Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. A. Yalçınkaya

UKRAYNA KRİZİNDEN MONTRÖ’YE

UKRAYNA KRİZİNDEN MONTRÖ’YE

Ukrayna ile başlayan süreçte beklenmedik bir anda yeniden Montrö gündeme geldi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, sözleşmenin gerekleri yerine getirilmediği gerekçesiyle Türkiye’yi uyarma ihtiyacı duydu. Bu uyarı ve Türkiye’nin cevabı belki diplomatik soğukluğundan dolayı gazetelerin iç sayfalarından öteye geçmedi.
Bir basın toplantısında Lavrov şunları söyledi: “Son dönemde Türkiye Boğazları üzerinden Karadeniz’e açılan Amerikan savaş gemilerinin burada bulunma sürelerinin anlaşmalara aykırı biçimde birkaç defa uzatıldığına şahit olduk. ABD tarafına olduğu gibi Boğazların sahibi Türkiye’ye de altına imza attığı Montö Antlaşması şartlarına sadık kalmasını tavsiye ediyoruz”.
Belirtmek gerekir ki halen yürürlükte olan 1936 tarihli Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi’ne göre boğazlardan geçecek savaş gemileri önceden Türkiye’yi haberdar etmek zorundadır. Karadeniz sahildarı devletler için 8 günlük süre sahildar olmayan devletler için 15 gündür. Öte yandan sahildar olmayan devletlerin Karadeniz’deki toplam kalış süresi ile gemilerin sayısı ve tonajı da sınırlanmıştır. Buna göre sahildar olamayan bir ülkenin gemisi Karadeniz’de en fazla 21 gün kalabilecektir.
Lavrov’un bu çıkışı üzerine Dışişleri Bakanlığı hemen cevap vererek sözleşmeye aykırı bir durumun olmadığını belirtmiştir. Lavrou’un endişelerine cevap verirken Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın konuyu ısrarla gündemde tutmasını yadırgadığını belirtme gereği duymuştur. Bizce asıl önemli olan da konunun bu yönü.
Bakanlık ABD savaş gemilerinin son dönemde iki kez sözleşmeye aykırı olarak Karadeniz’de kalış süresini uzattığına dair Rus iddialarına karşı şu açıklamayı yapmıştır:
USS Taylor adlı geminin Karadeniz’de 21 günden fazla kaldığı doğrudur. Ancak adı geçen gemi, Samsun Limanı’na girişi sırasında pervanesinde meydana gelen hasar nedeniyle hareketsiz kalmış, tamir çabalarından sonuç alınamamıştır. Bunun üzerine gemi römorkör vasıtaıyla çekilerek Karadeniz ve Boğazlar yoluyla Ege’ye çıkarılmıştır. Bir arıza yüzünden sürenin geçmesi ise Uluslararası Hukuk’taki temel kavramlardan zorunlu sebebi (force majeura) gündeme getirmiştir. Force Majeure halinde her türlü sözleşme hükmü yer ve zaman bakımında rafa kaldırılabilir. Bakanlık açıklamasında bu arıza ile süre uzamasının Rusya Federasyonu ile diğer imzacı taraflara zamanında haber verildiğini belirtmiştir.
Diğer ABD gemisi USS Truxtun ise Karadeniz’e girdikten sonra Boğazlardan geri dönüş tarihini değiştirmiştir. Ancak bu süre toplam 21 günü geçmemiş ve sözleşme hiçbir şekilde ihlal edilmemiştir.
Türkiye’nin her iki gemi ile ilgili açıklaması ve Rusya’nın tutumunu yadırgadığı beyanı resmi yollardan olduğu gibi basın toplantısı ile duyurulmuştur. Buna karşı Lavrov, açıklamanın yeterli olduğunu, konunun gündemden düştüğünü söylemiştir.
Burada akla gelen soru, Rusya’nın iki gemi ile ilgili ayrıntıları çok iyi bildiği halde neden kamuoyu nezdinde gündeme getirdiğidir. Yeni Soğuk Savaş habercileri Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’da bölünme yönündeki karışıklıklar, Moldova’da Transdinyester sorunun kabarması ve diğerleri ile birlikte Moskova çevreye yeni mesajlar verme ihtiyacı duymaktadır. Netice itibariyle Rusya, Türkiye’yi uyarmış ve Türkiye bunu yadırgamıştır.
Bugünkü Moskova yönetimi Sovyetler Birliği dönemindeki etkinlik alanını her fırsatta özlemle anmaktadır. Moskova’nın Rusya Federasyonu sınırları içine sıkışması hazmedilmemiş olup, 1990’larda Federasyonun dağılmasının gündeme getirilmiş olması dahi büyük bir kızgınlıkla hatırlanmaktadır. 2008 Gürcistan savaşından itibaren eski nüfuz bölgeleri üzerinde yeni hamleler dikkat çekmektedir. Suriye ve Mısır politikalarında da bunun izleri görülmektedir.
Karadeniz’de Türkiye’nin dışında Romanya ve Bulgaristan da bugün NATO üyeleridir. Buna karşın Boğazların kontrolü Türkiye’dedir. Lavrov bu uyarısıyla Moskova’nın, ABD’nin bölgedeki askeri varlığına karşı tek engel Montrö Sözleşmesi’ni titizlikle izlediğini, buna aykırı hiçbir harekete müsamaha göstermeyeceğini kamuoyu nezdinde duyurmuştur. Yeni gelişmeler ışığında Türkiye’yi ikaz etme ihtiyacı duyan Moskova, Kırım veya Ukrayna yüzünden Rusya’ya karşı askeri müdahaleye de bir bakıma gözdağı vermiştir.
Bu mesaj teatisinin Türkiye açısından olumlu bir sonucu daha vardır: 11 Eylül sonrasında ve özellikle de 2008 Rusya-Gürcistan savaşı günlerinde ABD, Montrö şartlarını zorlamak istemiştir. Ukrayna krizi aşamalarında da müttefiklerden bu tür talepler gündeme gelebilir. Bunlar doğal olarak Türkiye’yi zor durumda bırakabilir. Ancak bakanlık Rusya’ya cevabında Montrö Sözleşmesi’nin 78 yıldır yürürlükte olduğunu ve bunu titizlikle uygulamaya devam edeceğini eklerken aynı zamanda ABD’ye de mesaj vermiştir. Böylece muhtemel baskılara karşı Lavrov’un sunduğu fırsat değerlendirilerek Montrö Sözleşmesi tahkim edilmiştir.

alaeddin.yalcinkaya@marmara.edu.tr