Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar PERŞEMBENİN GELİŞİ

PERŞEMBENİN GELİŞİ

ABD Orta Doğu’nun zengin hidrokarbonlarını kontrol etmek için,Türkiye ve Arap İslam ülkelerinde ulusal devlet modelinin aşılarak Osmanlı modelinde herkese ortak vatan edilmesi -karşılığında,
Başbakan Erdoğan ve Fethullah Gülen’in İslamcı gelecek tasavvurlarının Türkiye’den hareketle Osmanlı’nın medeniyet havzası çerçevesi ve tarihi organik bağlarının yüklediği sorumluluk bileşkesinde belirlenmesi, ortak projesi bir süre önce iflas etti.

*
Dar anlamda, ABD’nin Erdoğan ve Gülen’e sırtını sıvazlayıp verdiği, “Suriye ve Irak jeopolitiğini kazanan petrolü ve Misak’ı Milli topraklarını kazanır” vaadi -teminen, bu zevatın PKK’nın birleşik ve bağımsız bir Kürdistan’da Kürt ulus devleti kurmak idealine rağmen dağdan indirip siyaset zeminine çekmesi deliliğinin Türkiye’ye yüklediği korkunç maliyet ortaya çıktı.

*
Dün Ceylanpınar’ın karşısında Suriye/ Resulayn ilçesinden sınır bölgesi, PKK’ya bağlı Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) kontrolüne geçti, PKK bayrakları göndere çekildi.
PKK/PYD ile Kuzey Suriye’de bağımsız bir devlet kurmak hedefinde El Kaide’ye bağlı El Nusra güçleri arasındaki çatışmalar sırasında,Türkiye tarafına da mermi ve roketler düştü.
Polisin ölüm ve yaralanmaları protesto etmek isteyen Ceylanpınarlıları engellemesine, BDP Urfa Milletvekili İbrahim Binici,”Unutmayın sınırlarınızı tanımıyoruz. Her iki taraf da Kürdistan’dır. Böyleydi böyle kalacak” diye tepki gösterdi!

*
Ne oluyor? İşte satırbaşları !

*
ABD dünyada yaşanan krizde bir ülkede yaşanacak krizin kolayca komşu ülkelere,bölgeye ve dünyaya yayılma olasılığına daha fazla dayanamayacağı gördü.
Kendisini Ortadoğu paylaşım kavgasından paylaşımın dengelenmesine dönüştürmeye mecbur hissetti.
Küresel lider olarak Rusya’nın bölge liderliği ile çeşitlenen yeni bir dünyanın kurulmasına, ülkelerin birbirlerinin çabalarını gölgelemek yerine birbirlerini tamamlayıcı politikalar geliştirmesine, ayrılıklarını müzakere ve barış görüşmeleriyle çözmeye yöneldi.

*
Barışı sağlamak üzere müttefiki İsrail’in Filistin ile arasında yeni bir barış planını merkeze aldı.
Sonra bu barışı etkileyen zengin kaynaklar üzerindeki coğrafyada paylaşımı bağımsız ve birleşik bir Kürdistan’da demokratik bir devlet yönetimi üzerinde dengelemeye Rusya’nın küresel barış,istikrar ve gelişmeye katkı sağlaması karşılığında,
BM merkezli uluslararası hukukun gerek ekonomik gerek siyasi kuruluşlarla uluslararası sistemin yeniden düzenlenmesine yansıtılması,iki ülke arasında stratejik müttefikliğin bu esasta yürütülmesine rıza gösterildi.

*
ABD füze savunma sisteminde Rusya ile işbirliği yolunda engellerin kaldırılması,işbirliği ve silahlanma düzeyinin düşürülmesine,
Rusya uçuş yörüngeleri hava sahasından geçen İran nükleer füzelerine karşı önlem almaya,
Birlikte İslam coğrafyasından türeyen radikalizmin Suriye savaşı ile uluslararası, bölgesel -bilhassa,Kuzey Kafkasya’da çatışma olasılığına tedbir almaya ve yeni Suriye’nin kurulmasına,
İran’ın nükleer sorununun dünya toplumunda uyandırdığı tedirginliğin düzeyini düşürmek üzere diplomatik arayışların sürdürülmesine kavlettiler.

*
Bu suretle Başbakan Erdoğan’ın yuttuğu”Suriye ve Irak jeopolitiğini kazanan petrolü ve Misak’ı Milli topraklarını kazanır” vaadi,
Ya da PKK’nın dağdan indirilip siyaset zeminine çekilmesi, 2023’e doğru Türkiye topraklarının İran’ın batısından, Irak’ın kuzeyine,Suriye’nin kuzeyinden doğusuna ve Akdeniz’e ulaşan koridora kadar genişlemesi hayali fos çıktı.

*
30 Haziran -5 Temmuz’da, Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Halk Kongresi 9.Genel Kurulu “Demokratik Ulus ve Özgür Yaşam” esasında,4 coğrafyadan gelen delegelerle yeni süreçte izlenecek politikaları belirlemek üzere toplandı.
Demokratik Konfederalizm ilkesi çerçevesinde-bir, Türkiye ulus devletine alternatif -iki, Orta Doğu sorunlarının da çözümünde bir model olarak öngörülen,PKK’nın ve onun uzantısı diğer Kürt bölgelerinde faaliyet gösteren tüm parti ve organizasyonların koordine edildiği yürütme organı Kürdistan Topluluklar Birliği’nin siyasal ve askeri örgütlenmesi güçlendirildi.

*
Kürdistani güçlerle birlik ve ittifak siyasetinin geliştirilmesi için Kürdistan topraklarında akademilerin, komün, kooperatif ve meclislerin hızla yaygınlaştırılması,demokratik konfederalizm temelinde demokratik uluslaşmanın oluşturulması, komünal ekonominin ve demokratik özerkliğin inşasının tabandan örgütlendirilmesine yönelik kararlar alındı.

*
İç savaşın belirsizliği sürerken PKK’nın yönetiminde Suriyeli Kürt halkının 19 Temmuz 2012’ten beri yürüttüğü kadın devrimi, ekolojik bilinç ve anti-kapitalist özellik ve kendisini devlet/sermaye dışı örgütlenme ile ortaya koyan,öz savunma ve demokratik özgürlük ilkesinde savunma stratejisinin 1.yıldönümünde;
Demokratik Birlik Partisi (PYD),İslami Cihadçı grupların Türkiye’den (!) Suriye’ye geçiş yapıp çatışmaya girmesiyle sınır bölgesini denetim altına aldı, göndere PKK bayrağı çekildi.

*
Şimdi Suriyeli Kürt halkının demokratik topluma dayalı demokratik konfederal sisteminin savunma gücü Türkiye sınır bölgesinde hakimdir-ki,
Halk Kongresi bu gelişmenin sadece Suriye’yi değil Türkiye’yi de demokratikleştirerek Ortadoğu sorunlarının da çözümünde bir model olacağını öngörmüştür…

*
Nasıl bir model? Süreç uluslararası güçlerin yönetiminde Türkiye’den ve Suriye’den “anayasalarda Kürt halkının doğal ve demokratik hakları yer almalı, Anayasalar Demokratik Türkiye-Suriye ve Özgür Kürdistan’ı açık bir ifadeyle ortaya koymalı” talebinden gelişecektir.
Ardından-mesela, Kemalist kadroların ve Cumhuriyet hükümetlerinin Kürt Sorununu çözmenin ana çerçevesini oluşturan Şark Islahat Planının,Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsuru 1923 Lozan Barış Antlaşması’nın kimi maddeleriyle çelişen hükümleri vasıtasıyla,

*
Türkiye’nin Kürdistan’da Kürtleri kültürel soykırıma tabii tutmak,bir kürdü tümden Türk haline getirerek Türkiye diye tabir edilen sınırların içerisinde tek tip bir Türk ulusu yaratmak olduğundan hareketle,
Uluslararası platformlarda 1925’te Şeyh Sait ayaklanmasıyla başlayan ve Şark Islahat Planı belgesiyle Kürt halkına fiziki,kültürel ve siyasi soykırım yapıldığının takdimi ve ilgili belgenin soykırım suç belgesi olarak kabul edilmesine yönelinerek, Lozan Barış Antlaşmasının tartışılmaya açılmasına yeltenme süreci başlayacaktır.

*
Bu sırada siyaseten uluslararası tedavülden düşmüş Başbakan Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Esad birlikte ABD ve Rusya’nın stratejik müttefikliği ile kavlettiklerii BM merkezinde uluslararası hukukun gerek ekonomik gerek siyasi kuruluşlarla uluslararası sistemin yeniden düzenlenmesine yansıtılmasında üzerlerinden yeni içtihatlar çıkarılacak iki faildir.
Erdoğan İslami Cihad edebi ve sayısız militanla fail olmaya direniyor, Suriye için Cenevre Konferansını yokuşa sürüyor, düşük Mursi’yi bütün dünyaya karşı nafile savunuyor,ona saldırıyor-buna saldırıyor -şimdi, Kuzey Suriye’ye PYD’nin hakim olmasını engellemek bahanesiyle İslamcı terör örgütleri yerine Türk Ordusunu sürmesi sürpriz olmaz -ki, seyredin o zaman yüzyıllık din savaşını!

*
Birinci hata, hâlâ Erdoğan’ın iktidar oluşuna göz yumulmasıdır -belki sonra,diğer hatalar içinden -hem, küresel -hem Türkiye -hem de bölge barışına yol bulunabilir!

20.7.2013