Ana sayfa Haberler Türkiye

Bu açılımın sonu çatışmadır

Rıza Zelyut

Başbakan Erdoğan, ‘Neye mal olursa olsun!…’ diyor ama konu onun sandığı kadar basit değil.
Türkiye Cumhuriyeti, 86 yıllık tarihi boyunca hiç bu kadar iç çatışma ortamına girmemişti.
Hatta, 1980 öncesindeki sağ-sol çatışması bile toplumu böyle bir içsavaş psikolojisiyle doldurmamıştı. Üstüne üstlük de o çatışmaları; ABD gizli örgütleri ile askerin içindeki Özel Harp Dairesi ortaklaşa planlamıştı ve bu yüzden de yapaydı. Şimdi ise ideolojik hiçbir yönü bulunmayan alt katmanlar arasında şiddetli bir düşmanlık duygusu yeşeriyor. Büyük çoğunluğu oluşturan ve kurucu kimliği temsil eden Türklerde, Kürtlere karşı hızla bir karşıtlık doğuyor.
Bunun en açık örneğini de Bursaspor-Diyarbakırspor maçında gördük…
Hükümet, bu yakıcı gerçeği mutlaka görmek, atacağı adımları da ona göre hesaplamak zorundadır…
Şimdiye kadar PKK’ya yönelik çok protestolar oldu… Lakin; bugünkü öfke PKK’ya olan öfkeyi aşmış; milletimizi oluşturan Kürt kökenli yurttaşlarımıza yönelmiştir. Bu ince ayrımı görmek zorundayız.
Elbette ki Bursa’daki seyircilerin tepkisini onaylamak mümkün değildir. Lakin; biz beğenmesek de istemesek de halk kitlelerinde böyle bir çatışma güdüsü oluşmaktadır. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin geçen günkü basın toplantısında yaptığı uyarıyı hükümet ciddi biçimde ele almak zorundadır.
Böyle giderse, meydana çıkacak olayları hükümetin polisi önleyemeyecektir…
Başbakan Erdoğan da ikide bir etnik unsurlara vurgu yapmayı bırakmalıdır. Bilmelidir ki o Başbakan olarak ayrıma giden sözler ettikçe vatandaşı ayrışmaya ve düşmanlığa itmektedir.
İsterse, iyi niyetli olsun…

ÇOCUKLARIN ALNINDA ETNİK KİMLİK YAZISI
Türkiye’nin ‘Barış’ adı altında nereye sürüklendiğini görmek ve anlamak istemeyen AKP kurmaylarına pazar günü yazdığım o olayı yeniden hatırlatıyorum: İstanbul’da Robert Kolej’de, barış dersi adı altında açıkça etnik ayrımcılık yapılmış, yapılıyor.
Sınıflardaki çocukların alnına ‘Kürt, Rum, Ermeni, Türk, Yahudi’ gibi ırk veya millet isimleri yazıları yapıştırılmış. Güya böylece çocukların birbirlerine tahammüllü olmaları sağlanacakmış.
Bu tavır, birbirini kardeş gibi gören çocukların aklına açık açık ayrışma fikrini sokmaktır. Çocuklara hiç düşünmedikleri, akıllarına getirmedikleri etnik kimliklerini zorla hatırlatmanın barışla bir ilgisi olabilir mi?
Daha önce yazdım: Günümüzde hortlatılan etnik kimlik; 20. Yüzyıl’da dünyayı kan ve ateşe boğan nasyonalizmin (Hitler faşizminin) yeni şeklinden başka bir şey değildir. Başbakan Erdoğan; farkında olmadan; Hitlerizmi Türkiye’de demokratikleşme olarak pazarlamaya çalışıyor. Bunun sonucunda da tarihi boyunca Türkiye’de etnik kışkırtmalar yapmış olan Robert Kolej gibi okullar da o tertemiz ruhlu çocukların aklına etnik ayrışma fikrini sokuyor.
Bu kışkırtamaya, bu ırkçı tavra karşı Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’yu göreve çağırmıştım. Sayın Bakan’dan ses seda çıkmıyor. Lakin ben bunu hep soracağım: Sayın Çubukçu; o yavruların alnına etnik ayrıştırma damgası vuran okul hakkında ne gibi bir işlem yaptınız; açıklar mısınız?

MAVİ ÖNLÜĞE KIYMAYIN
Şu demokratikleşme işinin ne kadar yanlış anlaşıldığını gösteren örneklerden birisi de öğrencilerin kıyafetlerine yönelik tavırda ortaya çıkıyor. Çocuklarımızın ilköğretim yıllarında giydikleri mavi önlükler zorunlu olmaktan çıkartılacakmış. Herkesin mavi önlük giymesi tek tipçilik oluyormuş.
Bizler mavi önlük bile bulamadık da kara bezden anamızın diktiği kıytırık önlüklerle gittik ilkokula… Hiç de tek tip insan olmadık. İş şekilde değil; eğitimin özündedir.
Ayrıca; çocukta belli bir disiplin ve düzen fikrinin oluşması, onun hayatında başarılı olması için şarttır. Buna tektipleştirme değil, eğitim denilir.
Milli Eğitim Bakanı Sayın Çubukçu’nun da düşünmesini rica ediyorum. O çocukluk yılları, o önlüklü öğrenci hali… Bunun neresi kötüdür? Belli ki Milli Eğitim’i eğitim psikolojisinden ve pedegojiden habersiz kişiler işgal etmişler. Bunlar ilgi çekmek veya göze girmek için böyle icatlar yapıyorlar.
Bırakın çocukların yakasını da kendi kıyafetinize düzen verin beyler-bayanlar…

http://www.gunes.com/2009/10/01/yazarlar/y4.html

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here