| 10 Temmuz 2009 |
2002 de bir köy kurulmaya başlanıyor Akhisar’da. Keskinoğlu Şirketler Grubu Manisa-Akhisar’da yaklaşık 100 dönüm kadar olan kendi arazileri içinde bir hayali gerçekleştirmeye başlıyorlar. “Güzel Ismayıl” olarak bilinen ve Keskinoğlu şirketlerinin kurucusu olan İsmail Keskinoğlu’nun 1900 yılında doğduğu Yunanistan’ın Drama kasabasına bağlı Ravika Köyü, bu projenin ilham kaynağı oluyor.

Dünya Gazetesi’nde 26 Haziran 2008 de Ahmet Çaldıran “Güzel Ismayıl” ve Ravika Köyü hakkında şöyle diyor:”Sizi hiç görmedim. Tanıma fırsatım olmadı. Hakkınızda çok şey anlatıldı. Anlatılanları dinledikten sonra, sizi yazmadan olmazdı. Ruhi Su’nun enfes ses ve yorumuyla yıllarca dinlediğimiz ‘Drama’ türküsünün anavatanından, yıllar önce gelip Akhisar’a yerleştiniz.
”Gezginliğinizin son durağı Akhisar’ı, kendinize vatan edindiniz. Artık, Akhisarlı’ydınız. Geriye dönüş mümkün değildi sizin için. Manisa’nın bu küçük ve şirin ilçesinde yaşamınızı idame ettirmek ve bu ilçeye yatırım yapmak sizin hayat felsefenizi oluşturuyordu. Yani, yaşadığınız yerden alıp, aynı yere yatırım yapmak sizin doğrularınızdı. Bu yolda bir adım duraksamadan yürüyüşünüze devam ettiniz. Her insan yaşamında zor anlar yaşar, bu bilinen bir gerçek. Fakat sizin yaşamınız daha da zordu! Hem yeni bir vatan, yeni bir yaşam tarzı ediniyorsunuz hem de ailenizi geçindirmekle yükümlüsünüz. Hayattan yılmamış olacaksınız ki, geriye değil hep ileriye dönük olarak yaşamınıza devam ettiniz.”



Köy meydanı ve muhtarlık
Mitolojiden Ravika’ya kadar gelirsek
Ravika Köyü ile ilgili olarak Keskinoğlu Şirketleri’nin sitesinde toplanan bilgiler şöyle: Yunan Mitolojisinin evi olan Olympos dağında toplantı vardı. Tanrıların Tanrısı, Kral Zeus, emir verdi, tüm Tanrılar toplanacaktı. Üç kardeş olan, Zeus, Hades ve Poseidon, Evreni pay edeceklerdi. Zeus, düzeltmek için, “gökyüzü ve dünyayı” istiyordu. Poseidon, “Denizi bana verin” dedi… “Yeraltı ve ölüm âlemi” Hades’e kaldı… Peki dediler, itiraz yoktu… Haber Tanrısı Hermes, durumu diğer Tanrılara bildirmek için, İda dağına çıkarak (Ayvalık yöresindeki Kaz dağı) borusunu kuvvetle üfürdü… Artık, 0lympos’ta herkes biliyordu. Dünya paylaşıldı.




Drama Yağhanesi (Çalışır durumda ve geleneksel sistemde, soğuk sıkma yoluyla yağ üretimi devam ediyor)
Bunun üzerine, Tanrılar Kralı Zeus, karısı Hera’yı da yanına alarak, iki beyaz atın çektiği, savaş Tanrısı Ares’in arabasına binip, Makedonya’da ortalığı kasıp kavuran, Mahşerin Dört Atlısı’nı, bulmak için yola çıktı. Ve dünyayı kana bulayan bu çılgınları buldular da. Birinci atlı; beyaz bir kısrağın üzerine oturup, başında tacı, Tanrının dünyası olan, yaşam ve umudu temsil etmek istiyordu. İkinci atlı, savaşın sembolü. Kan kırmızı bir küheylâna binip, elinde kılıcı, o harp senin bu harp benim diyerek ortamı kana bulamak sevdasında. Üçüncü atlı, elinde bir terazi, bindiği siyah atının üzerinden adalet kurmaya çalışıyordu. Yapabildi mi? Bilinmez. Nihayet dördüncü atlı, açlığın, sefaletin ve huzursuzluğun sembolü olan, soluk, kansız ve takatsiz bir atın üzerinde. Son darbeyi vurmak için harbin bitmesini bekliyordu. İşte, Zeus ve karısı Hera, bu adaletsizliği durdurmak için, Olympos dağından inerek, Makedonya ve Drama’nın yolunu tuttu.

Yağhanede sergilenen fayton (İ.Keskinoğlu ilk zamanlarında çok iyi bir araba yapım ustasıdır)
Kolağasının kurduğu belde II. Murat’ın yeniçerileri, 1430′da Balkan işgali için Selanik’e girdikleri zaman, Drama isimli kasabada, adı Namoğlu Mehmet olan bir Kolağası bıraktı. Mehmet Ağa sevilen bir Osmanlı subayıydı. Etrafına topladığı üç beş Türk asıllı aile ile birlikte, Drama kasabası civarında, Rumlarca terk edilen bir yerleşim birimini gözüne kestirerek, kökü yıllara uzanacak, barışçıl, millet ayrımcılığı yapmayan, kendisinden evvelki Rum idaresini aratmayan, insanca yaşamayı hedef alan, bir düzen kurdu. Ve bu düzen, hem onun zamanında ve hem de ondan sonraki nesillerce örnek alınarak yıllarca sürüp gitti. Kardeş gibi geçiniyorlardı. Bu şirin belde, yılların çarkında gelişip, aileler ile dolup taştı. Ve günün birinde bizim kahramanımıza yurt olacak olan, RAVİKA köyü kuruldu.
Şirin bir köy. Verimli yayla ve otlakları, etraf çağlayanlarıyla beslenen deresi, biblo gibi ufak ormanları ile tipik bir balkan yerleşim bölgesi. Hayvancılık ön planda. Bunu tütün ve ekin izliyor. İşte Ravika böyle bir köy… Ayrı dinlere bağlı köy halkı, hiçbir şeyde üstünlük taslamadan birbirlerine yardım etmek için yarış halindeydi. Ne Yorgo üstünlüğü, ne de Osman Ağa farkı vardı. Bölünen bir karpuzun iki yanı gibiydiler. Asla, Türk-Yunan bencilliği yoktu. Kardeş gibi geçinip gidiyorlardı. Kurulan RAVİKA köyü, Drama kasabasına bağlıydı. Mevsimlik hasatın satılması, bazı ticari ve sosyal işler, bu büyük kasabada yapılıyordu. Herkes, istediği zaman, serbestçe oraya giderek her türlü ihtiyacını karşılayacak durumdaydı. Osmanlıların idaresinde olan Drama kasabasındaki huzur, aynı köylerinde olduğu gibiydi. Hiçbir korku ve kısıtlama yoktu…

Köyün içindeki organik tarım yapılan sera ve korumaya alınmış anıt ağaç

Meydandaki Nalbant ve Marangoz dükkanları

Bakkal
Ravika bir fikriyat olarak yaşatıldı
Tarihsel dönemler itibariyle 1. Dünya Savaşı yılları ve Osmanlı’nın zor zamanları; çekilme, dağılma dönemleri. Savaş sırasında göçler, kayıplar, acılar. Sonra Lozan anlaşmasıyla yerler yurtlar ayrılıyordu. Ravika yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde değildi. Köydeki ailelerin bir kısmına Anadolu yolları görünmüştü. Adını duydukları ama hiç bilmedikleri topraklara yöneldiler. Acılar, özlemler, kaybolmalar, aniden yoksullaşan ya da zenginleşenler birbiri ardında sıralanıyor.
1924 yıllarında Yunanistan’dan mübadele yoluyla gelenlere muhacir deniyor. Her muhacir kendi yerini, yurdunu, çıkıp var olduğu kültürü kafasında taşıyarak yeni vatanlarında yer tutmaya çaba gösteriyorlar.

Çayhane
Zaman içinde fırtına diniyor ve ayakta kalanlar bildikleri işleri yaparak yeniden toparlanmaya başlıyorlar. İsmail Keskinoğlu’nun yurt özlemi bir yandan büyüyor.
Neden bir köy, neden Ravika?
Evet, bu soruyu ve soruya ait cevabı köyün girişini ifade eden kapının yanında yazılı olan belgeden aynen alıyoruz:
“Bir asırlık yaşamdaki mücadelenin, cesaretin ve başarma azminin ilk kazandığı yerdir.” Güzel İsmayıl” lakabının kendisine yakıştırıldığı yerdir. Babasızlığın getirdiği üvey anne hışmının eziyetlerine, kız kardeşi ile yılmadan direndikleri yerdir.


Geçmiş kullanımı ve mobilyalarıyla bir berber dükkanı
Çocukluk ve delikanlılığın özdeştiği, dostlukların yanında aşk ile kavgaların kaynaştığı yerdir.
Yaşanılanların getirdiği maceralarda, terk etmek zorunda kaldığı yerdir, dönmemek üzere geriye.
Ravika… Yunanistan’da, Drama’ya bağlı Türk ve Rum çiftçilerinden oluşan şirin bir köydür ve yeni bir asrın başlangıcı olan 1900 yılında İsmail Keskinoğlu’nun doğduğu yerdir.
Bir asırlık yaşamındaki mücadelelerin, maceracı ruhu, başarılarındaki azmi, bu köyde tüm yaşadıklarından aldığı özellikleri olmuştur.

Köy Odası şimdi aynı zamanda bir toplantı mekanı, konferans salonu
Ravika köyü Keskinoğlu ailesinde önemli yer tutar.
Bugünün temellerinde oradaki yaşananların önemi çoktur.
Keskinoğlu ailesi tarafından yaptırılan bu köy, Ravika’nın bir kopyası değildir. Ancak oradan kazanılan mücadeleci ruhun buraya aşılanması ile “Güzel İsmayıl’ın” yaşadıkları anıları işlenmiştir her bir yana.
Gelecek kuşak dedelerinin bugüne gelinmesinde yaşadıklarının hikayelerini unutmayacak, anılarına aşk ve dostluklarının yanı sıra yaşadıkları eziyetleri ve çileleri de ekleyecektir. Ravika’nın ruhunu taşıyan bu köy, Keskinoğlu ailesinin yaşanılanlara bakmasını sağlayacak, başarılarının altında yatan nedeni unutmayacaktır.

İsmail Keskinoğlu’nun Darama’da yaşadığı evin benzeri olarak yapılan konak

İ. Ksekinoğlu Konağından Köyün Meydanı
Sayın Sıdıka Keskinoğlu’nun, köyün oluşturulması ve projesinde öncülük ettiği, Keskinoğlu ailesinin tüm bireylerinin yapımına katıldığı bu köyde İsmail Keskinoğlu anılarıyla birlikte hep yaşayacaktır”
Görüldüğü gibi, bir tarih bilinci oluşturma ve onu nesneleştirme, geleceğe taşıma fikri esas olarak, köy projesini öne çıkarıyor. Yeni bir gelecek inşası aslında içinde bir geçmiş inşasını da içeriyor…
Ravika Köyü’nün yeniden doğuşu
Drama’nın Ravika köyünde doğan “Güzel Ismayıl” o günlerin savaş ortamında Türkiye’ye geliyor ve Akhisar’da mücadelesine başlıyor. Önce kesif başarısızlıklar ve Sakarya’da Adana’da verilen mücadeleler ve sonra başladığı nokta olan Akhisar’da bugünkü büyük tavuk, yumurta ve zeytinyağı imparatorluğunun kuruluşu…


Caminin içinden ve son cemamat yerinden şadırvan görünümü
Bir büyüme sürecinin ve bir ailenin isim yapma mücadelesinin hikayesindeki azim bir süre sonra çıktığı toprakları anımsamaya, doğduğu yeri anımsamaya, nostaljiyi hayata geçirmeye dönüşüyor.
İsmail Keskinoğlu 2001 de hayatını 101 yaşındayken kaybediyor. Aile onun anısına bugünkü Ravika Köyü’nü yaptırırken buna şu anda iki de müze ekliyor.
Süreci Keskinoğlu ailesi şöyle özetliyor: “Ailenin üçüncü kuşağı dedelerinin köyünü Akhisar da kurmaya karar verdiler. Temeller 2002 de atıldı. Keskinoğlu ailesinin adına Sıdıka Keskinoğlu ve Mimar Ercan Abaka Yunanistan’a giderek, Ravika Köyü’nü incelediler. Gezileri sırasında oluşturdukları fotoğraf arşivlerinden ve hala sapasağlam duran binaların mimari özelliklerinden yararlanarak kaynak oluşturdular. 1 sene süren detaylı araştırmalar sonucunda projeler hazırlandı. Akhisar’ın Kayışlar Kasabası’nda, yaklaşık 100 dönüm arazi üzerine projesi yapılan Ravika Köyü, Yunanistan’ın Drama Kasabası’na bağlı Ravika Köyü’nün aslına sadık kalınarak tam 2 yılda inşa edildi. Ravika köyü özenli ve uzun bir çalışmayla gündeme gelmiş oldu. Özellikle tavan ve duvar resimlerinde Balkan Mimarisi öne çıkıyor. Anadolu mimarisindeki motifleri de içinde yaşatan Ravika köyü bu iki ayrı kültürün birbirine ne kadar yakın olduğunun en hoş kanıtlarından.”


Köy Okulu ve Sınıfı
Ravika Köyü projesi kapsamında şu anda Drama Yağhanesi, köy muhtarlığı, berber, bakkal, manav, marangoz, demirci, nalbant, cami, ilkokul ve İsmail Keskinoğlu’nun eski Ravika’da yaşadığı evin benzeri konak ve bunları toparlayan köy meydanı şu anda inşa edilmiş ve ziyaretçilere hazır bekliyor. Yine bu alanın hemen yanında 2007 yılında eklenmiş olan İsmail Keskinoğlu müzesi ve onun yanında şimdilik tek katlı bir müze daha yer alıyor. Kompleks içinde bundan başka bir adet Mardin evi ve bir adet Bursa evi de yer alıyor. Köyün ve müzelerin çevrelediği alanın yakınında doğal yolla ekolojik tarım yapılan seralar ayrı bir özellik olarak bulunmaktalar.
Herşey biriktirmekle başlıyor ya da biriktirdikçe…
Bir yaşantının izlerini taşıyor diye biriktirmek ve saklamak, sonra bunları korumak, geçmiş yaşamın ayak izlerini hiç yok etmeden onların sürekli üzerinden gitmek farklı bir akıl yürütme biçimi şüphesiz. Bir yol çizmenin aracı olarak biriktirmek, yeni bir şey inşa etmek için geçmişi diriltmek, bir oluşumu perçinlemek için geriye dönüp genel tarih için “kişisel tarihi” yazmak, ontolojik bir çaba olarak görülmelidir.

İsmail Keskinoğlu Müzesi
Her yeniden var olmanın ve akabinde büyümenin, güç kullanmanın, gücü tesis etmenin bir kökünün bulunması, dayanaklarının ve nesnelere dayalı yazılı tarihinin oluşması şarttır.
İsmail Keskinoğlu bunu çok önceleri keşfetmiş ve bu yolda doğduğu yeri Ravika isminde özneleştirerek bugüne taşımış. Bazen bütün (bizdekinden farklı olarak…) dünyada müzelerin niye bu kadar fazla olduğunu düşündüğümüz olur herhalde. Uygarlık denen şeyin sadece akıl etmekle ve “şıp” diye kurulmadığı, birbirini takip eden olaylar ve birikimin sonucu olduğu biliniyor artık. Biriktirdikçe daha güçlü olunduğu söylenebilir bu yüzden.


Müzede yer alan İsmail Keskinoğlu’nun otomobil koleksiyonu
Gözlemcinin baktığı yerden
Ravika köyü için basında yazılan birçok yazıda İsmail Keskinoğlu’nun “doğduğu köyün aynısını” Akhisar’da yaptırdı diye yazıyor. Oysa köyün girişindeki kitabede yukarıda aktardığımız gibi “aynısı” değil, oradan izlenimler taşıyan, oranın ruhunu anlatan Balkan ve Anadolu mimarlığı öğelerinin kullanıldığı bu köy, fiziksel özelliklerinden çok taşıdığı anlamla öne çıkarılıyor. Bu bir anlamda “gözlemci” olarak bizim işimizi kolaylaştırıyor.
Gözlemci olarak işin hikayesinin anlatımından ve aktörlerin kendileri için kendi sunumlarını aktardıktan sonra bazı noktaları da irdelememiz gerekiyor.
Zira işin içinde naif bir köy ‘projesi’ var ama projeden çok öznenin kendisi anlatılıyor, dönemsel verilerin aktarımına ait belge sayılacak bilgiler arka planda flulaşıyor. Mimar var belki ama ismi “bir” yerde geçiyor, ailenin fertleri tarafından düşünülmüş ve neredeyse ’tasarlanmış’ olduğu söyleniyor. Ve söz konusu Ravika köyünün “projesi” belki de bizim bu “gözlem” bölümüz dışında mimarlık alanına hiç sürülmemiş gibi duruyor. Acaba niye? Yapılan iş, taşıdığı anlamı dışında hacim açısından az-buz bir iş değil ama bir mimarlık yayınına (mimdap bu konuda ilk oluyor) geçmiş değil henüz.
Köyün içinde her binanın yanında tanıtım yazıları var ve bu köy ve müze projesinin ilerleyeceği söylem olarak yer alıyor ancak mimari dilde ortaya konan bir plana şu anda rastlayamıyoruz. Umarız yakın zamanda ilgililer köyün şu andaki durumunu ve gelecekte alacağı şekle ilişkin bir planı izleyicilere sunarlar.

Mardin Evi

Bursa Evi
Bir adım daha atalım, projenin uygulaması ağırlıklı olarak taş-tuğla kullanılarak yapılmış ve ‘eski’ yapı tarzı ön plana getirilmişse de, özellikle ahşap işlerinde, dönemsel ahşap işleme ve süsleme tekniği ile alakası olmayan bölümler arada sırıtıyor. Kapıların bir kısmı, basit kabartmalar ve çıtalar, ahşap tavanlardaki süslemelerin bir bölümü için orijinalliğinin tartışılmasından çok basit ve gözleme, etüde dayanmayan ‘ucuz’ işler olması öne çıkıyor. Her ne kadar yukarıda bahsettiğimiz gibi “Drama’daki köyün aynısı”nın yapılmadığı söylendiği için proje; bu tür eleştirilerden bir anlamda muaf tutulmayı istemiş olsa bile, bu denli iddialı olunan bir konuda daha rafine araştırmalara ve daha titiz uygulamalara yer verilmeliydi.
Oysa berber, bakkal dükkanında, yağhanede ve konakta birçok mobilyanın seçimesi, eskiden kalan koleksiyonların sergilenmesi çok başarılı. Yine Keskinoğlu Müzesi bina olarak da sergileme düzeyi olarak da övgüyü hak ediyor. Hele içindeki araba koleksiyonu, bir benzeri daha var mıdır acaba dedirtiyor.
Dolayısıyla “gözlem”cinin baktığı tarafta mimarlığın daha fazla önemsenmesi gereği görülüyor. Köyün adı olan “Ravika”nın bir marka düzeyine yükseltildiğini, bütün söylemin bu marka etrafında döndüğünü fark ediyoruz.

Tavan detayı
Oysa Ravika’nın anlatılan hikayesi kadar ortaya konulan ürünün yapılış süreci, nedeni, tasarım fikri, temsil edilen geçmişle kurulan bağın niteliği kavramsal düzeyde dengeli bir şekilde ele alınıp, bu tarafı da ortaya konabilirdi.
Olumlu sayılabilecek bir “müze” köy yapma cesareti ve başarısı, umarız bundan sonraki Ravika’nın, ilerisi için planlanan yapım aşamalarında mimarlık boyutunu ifade etmeyi göz ardı etmeden gerçekleştirilebilir.
mimdap
| İLGİLİ HABERLER |
Ravika: Akhisar’da söylenen bir Drama türküsü 10.07.2009 İzmir’e iki yeni yatırım daha 20.07.2008 Akhisar’da yapılan park ve gölette sona gelindi 31.12.2008 Çocuk Filmleri Festivali Feshane’de başlıyor 20.10.2008 Antik kentte Veysel ezgileri 26.04.2008 Projeyle 350 yıllık köyün sokakları düzenlenecek 10.10.2008 Sörf cennetine kum tehdidi! 04.05.2008 |
nebahat kılıçlar | 10 Temmuz 2009
Tebrik derim.
Kerim Köseler | 11 Temmuz 2009
gözlem formatınızda bulunan eleştirel bölümler meslek insanları için önem taşıyor. tabi avrupadaki diriltmelerde bir yere aynısını kopyasını yapmaktan çok izleri kaybolmaya yol açanları belgelere dayalı olarak rekonsrükte etmek vardır. bazı boşlukları bilgi-belge doğrultusunda doldurmak vardır. dolayısıyla değininlen eleştiri uçları mesleki alanda tartışılmalıdır. bu olumlu girişimlere meslek alanlarından süzülen eleştiriler yol gösterici bir yol oynayabilir.
Metin Kuruca | 12 Temmuz 2009
peyami selim akça | 15 Temmuz 2009
Kamil Erden | 17 Temmuz 2009
olcay temiz | 18 Temmuz 2009
saygılar
Orhan Şimşek | 18 Temmuz 2009
Saygıyla
Perran Su | 19 Temmuz 2009
ömer faruq aydın | 19 Temmuz 2009
çok beğendim. devamı gelir umarım.
başarılar.
tülin bal | 21 Temmuz 2009
Rahmi Erdal | 23 Temmuz 2009
Ali Serdar | 10 Ağustos 2009
AYŞE GÜL TURNA | 10 Ağustos 2009
sami AKTAŞ | 11 Ağustos 2009
M.Volkan Güneri | 12 Ağustos 2009
Atila Çetin | 15 Ağustos 2009
ali adnan inal | 17 Ağustos 2009
Rüyamı diye düşünüyorum..
Bu köyü bu konumda koruyan, restöre eden emeği geçen herkesi yürekten kutlarım…..
Adresi tam olarak bildirirseniz ziyarete gelmek isterim..
Şener Demirkol | 17 Ağustos 2009
Tülay BERKİ | 18 Ağustos 2009
Behice Eryıl Ha-Kad Başk. | 19 Ağustos 2009
F. BÜLENT KOCAMEMİ | 20 Ağustos 2009
Yelda Tekmen | 20 Ağustos 2009
bayıldım
umarım turizme açılır ve örnek olur
en kısa zamanda ziyaret edebirim inşallah
yasemin yılmaz | 20 Ağustos 2009
fikir ve emek harcayanlara helal olsun.
fazla söze gerek görmedim resimler anlatıyor zaten
saygılarımla
sacit subaşı | 21 Ağustos 2009
hayati | 21 Ağustos 2009
murat kürüz | 22 Ağustos 2009
Bunca yıldır seni tanırım ama muhacirlere olan sempatini yenice farkediyorum.Kendime kızgınım;Ravikayı yağ olarak alıyorum ama yılda 5-6 kere Salihliye giden ve Ataları akıncı uçları olarak yıllarca balkanlarda yaşamış,bu mücadelelere omuz vermiş bir torun olarak,bu yeri keşfinden ve bu emeğinden dolayı sana teşekkürler.
Ben bunu mutlaka bulurum ama bazı meraklılar yol haritasını sanırım tam olarak istiyorlar.Bunu lütfen yerine getir.
Tekrar tekrar müteşekkirliğimi belirtmek istiyorum.
Sevgi ve selamlar.
İsmail AKSOY
İsmail AKSOY | 22 Ağustos 2009
AYZİN ÖZKOZACI | 22 Ağustos 2009
savaş çevik | 23 Ağustos 2009
Sadrettin Haşıloğlu | 23 Ağustos 2009
tavuk ve yumurta ticareti yapan bir firma olarak biliyordum. Ne ka-
dar yanılmışım. bu günlerde memleketini seven insanlar o kadar
azaldı ki, böyle güzellikleri duydukça hayretler için de kalıyorum
Keskinoğullarını içten tebrik ediyorum.
mesut kromer | 23 Ağustos 2009
mkütükoğlu | 23 Ağustos 2009
YUSUF VİZE | 24 Ağustos 2009
Benim ailemin bir kısmı da selanik göçmenidir.
Şu anda Drama belediyesi genel müdürü benim üniversiteden arkadaşım ve kendisi de samsun dan oraya göç eden bir ailenin çocuğu. Müsade ederseniz bu mail’i kendisine göndermek istiyorum
Saygılarımla
metin tayar | 25 Ağustos 2009
I am Costas Triantafillidis and I am the General Manager of Drama’s Municipality. Congratulations!! As I see, I understand the great love you feel for your homeland Ravika. (Now, we call it “Kallifitos” and belongs to Drama’s Municipality)
My friend Metin Tayar introduce to me this particular site.
For any kind of help or information, you can count on me.
Greetings!
Costas Triantafillidis | 26 Ağustos 2009
rıza kırkagaclı | 26 Ağustos 2009
affan | 27 Ağustos 2009
Başarılarınız daim olsun der sevgiler sunarım . mim.yerk
yılmaz erk | 29 Ağustos 2009
bana kızanlara sorsunlar devlet bu güne kadar tarihi evi olan rastore eden kişiye kaç kişiye 3 kuruş proje yardımı yapmış
avrupada binanın masrafının yarısı hibe edilmektedir.
ayse | 29 Ağustos 2009
ümran özbay | 29 Ağustos 2009
BULENT USAL | 31 Ağustos 2009
ayşen dalgıçoğlu | 1 Eylül 2009
erciyes tezcan | 1 Eylül 2009
HÜSEYİN ÖZKAN | 3 Eylül 2009
murat gülbaş | 4 Eylül 2009
Örnek olur inşallah…
şehriban kasapoğlu | 5 Eylül 2009
murat | 5 Eylül 2009
BİLLUR YILMAZ | 5 Eylül 2009
Sili Giraud Özerdim | 5 Eylül 2009
Dinmez Er / Çeşme /
DİNMEZ ER | 5 Eylül 2009
Harika bir iş başarmışlar! Bütün kalbimle kutluyor, bu örnekten hareketle, benzer projelerin hayata geçirilmesini; “Tarih bilinci”nin de yansıtılmasıyla turizmimize katkı sağlamasını diliyorum…
Selâm ve sevgilerimle,
Nihâl
Nihâl GÜLBAHAR | 5 Eylül 2009
H.HÜSNÜ CULUM | 5 Eylül 2009
Mehmet Dağıstanlı | 6 Eylül 2009
En kısa zamanda ziyaret etmek istiyorum.
Keşke bu proje gerçek yerleşim olarak sunulabilse.
Tebrikler…ve saygılar
Aykut Duatepe | 7 Eylül 2009
halit kutluay | 7 Eylül 2009
Aziz oral | 7 Eylül 2009
Nurten Girgin | 8 Eylül 2009
Tuncay Tüzüntürk | 8 Eylül 2009
tebrikler Keskinoğlu ailesi,
Gülfem Perçin | 9 Eylül 2009
Nursel Ersoy | 9 Eylül 2009
bu duruma getirenlerin ellerine sağlık
ebru | 9 Eylül 2009
akçaydan selam ve saygılarımla…ibrahim yılmaz.
ibrahim yılmaz | 10 Eylül 2009
Muhsin Karaş | 10 Eylül 2009
efser çalım | 10 Eylül 2009
turgay pasinligil | 10 Eylül 2009
EROL SARAÇ | 10 Eylül 2009
isterim.
Bir Öneri: Sinevizyon salonun oluşturulması. Gelen ziyaretçilerin, var olan gerçek REVİKA’yı da (görsellikle) sokak sokak gezmelerinin, yerel halk ile söyleşileri izlemenin sağlanması… vs. vs. Ziyaretçiler köye gitmiş gibi hissetmeliler gezerken. İngiltere’de böyle oluşturulmuş müzeler var, gezerken bir zaman tüneli içinden geçiyormuş gibi hissediyor insan kendini… Tebrikler.
Turist Rehberi NURDAN KELLECİ MORGAN
Nurdan Kelleci Morgan | 11 Eylül 2009
Zafer Oter | 11 Eylül 2009
nerminbaşsorgun | 11 Eylül 2009
Tebrikler.
AHMET ÖZPINAR | 11 Eylül 2009
Emeği geçen herkesi yürekten kutluyor, örnek olarak alınmasını diliyorum…
Rahime Halide SOYSAL | 11 Eylül 2009
metin güvener | 11 Eylül 2009
Levent DEMİRBAĞ | 11 Eylül 2009
gürkan hatipoğlu | 11 Eylül 2009
G.BİHTER ÜNER | 11 Eylül 2009
handan | 11 Eylül 2009
en kısa sürede görüşme ümidi ile.
sayın YILDIRIM 28.09.2009 pazartesi günü çalışmamız başlıyacak bekliyoruz.selam ve sevgilerimizle.
EROL ALTINMEKİK | 11 Eylül 2009
ALİ AKSOY | 12 Eylül 2009
belgindibek | 13 Eylül 2009
ZAFER TECİRLİOĞLU | 13 Eylül 2009
Bu aileye sonsuz teşekkürler..O tarafa gittiğim de mutlaka görmek isterim.
Bilhan Uluçay | 14 Eylül 2009
Mücella ÖZ | 14 Eylül 2009
Fehmi Yilmaz | 14 Eylül 2009
Ufuk Toydemir | 15 Eylül 2009
Selahattin Babat | 15 Eylül 2009
SEVİL ERSOY | 15 Eylül 2009
gül dönmez | 16 Eylül 2009
EROL GÜMÜŞ | 16 Eylül 2009
YILMAZ FINDIK | 16 Eylül 2009
Nuray OKTAR (Akhisar/ Pınarcık)
Nuray Oktar | 16 Eylül 2009
kamil karadağ | 16 Eylül 2009
Sevgiler-Ankara /ÇÖLÜ
Can TARAS | 16 Eylül 2009
Timuralp
Prof.Dr. Bilgin Timuralp | 16 Eylül 2009
solmaz sağlam | 16 Eylül 2009
Turgut SERDARLI | 16 Eylül 2009
Mustafa Kartal | 17 Eylül 2009
ulvi akcakayaa | 17 Eylül 2009
BayarGokce | 17 Eylül 2009
Hasan KÖRPE | 17 Eylül 2009
Kadir YILDIRIM | 18 Eylül 2009
Düşünce, proje, uygulama herşey mükemmel.
İnsanın hala bu ülke için yapacak çok şey var duygularını harekete geçiriyor.
Keskinoğlu Ailesini kutluyorum.
Bunca yoğun tempoma rağmen ilk fırsatta bir hafta içi günü gidip göreceğim. O havayı koklamak başka olsa gerek.
Gülay Vural | 18 Eylül 2009
Olamaz diyeceğim ama işte ortada…..
Helal olsun ve bizim akrabağlarımızın nekadar önce batılı olduğunun örneği. tekrar tekrar tebrikler
enkısa zamanda ziyaret edeceğim..
aytaç tümer | 19 Eylül 2009
feritgiray | 21 Eylül 2009
F.R.Işık Bingöl | 22 Eylül 2009
köyünden çıkmış tüm zenginler
bunu örnek almalı. gerçekten, bir müze gibi .
Emeğinize sağlık .
Bolu’da İzzet Baysal diğer örnektir.
Dr Burhan Topal Ankara
Burhan Topal | 23 Eylül 2009
Saygilarimla,
Dinc Sarac | 23 Eylül 2009
VEDAT SAÇKIRK | 23 Eylül 2009
TEBRİKLER KESKİNOĞLU AİLESİ..
ALLAH RAHMET EYLESİN İSMAİL KESKİNOĞLU…
bahire ilgüy | 23 Eylül 2009
Coşkun AĞAN | 24 Eylül 2009
Emeği geçenlerin ellerine sağlık
Ahmet Yaşar | 24 Eylül 2009
ATİLA BOZKURT | 24 Eylül 2009
yaptiginiz cok guzel. keske paranizi boyle bir yerde bile olsa bir sanat muzesi yapmaya harcasaniz. Turkiye 80 milyon. Bir milli sanat muzesi yok. tarihde her one gecmis ve ilerlemis devletler, insanlar gurubu sanatda ileri gitmis devletler ve insanlar olmustur. ne yazikki musluman dininin yanlis anlasilmasi ve geri kafalilar tarafindan asirlarca Turk halkinin aldatilmasi yuzunden Turkler guzzel sanatlardan mahrum edilmisler ve sevgili Ataturkun kurdugu cumhuriyetle azicik bu gerilik atilmissada zamanimizdaki Turkiyeyi idare eden politikacilar yuzunden Turkiye Cumhuriyeti sanat alaninda yerinde saymis ve saymaktadir. Siz on ayak olup bir milli muze kurdugunuz taktirde ben kendi koleksiyo9numu ve turkiyenin en buyuk koleksiyoncularinin koleksiyonlarini bu muzeye erebileceklerinine ve Turk halkina asirlarca mahrum kaldiklari sanata kavusabileceklerine inaniyorum. Eger bir iylik yapmak istiyorsaniz ve cennete gitmek istiyorsaniz bu is canmi yaptirmak fakiri doyturmak veya mekkeye 10 kere gitmekle olacak bir sey degildir. Bir ionsanin baskalarina yararli olmasi ve milletine yapab8ilecegi en buyuk yardinm ve iylik Ataturkun de dedigi gibi ve istedigi gibi Turk halkina guzel sanatlari getirmek ve ogretmekle bu is olacaktir. HADI BIR CESARET EDIOP TURKIYEYE BIR MILLI SANAT MUZESI YAPIN, VERIN VE MILYONLARIN DUALARINI VE GUZEL SOZLERINI HAK EDIN.
onur akincilar | 25 Eylül 2009
iffet Dirlen | 25 Eylül 2009
Nurettin KONAKLI | 27 Eylül 2009
Erhan Öztürk | 27 Eylül 2009
tebrik ederim.
adnan akıncı | 28 Eylül 2009
Helal olsun.
Saygılarımla
Nihat Recep Ulusoy | 28 Eylül 2009
Z.Sevim Asilkefeli / Beykoz
Z.Sevim Asilkefeli | 29 Eylül 2009
Akhisarımızın en büyük işvereni olan KESKİNOĞLU Şirketler gurubunu Türk tarihinin yaşanmışlıklarını bize yaşantığı için kutlar, kültürümüzün tanıtımında vermiş oldukları mükemmel destekden dolayıda kendilerine teşekkürü bir borç bilirim.
SU.
Sabahat Uzun | 29 Eylül 2009
tum diger Keskinoglu ailesine ve cok emegi gectigini dusundugum Mimar Sn.Ercan Abaka ya,boyle bir eser yarattiklari icin sonsuz tesekkurlerimi iletirim.
En kisa zamanda eseri gezebilme umidi ile,
Saygilar
OLGAY
Olgay Bilgin | 29 Eylül 2009
YAPILANLAR VE YAPILACAKLAR İÇİN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.
TARIK TALA
TARIK TALA | 29 Eylül 2009
Oncelikle Keskinoglu ailesini kutluyorum. Sizler gibi insanlara hakikaten ihtiyacimiz var. 112 No.lu yazinin metnine aynen katiliyor ve tesekkurlerimi iletiyorum. Yakinda oraya gelip verilen emekleri gormek isteriz. Saygilarimla, Inci Ozgor
inci ozgor | 29 Eylül 2009













