Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar SEÇİME BİRKAÇ GÜN KALA // Ahmet Kılıçaslan Aytar

SEÇİME BİRKAÇ GÜN KALA // Ahmet Kılıçaslan Aytar

Amerikalılar, Salı günü sadece başkanlarını değil, Temsilciler Meclisi ve Senato’nun üçte birini de yenilemeye hazırlanıyor.
Temsilciler Meclisinde Cumhuriyetçi ağırlığının değişmeyeceği kesindir, Senato’da ise Demokratların beş sandalyeyi geri almaları halinde çoğunluk sağlayabilecekleri öngörülüyor.
 
*
Seçim; ABD’nin nasıl bir ülke olacağı kadar dünya siyasetindeki oynayacağı rolü de belirleyecek olmasıyla herkesi yakından ilgilendiriyor.
Kampanya sürecinde partilerin başkan adaylarının kullandıkları dil ve uslub, adayların birbirine tezat iki gelecek vizyonu sunmaları dünyanın her yerinde dikkatle izleniyor…  
 
*
Birkaç hafta önce Başkan adayı H.Clinton ve Demokratik Parti, Cumhuriyetçi aday Trump’ın seçimlere hile karıştığına ilişkin suçlamalarını öfkeyle kınamış,
Bu tür suçlamaların ABD demokrasisi ve seçimlerinin bozulmamış karakterine yönelik yurtsever olmayan bir hakaret olduğunu iddia etmişlerdi.
Şimdi seçime günler kala Federal Soruşturma Bürosu’nu (FBI) kendilerine karşı seçimlere hile karıştırmaya çalışmakla suçluyorlar…
 
*
FBI, Ağustos 2015’te Demokrat başkan adayı H.Clinton’ın, 2009-2013’ü kapsayan Dışişleri Bakanlığı döneminde;
Usulsüz olarak kendi özel hesabından yaptığı resmi yazışmalarda olası bir güvenlik açığını araştırmak gerekçesiyle soruşturma başlatmıştı.
Buna göre Dışişleri Bakanı H.Clinton, devletin güvenlikli bir sunucusunu kullanmak yerine devlete ait bir makinede iz bırakmadan interneti kullanabilmek için evine özel bir sunucu yerleştirmiş,
İşini bitirdikten sonra bu düzeneğin neden kurulduğunun anlaşılmaması için sunucuyu temizletmişti.
FBI, özel sunucunun Dışişleri Bakanlığı sunucusunun güvenliğine sahip olmadığını tesbit etti.
H.Clinton sadece bir güvenlik ihlâli yapmıştı ve FBI;  “Aşırı dikkatsiz” teşhisi koyduğu Clinton’ın yargılanmasına gerek görmemişti…
 
*
29 Ekim’de FBI, bu kez H.Clinton’ın, kişisel elektronik posta hesabı üzerinden devlete ait gizli bilgiler içeren yazışmalarında bazı bilgilere ulaşıldığı gerekçesiyle yeniden soruşturma açtı.
Buna göre, eski Kongre üyesi Anthony Weiner’in bilgisayarına el koyulmuş, bilgisayarda Dışişleri Bakanı H.Clinton’dan gönderilmiş elektronik postalar bulunmuştu.
A.Weiner, H.Clinton’ın Özel Kalemi H.Abedin’in eski eşidir.
H.Abedin, Suudi Arabistan’da eğitim görmüş bir ABD vatandaşı.
Babası, düzenli olarak Müslüman Kardeşlerin görüşlerini üreten bir yayını,
Annesi, Mısır eskiCumhurbaşkanı M. Mursi’nin eşiyle birlikte çalıştıktan sonra, şimdi cemaatçi Suudi kadınlar derneğini yönetmektedir.
Bugün H.Abedin; Clinton’un kampanyasını yöneten, Suudi Arabistan’ın Kongredeki lobicisi J.Podesta’nın yanında önemli bir görevdedir…
 
*
FBI’ın bakış açısıyla CIA’nın politikası ne olursa olsun cihatçı örgütlere verilen her türlü destek suçtur.
Dünyadaki cihatçı önderlerin tamamı ya Müslüman Kardeşler cemaatinden ya da Nakşibendi tarikatındandır.
FBI’ın H.Clinton’un özel elektronik postalarına ilişkin soruşturmayı yeniden başlatması, güvenlik sorunlarına değil,
Ama vatana ihanete kadar varabilecek entrikalara yönelik bir hamle olarak görüldü ve ortalık karıştı…
Şimdi Amerikalılar H.Clinton’un Suudi Arabistan ve Müslüman Kardeşler ile ilişkilerine dair daha çok şey bilmek istiyor…
 
*
Başkan B.Obama, kamuoyu yoklamalarında daralan oy farkı ve sonucun belirsizliğiyle birlikte,
FBI ‘ın, partilisi H.Clinton hakkında ikinci kez soruşturma açmasına tepki gösteriyor.
“Ona güveniyorum. Onun doğruluğundan emin olmasam, desteklemezdim” diyerek Clinton’a güvendiğinin altını çiziyor.
“Eksik bilgiler üzerinden çalışma yürütmüyoruz. Sızıntılar üzerinden çalışma yürütmüyoruz. Somut kararlar üzerinden çalışma yürütüyoruz” diyor…
 
*
Ne ki, yeni bir soruşturmanın yürütüldüğü bilgisini veren FBI açıklaması,
Esasen ABD devlet aygıtı içindeki uzun süredir içten içe kaynayan gerilimlerin, şiddetli çatışmaların üzerindeki örtüyü kaldırmıştır.
ABD siyasi sistemi, FBI’ın eşi görülmemiş müdahalesiyle kargaşaya sürüklenmiştir…
 
*
Bu seçim ABD demokrasisinin gerçek yüzünü gösteriyor.
Her iki parti de Amerikalıların asıl kaygılarının üzerinde herhangi bir politika öneremezken;
Çamur atma, skandal tellallığı; savaşın, toplumsal eşitsizliğin ve demokratik haklara yönelik saldırıların üstünü örtmekte kullanılmıştır.
 
*
Şimdi seçimleri hangi aday kazanırsa kazansın, sistemin krizinde hiçbir şeyin çözülmeyeceği düşünülüyor. 
Trump’ın zaferi, on milyonlarca insan tarafından kendilerine karşı bir savaş ilanı;
Clinton’ın elde edeceği bir zafer ise statükonun bir devamı olarak görülmeyi bekliyor…
 
*
ABD ve dünya kapitalizminin tarihsel krizinden, karmaşık siyasal, toplumsal ve ekonomik süreçlerin karşılıklı etkileşiminden kaynaklanan,
Devlet içindeki şiddetli çatışmaların hafiflemeyeceği öngörülüyor.
Yaşanan büyük ekonomik krizin ve daha fazla servetin zenginlere aktarılmasının eşlik ettiği kesintisiz ve sürekli yayılan savaşla geçen 15 yıl;
Yalnızca, ordu ve istihbarat derin devletinin gücünü arttırmış ve ABD’deki kapitalist egemenliğin  anayasal çerçevesini daha da aşındırmıştır.
 
*
Seçime bir kaç gün kala, ABD’de toplumsal kutuplaşma artıyor, jeopolitik çatışmalar yoğunlaşıyor ve demokrasinin temelleri ölümcül şekilde aşınıyor…
 
 
5.11.2016