AL SANA HARİTA (2)

22561440

AL SANA HARİTA (2)

HÜSEYİN MÜMTAZ

 

Zaten harita daha gelmeden kokusu gelmişti.

Pis bir koku ortalığı sarmıştı.

Açış taksimini meydan sazı ile Dışişleri Bakanı Nami yapmıştı; (“CAMİ KAPISINA BIRAKILAN KIBRIS”. Hüseyin MÜMTAZ. 7.10.2013)

                Kıbrıs müzakere sürecinde Türkiye ile çok iyi bir uyum sergilediklerini ve tam bir işbirliği içerisinde olduklarını söyleyen Özdil Nami;

                “Annan planında olduğu gibi bir kapsamlı çözüme giderken elbette ki bir toprak düzenlemesi yapılacaktır” diyor;

“Bir kapsamlı çözümde bizi acıtacak konularından da biri bu olacaktır. Bununla ilgili hiç kimsenin farklı bir algı yaymaması lazım. Gerçekçi olmamız lazım. Biz siyasi eşitliğimizle ilgili tüm haklarımızı geri alacağız Rum tarafı da bir miktar toprak bizden alacak” diyor;

“Zaten Türkiye ile Annan Planı sürecinden başlayarak Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili görüşlerimizin uyuştuğu bir noktadayız. Geçmişte de bu böyleydi” diyor.

Hep Türkiye’yi adres göstererek “Annan Planı”, “toprak vereceğiz”, “acıtacak” diyor.

Daha ne desin, nasıl söylesin?

Arkadan Nami’nin “koalisyon ortağı” ve 2004’de babasının karşı çıktığı Annan Planı sürecinde “partisini serbest bırakan” “Başbakan Yardımcısı, Ekonomi, Turizm, Kültür ve Spor Bakanı” (Maşallah.. Koltuktaki karpuzlara bakar mısınız?) Serdar Denktaş alıyor sazı eline ve;

Annan Planı’na büyük oranda ‘hayır’ diyen Güney Kıbrıs Rum halkının bu olumsuz tavrını ‘evet’e çevirmek için Annan planında değişiklikler yapılacağını ifade ederek son günlerde iyileştirilmiş bir Annan Planı’nın hazırlandığını anımsatarak “bu iyileştirmenin Kıbrıs Türk halkı yararına olmayacağını” ifade ediyordu..

Sonra adaya Downer geliyor, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile gerçekleştirdiği yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından basına açıklama yaparak görüşmede Kıbrıs müzakerelerini gözden geçirdiklerine işaret ediyor ve “Şimdi gizlilik gereken bir dönemdir, konuyla ilgili bir tartışmaya girmek istemiyorum” diyordu.

Ertesi gün Dâvutoğlu “üç günde üç ülke” dizisinin son durağı olan KKTC’ye geliyordu.

Sabah gelip akşam gidiyordu; Başbakan, Meclis Başkanı, Dışişleri Bakanı’na nezaketen gerçekleştirdiği beşer dakikalık ziyaretlerin ardından Eroğlu ile görüşüyordu..

Sonra…

Sonra, bir gün önce Eroğlu ile görüşmesinin ardından; Noel için adadan ayrılacağını söylemiş olan Downer ile yine “tesadüfen” TC Büyükelçiliği’nde bir araya geliyordu..

Artçı sarsıntılar ertesi hafta devam edecek ve milletvekili Hasan “BM Özel Danışmanı Downer’in son anda seyahatini iptal ederek TC Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile TC Elçiliği’ndeki görüşmesine sadece Downer’ın değil, ABD ve Birleşik Krallığın Büyükelçilerinin de katıldığını” iddia edecekti.

Yetmeyecek, Lefkoşa’da bir gazeteyi ziyaret eden Fransa’nın Lefkoşa Büyükelçisi Jean-Luc Florent, Kıbrıs konusunda 2014’te bir çözüm bulunmasını dileyerek, adada çözümün konuya doğrudan müdahil olan ülkelerin çıkarından çok tüm uluslararası toplumun çıkarına olduğunu söyleyecekti.

ABD, “Birleşik” Krallık ve Fransız Büyükelçileri..

Sizin de aklınıza, 2004 sürecinde Sarayönü’ndeki “Annan’ın mitingleri”ne yabancı büyükelçilerin de katılıp “nümayiş” yaptıkları geldi, değil mi?

BM Genel Sekreteri’nin Sözcü Ofisi, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’in, Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği temasların üzerine yorum yapması istenince, “Tartışmalar ve Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler, Yunanistan ve Türkiye’nin yapıcı katılımı yoluyla ortak metinde önemli ilerleme sağlandı” şeklinde konuşurken Nami de “Ortak Metinde Nihai Noktaya Çok Yakın Olduklarını, Sadece İki Noktada Pürüz Kaldığını” ifade edecekti.

Downer “gizlilik” diyor; Fransız, Amerikan ve “Birleşik Krallık” müdahil oluyor, BM “anlaşmada yakınlık sağlandı” diyor ve en önemlisi Nami etrafa gülücükler saçıyor.

Ben böyle durumlarda hep sırtımızın sıvazlandığını düşünürüm.. “Kara kaşımız, kara gözümüz için mi?” sorusu aklıma gelir. Bayram, seyran değilken eniştemin niye öptüğünü merak ederim.

Kadıköy vapurunda da suya düşen genç kızı kurtarmak için denize atlayan genç alkışlar arasında çıkınca “Kim itti ulan beni?” diye sormamış mıydı? 21 Aralık 2013

57’İNCİ ALAY HER YERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ