkü hayati sorunları karşısında siyasi partilerimizin bir an önce, millî menfaatlerimizi ön plana alarak, anayasamızın ilkeleri doğrultusunda ve Atatürkçü bir görüşle bir araya gelerek anarşi, terör ve bölücülük gibi devleti çökertmeye yönelik her türlü hareketlere karşı bütün önlemleri müştereken almalarını ve diğer anayasal kuruluşların da bu yönde yardımcı olmalarını ısrarla istemektedir.” uyarı mektubu Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk e verildi.

Bir yandan Demirel Turgut Özal ı Başbakanlık müsteşarlığına getirerek IMF ile kapsamlı bir anlaşma imzalanan meşhur 24 Ocak kararları,Bir yandan rahmetli Erbakan’ın “Kadayıfın altı kızarmadan bu hükûmeti uzaklaştıracak olursanız, bu zihniyet milleti aldatmanın gene fırsatını bulacaktır. Onun için kadayıfın altının kızarmasını bekleyeceğiz” oyalamaları,bir yandan cumhurbaşkanının bir türlü seçilememesi aslında darbenin yolunu hazırlamıştır.
 
Evren sağdan ve soldan tüm partilerin birleşip artık bu sorunun çözülmesi konusunda uyarıda bulunmuştur.
 
1980 Mayıs-Temmuz aylarında Çorum‘da meydana gelen, siyasi ve dini temelli olarak ortaya çıkan kanlı olaylar olup,57 kişinin öldüğü olaylar güvenlik güçlerinin müdahelesi sonrası yatıştırılmıştı.
 
Daha sonra Ağustos ta  “5 Eylül 1980’den itibaren her an hazır olunması” bildirilen “Bayrak Harekâtı” 17 Haziranda özel kuryelerle komutanlara bildirildi.
Kenan Evren,Nurettin Ersin,Tahsin Şahinkaya,Nejat Tümer,Sedat Celasun dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi radyodan yayınladıkları bir bildiriyle İç Hizmet Kanununun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.
12 Eylül deki bildiriyle ülke genelinde 13 sıkıyönetim bölgesine 13 general sıkıyönetim komutanı olarak atanmıştır .Siyasi partilerin faaliyetleri yasaklanmış,THK,ÇEK,Kızılay dışındaki derneklerin faaliyetleri durdurulmuş,EGM ve Polis Teşkilatı JGK nın emrine verilmiş,MIT  yöneticileri GKB  na davet edilerek 21 eylülde Ulusu’nun sunduğu Bakanlar kurulu listesi MGK tarafından onaylanmıştır.
Darbe gecesi Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit eşleriyle  Hamzakoy’a,Necmettin Erbakan ve daha sonra teslim olan Alparslan Türkeş  Uzunada’ya gönderilir

Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları MGK adı altında 1983 seçimlerine kadar Türkiye’yle ilgili bütün kritik kararları aldı.

 
Darbe  ardından geçen 3 yıl içerisinde önemli kanunların tamamına yakını değiştirildi ve askerî yönetimce hazırlanan Anayasa, 1982 yılında yapılan referandumla kabul edildi ve Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçildi. 
 
Darbe sonrası 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı,7 bin kişi için idam cezası  istendi ve 517 kişiye idam cezası verildi ve idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı).30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi  siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 3 gazeteci silahla öldürüldü. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı, 13 büyük gazete için 303 dava açıldı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü, 14 kişi aynı dönem yapılan açlık grevlerinde öldü, 16 kişi –kaçarken– vuruldu, 95 kişi –çatışmada– öldü, 73 kişiye –doğal ölüm raporu– verildi, 43 kişinin –intihar ettiği– bildirildi
 
ABD yönetiminin darbeden haberdar olduğu bilinen bir gerçekti
 
13 Eylül 2010 dan itibaren 12 Eylül’ün sorumluları hakkında suç duyuruları yapılmaya başlandı. 7 Nisan 2011 yılında ilk soruşturma açıldı. Darbenin üzerinden geçen 31 yıl sonunda açılabilen ilk soruşturmadır.
Dava sonucunda Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, “Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis  cezasına çarptırıldılarTahsin Şahinkaya’nın ve Kenan Evren,in ölmesiyle dava düştü. 

2 YORUMLAR

  1. İsviçre’de yaşayan geçen ay tanıştığım birisi 78 kahramanmaraş’ından mezarlıkta ölü taklidi yaparak kurtulduğunu, ölü sayısının 3 binden fazla olduğunu söylüyor.

  2. bizim jenerasyon çok çekti o dönemde…aslında bütün ülke çektik ve hala da çekmeye devam ediyoruz,farklı biçimde

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here