Turkish Forum

Hangi adaletten söz ediyoruz?

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerinde

“15 Temmuz’da darbe girişimi oldu mu oldu? 248 şehidimiz var. Darbeye karşı 4 siyasi parti mücadele etti mi? Etti. Üzerimize düşen nedir? Bu darbeyi bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarmaktır ”dedi.

Kılıçdaroğlu çok doğru bir noktaya değindi.

Evet, bu darbe girişimi halkın kafasında bir yığın istifamla bir kenara bırakılamaz.

Karanlıklarda bırakılan bu girişimin detaylarına inilmesine AKP iktidarının neden izin vermediği bir takım şüpheler doğurmaktadır.

Genelkurmay başkanın FETÖ örgütü generaller tarafından esir alındığı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önceden haberi olduğu halde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a neden haber vermediğini merak etmekteyiz.

Hükümet sanki bu darbe girişiminin nedenlerini açıklamak istemiyor ve üzerini kapatmak istiyor gibi bir izlenim uyandırmaktadır.

Bildiğimiz üzere TBMM’sinde  “Darbe Komisyonu “oluşturuldu ama raporlar komisyon üyelerine verilmedi.

Kılıçdaroğlu  Darbe Komisyonu Başkanı bize raporu vermiyor.

Size bir ayrıntı daha vereyim, Darbe Komisyonu oturdu kendi aralarında anlaştılar.

Raporun yazım aşamasında CHP’nin grup danışmanları da, AK Parti’nin, MHP’nin ve HDP’nin de grup danışmanları birlikte yazacaklardı. Çünkü hepimiz darbeye karşıyız. Bundan vazgeçtiler. Bizim grup danışmanlarını raporun yazımına dahil etmediler. Neden? “diye soruyor.

AKP darbeye karşı olduğunu söylüyor ama darbeyi kapatmak istiyor havasında.

Neden?

Ve hangi gerekçeyle?

Her vatandaş gibi ben de merak etmekteyim…

Adil Öksüz denilen herif nasıl kaçtı?

Darbe olayının anahtarı olduğu bilinen terörist başının İçişleri bakanı tarafından Türkiye de olduğu söylendi.

Buna rağmen nasıl,  neden bulunmuyor?

İkincisi EGE deki irili ufaklı adalarımızı Yunan işgali altında, neden sorularımız yanıtsız kalıyor?

Haklı olarak geçen yazımda adalarımız satıldı mı diye sormuştum…

Bu soruya da henüz bir cevap alamadık.

***

OHAL daha ne kadar sürdürülecek onu da bilemiyoruz.

TBMM, olağanüstü hal ile sıkıyönetim sürelerini değiştirebileceği gibi Bakanlar Kurulu’nun istemi üzerine her defasında dört ayı geçmemek üzere süreyi uzatabilirmiş.

Oh ne ala değil mi?

Başkanlığa filan gerek yok o zaman.

Nasılsa iktidardalar ve her istediklerini yapabiliyorlar.

Uzat uzatabildiğin kadarıyla…

Kafamı karıştıran bir şey var.

Hukukçu olmadığım için ancak okuduklarımı anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum.

Anayasa’nın 148. Maddesinin ilk fıkrası, olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerinin yargısal denetim yolunu kapatmış.

Ancak Anayasa Mahkemesi, Anayasanın bu yasağını 10 Ocak 1991 ve 3 Temmuz 1991 tarihli kararlarıyla büyük ölçüde aşmış. Türk hukuk doktrininin çoğunluğu da Anayasa Mahkemesinin bu içtihadını desteklemekteymiş.

“Şu durumda 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnameler, eğer ana muhalefet partisi meclis grubu veya 110 milletvekili bu yöne başvuruda bulunurlarsa, Anayasa Mahkemesinin yargısal denetiminden geçecektir.”deniyor.

Günümüzde yargının tamamı olmasa bile büyük bir bölümü maalesef iktidara bağlanmıştır.

Bu durumda CHP ne yapabilir açıkçası düşünmekteyim.

“Yasalarda Olağanüstü halin veya sıkıyönetimin, gerekli kıldığı konularda çıkartılan KHK’ler, bu hallerin ilan edildiği bölgelerde ve ancak bunların devamı süresince uygulanabilirler.”diyorlar.

Buna göre şimdi ülkemizde darbe girişimi çok şükür geçti gitti.

Peki, neden halen OHAL var?

Bahane ararsak tabi ki çok…

Bu durum AKP ve Erdoğan için tanrının bir lütfudur gerçekten.

Suçlu veya suçsuz yüz binlerce insan yargılanmadan içeri tıkıldılar.

Yani kurunun yanında yaş ta yanmaktadır.

Yazık…

 

Tünay Süer

6 Nisan 2017