Ana sayfa Haberler Dünya

Orta-doğu çıkmazında Türkiye

Demirtas Bayar {Demirtas@CelalBayar.org]

DEMIRTAS BAYAR

Arkadasim Sefir Nurver Nuresin katildigim bir yorumu

         Orta-doğu  çıkmazında  Türkiye        

İsrail-Arap savaşı (1967) Orta-doğu’da dönüm noktası.İsrail’in güvenliğini bu savaşla mutlak vesayetine almakla ABD Orta-doğuya fiilen yerleşti. Bu yerleşim, Musevi  diyasporasının içte/dışta Amerika üzerinde baskıları ve Vaşington’un küresel gücüne  dayanan aşırı cüretkarlığı nedeniyle Orta-doğu’nun felaketi oldu. Irak, Afganistan, Pakistan bunun gadrine uğradı…! Amerika ise tarihinin en büyük mali-finansal krizine düştü; halen toparlanma derdinde ! Telaviv’in taşkınlığı elan sürüyor! İsrail’in Amerikaya “göbek bağı” son bulmadıkça Orta-doğu’da suların durulması olası değil.

 

Batı bu tablodan aslında hoşnut değil, senarist Amerika olunca ses  kısık çıkıyor…!

Ankara, bu çevreyle yoğun bağları yanısıra, İslamist muhafazakar “Araplaşan” bir yolda! Diplomasi varken, İsrail ile siyasi münasebetleri kopma noktasına indirdi;ama bu davranış Ankarayı sıkar oldu! Tepki ise vasi Amerika’dan…Üst-düzey yöneticiler

Türkiyeye pek uğramıyor bölgeye ziyaretlerinde! Erdoğan’ın konuşulan Obama ziyareti için  randevu ağırdan alınıyor? Amerika, İsrail ile kopukluğun giderilmesini bu mesajlarla da Ankara’ya yansıtıyor. Henüz sona eren İsrail, Ürdün ziyaretinde Obama da Türkiyeyi atladı! Erdoğan yakınıyor…”Obama’nın sesini özledim” diyor. Belli ki münasebetlerin seyrinden Vaşington rahatsız. Ankara ise her şey yolunda havasında! Başbakanın mimarı olduğu barış temalı uluslararası Medeniyetler İttifakının Viyana toplantısında Siyonizmi deşen Erdoğan mı olmalıydı! Bardak bu noktada taştı! ABD  Kongresinden üyeler Erdoğan’ı yazıyla kınadı;“af dilemesini” istedi! Oysa İsrail’in Gazze zulmuna isyanında Erdoğan haklı.Kongre üyeleri Gazzeyi görmezden geliyor! Acıdır, reel politikanın bir gerçeği; güç kimde ise, nihai irade ondadır. Böyle hallerde diplomasi çaredir; doğruları ekebilirsen, doğruları biçersin; aksi de aynen variddir.

 

Türkiye bölgesinde merkezi, geo-stratejik, kilit bir ülke; çevresinde 13 bağımsız devlet yer yer çalkantılara sahne.Benimsediği “demokrasi” ve yakaladığı sürekli kalkınma ile farklı, bölgesinde ilk. Bu dinamikler ahenkle yürütülebilirse, aradaki

etkileşimle çağdaş demokrasiyi yakalamak ve sürekli kalkınmayı hızlandırmak olası.

Bu yolda pekişecek güçlü kişilik Türkiye’nin önünü açar. Bu itibarla içte/dışta  Türkiye barışa, istikrara muhtaç…hatta mecbur…!Buna göre, Türkiye’nin, ABD  arkasına takılıp, Suriye macerasına bulaşması çok vahim! Hani Türkiye barışa mecburdu? Esad dün diktatördü…bugün de. Oysa 2008-2010 döneminde bu diktatörle pek ala içerikli işbirliği kurduk…bir zararını gördük mü? O günleri çok… ama çok arayacağız. Oysa halimize bir bakın! Şu sırada en az zararla Suriye’den sıyrılabilirsek, krizden yegane kazancımız bu olacak. Dahası, 90 yıldır çağdaş demokrasiyi yakalamayan Türkiye’nin, Suriye’de demokrasiyi yerleştirmesi bize mi

kaldı? Suriye sürecinde Ankara bir ara en ön saftaydı, ama krizi yumuşatıcı katkısı hiç mesabesinde kaldı! Ankara’dan, müttefiklerimizi rahatsız eden, yükseklerden beyanlarla Erdoğan “dünya liderlerinden” havasına giriverdi…!Neyse ki Obama, Suriye meselesinin silahla halledilemeyeceğini açıkladı; diplomasi öne çıktı…ortam yumuşadı.Dünya liderliği kötü bir hırs değil, oyunun ağırlığını taşıyabilirsen ? 2011 YAŞ toplantısını takiben Anıt-kabir anı defterinde Erdoğan,“Yöresel ve küresel güç olma yolunda ilerlemeye devam…” ettiğimizi Atatürk’e arzetmişti. Esad-sonrası komşuda siyasi kabus, hesaplaşma kaçınılmaz…yani daha zor günler kapıda! Ama  endişeye mahal yok..? Erdoğan “en kısa zamanda Şam’a” giderek”…Emevi

Camisinde namaz kılacağız”(Eyül 1012)diyor. Buna ne denir…Yorum sizin…!?

 

2

Esad geri-dönüş çizgisini aştı, ama direnmede kararlı, ülkede kan kaybı had safhada, merkezi otorite sallantıda. Ülkeye hakim kaostan boşalacak dinamiklerin doğuracağı yangının yeni bir siyasi coğrafyayı zorlanması olanak dışı değil. Suriye çıkmazında Irak ile ilişkilerimiz, Bağdat’ın siyasi iç çekişmelerine de karıştığımızdan, biraz daha bozuldu; İran Humeyni ihtilaliyle hassaslaşan siyasi münasebetlerimiz halen dikenler üzerinde! Bunlara kısmen sayemizde Suriye de eklendi…! Bu tabloda Rusya’ya ayrı

Bakalım: Kuzey komşumuz…küresel güç…Günümüzde ayrı saflarda yer almak, karşılıklı dostluk/işbirliği kurmaya engel değil.Nitekim Erdoğan-Putin dostluğu sayesinde tarihte ilk defa Türkiye-Rusya münasebetleri baharını yaşıyor. Global diplomasi evrim atladı!!! Taraflar için “kazan…kazan” değişimi…özenle işlenmeli. Şam’a uçan bir Rus uçağının hava sahamızdan geçişinde çıkan hadiseyi, diplomasi yoluyla iki başkent arasında kapatmak varken, yaygarayla dış aleme taşımak, diplomasi sanatını özümseyemediğimizin kanıtı…! Bu ortamda Moskova’nın resmi  açıklaması ”Rusya,  Suriye anlaşmazlığında Türkiyeyi ihtilafın dışında tutuyor”, küresel güce yakışır bir davranış.Bu olgunluğu biz gösteremedik!Peki ne yaptık?Sıfır sorunlu komşularımızı, Suriye’nin de ilavesiyle güney hudut boyumuza taşıdık;

sınırlarımızı öngörülemeyen sorunlara açtık mı ? Suriye ÇIKMAZINDA Türkiye dönüştü….Orta-doğu ÇIKMAZINDA Türkiye!! Yeni sürprizler yolda! Olsun…biz yakında Şam’da Emevi Camisinde namaz kılmayacak mıyız?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here