Turkish Forum

Komedyen, Zalim, Nankör ve Dalkavuk

Sizlere, fazla eskiye gitmeden, büyük yolsuzluk enselenmesinden hemen öncesine ait, yalnızca tek bir günün haberlerinden örnekler sunacağım. Günün hay huyu içinde, bugünlere nasıl geldiğimizi bir türlü göz önüne getiremiyoruz. Lütfen okuyun ve seviyemizin nereye, nasıl indirildiğini bir kez daha görün. Okuyana da okumayana da okuyup kafayı çalıştırana da çalıştırmayana da okuduktan sonra ne yapması gerektiğini kavrayabilene de kavrayamayana da herkese sevgiler!..

Bizleri nasıl içi boş gündemlere boğduklarını, halkın vergilerinden elde edilen ve halka harcanması gereken paraları nasıl diledikleri gibi kullandıklarını, geçmişte kazanılmış haklar konusunda bile “veririm de vermem de” tehditleri savurarak bizlerle nasıl eğlendiklerini görün. Başlıyorum… 

Başbakan, mikrofonları görünce her zamanki gibi yine döktürmüş:

Tüm kararları kendisinin aldığı “Bakanlar Kurulu”ndaysa insanın en hayati organlarından olan gözden başlayarak ağız, diş tedavi ücretleri, bunlarla ilgili ilaçlar ve bunların dışında kalan birçok ilaç da SGK kapsamı dışına atılmaya hazırlanıyor. Yani: Gözlerinden hasta mısın? Bastır parayı muayene ol! Doktor reçete mi yazdı? Bastır parayı al ilacı… Gözlük mü lazım? Göz ameliyatı mı? Anca gidersin. Basacaksın parayı, alacaksın hizmeti… Acaba “Bakanlar Kurulu Üyeleri” SGK ile diş tedavi ücretlerinin gerçek durumu hakkında bilgi sahibi mi? Acaba kaç kişi ağzımızdaki diş sayısını biliyor? Acaba kaçı diş ağrısından kıvrandı ki bir dişin insana neler çektirebileceğini öğrendi?  Ben, tam da bu kararlarla ilgili olarak kafamda beliren soru işaretleriyle kavga ederken, Devlet Bahçeli ortaya çıkıp:

Devlet Bey’in ortaya çıkıp o sözleri söylediği sıralarda, bu kez, Cumhurbaşkanı Gül, “Norveç Kral ve Kraliçesi”ni Çankaya’da karşılayıp ellerini sıktıktan sonra, SGK’lilere indirilmeye hazırlanan darbeyi hiç önemsemeden;

Hükûmet’in 2014 yılı için yaptığı programda asgari ücrete % 3, emekli aylıklarına % 2.85 zam olduğunu asgari ücretlilerle emekliler dışında kaçınız biliyordunuz ki? Servetlerine, her geçen dakika yeni servetler ekleyenlerin geçim sıkıntısını anlaması, halkın üzerindeki geçim yükünü kaldıracak kararlar alması en hafif söylemle aptalca bir hayaldir. Hayal! 

Spor yöneticilerinin üst üste seçilmesini engellemek için yeni bir yasa hazırlanmakta… İyi de bir insanın bu tür bir çaba sarf etmeden önce, nefsindeki bitmez tükenmez siyasal hırsa gem vurup, kendisinin de zırt pırt seçilmesini engellemesi, örnek olması gerekmez mi? Bu nasıl bir zihniyet ne tür bir yöneticiliktir! Üstelik daha önce benzer bir konu anayasaya aykırılığı nedeniyle redde uğramış. Ne gam! Onlar reddeder, ötekiler eninde sonunda kabul ettirecekleri birilerini bulana kadar, yeniden yeniden ve yeniden teklif hazırlarlar.  Nesli gittikçe azalan çapulcu-bozguncu muhabirlerden birkaçı da enflasyon ve işsizlikle ilgili rakamlar vermişler. Bunu görenler de dert yanmışlar:

Gazeteler, sayfa sayfa Beyefendi’nin ne kadar tutarlı olduğundan söz etmiş. Cesaretleri varsa etmesinler. Çünkü bu sözleri söyleyen, “Ben tutarlıyım!” diyen, Beyefendi’nin ta kendisi… Hem adamcağız neden söylemesin ki? Kendisi değil, mikrofonlardır Başbakan’ı görünce önüne atlayanlar. Ne yapsın? O da aklına ne gelirse başlıyor anlatmaya… Baktım da dün neler söylediyse bugün hemen hepsini ret etmiş. Biri hariç… Erkek öğrencilerle kız öğrenciler bir arada olurlarsa yalan Dünya’nın Zeynel’inin söylediği gibi “aşna fişne durumları” olurmuş, yani… Meğer valilerimiz her işi bırakmış, bu konuyla ilgili tedbir alıyorlarmış. Başbakan demiş ki:

Ünlü tokat olaylarıyla iki kez ödüllendirildiği hâlde koltuğuna sımsıkı sarılmayı ihmal etmeyen pek değerli bakanımız da hemen atılmış:

Sanki Başbakan ne dediğini bilmez biriymiş gibi, Bülent Arınç yine ortaya atmış kendini:

Başbakan:

Adana Valisi Coş’muş:

İç İşleri Bakanı açıklamış:

AKP Milletvekili Şamil Tayyar:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın öğrenci evleriyle ilgili sözlerine;

Bu yıl emlak vergileri özellikle büyük şehirlerde % 400 oranına kadar zam görmüş. Vatandaş diyor ki:

Öz çocuklarından esirgenip, kimine göre iki milyar dolar kimine göreyse çok çok daha fazlası verilen Suriyeliler Türkiye’ye veryansın etmişler:

Öf! Sıkıldım. Bir tek günün gazetelerinde bile o kadar çok zalimlik o kadar çok zulüm o kadar çok yağ, bal ve o kadar çok nankörlük haberi var ki; inanın yazmak bile sıkıntı verdi. Konumuz neydi? Üç, beş çocuktu değil mi? Ha gayret! Yapın da görün! Neyi mi? Sonunda varacağınız yeri, “Awara hoon”u* elbette…

 
*Awara Hoon [Bizdeki adıyla Avaramu]: Ünlü Hint filmi Avare’nin baş şarkısıdır. 
Günay Tulun
*
*
*
*
*
MERAK EDENLER İÇİN AVARA HOON’un sözleri ve çevirisi…
Awara hoon! / Ya gardish mein hoon aasmaan ka taara hoon. Awara hoon! Gharbaar nehi sansaar nehi, / Mujh se kisi ko pyaar nehi, / Us paar kisi se milne ka ikraar nehi, / Mujh se kisi ko pyaar nehi, / Sunsaan nagar anjaan dagar ka pyaara hoon. / Awara hoon! / Ya gardish mein hoon aasmaan ka taara hoon. Awara hoon! / Abaad nehi barbaad sahi! / Gaata hoon. / Khushi ke giit magar… Zakhmo se bhara sina he mera, / Hansti he magar ye mast nazar. / Dunyaa mein tere teer? / Ka ya taqdeer ka maara hoon? Awara hoon! / Ya gardish mein hoon aasmaan ka taara hoon? / Awara hoon!
Tekrarları dikkate almazsak, şarkının Türkçeye
göre şiirleşmiş hâli aşağı yukarı şöyle oluyor: 
Avareyim! / Yoksa şansım döndü de bir yıldız mıyım gökte? / Avareyim!
Ailem yok, yuvam yok, / Beni seven kimse yok, / Sevgilim de yok ki nehir boyunda beklesin, / Beni seven kimse yok! / Şehir ıssız geldi bana, sevgi yolu gizem dolu… Avareyim! / Serseri olurdum, eğer olmasaydım mutlu… / Oysa evlilik şarkıları söylüyorum şimdi; / Yüreğim yaralarla dolu, Çevremdeki herkes mutlu…
Beni yaraladın mı ey dünya? / Kaderim kötü mü benim? Avareyim!..
Yoksa şansım döndü de bir yıldız mıyım gökte? / Avareyim!..