ArI KovanI bolumumuzde bu sayida Sn. Prof. Dr. Yusuf Altintas'i konuk ediyoruz. ITU Makina Fakultesi'nden 1975'de mezun olan Sn. Altintas University of British Columbia, Kanada'da calismalarini surdurmektedir.
Yusuf Bey'in yasam oykusunun ardindan Sn. Dr. Mithat Yuce'nin kendisi hakkindaki kisa bir yazisini da ilgiyle okuyacaginizi umuyoruz.
15 Aralik 1954'te Denizli ilinin Bekilli Kasabasi'nda dogdum. Dogdugum ev, toprak damli bir oda ustte ve altinda ahir olan 1800'lerde dedemin dedesi tarafindan yapilmis. Kavmim once Isparta yorelerinden Civril'e, sonra haramilerin terorunden 1800'lerin basinda Bekilli'ye yerlesmis. Kasabada, meslekleri kisin el tezgahlarinda dokunan kaput bezi veya "aba" dokumak oldugu icin "Abalilar" sulalesi lakabi ile anilirlar.
Bana adi verilen Yusuf Dedem Osmanli'da 18 sene askerlik yapmis ve Canakkale Savasi'nda yaralanip Cavus rutbesi ile gonderilmis. (Osmanli ordusu 18 senelik bedava askeri dedeme okuma yazmayi bile ogretmemis.) Anadolu'nun savas ve isgal gormus yaslilari Osmanli zaptiyesini sevmezlerdi, sadece vergi ve asker toplamaya geliyorlar diye. Bizim sulalede kadinlar aba dokurken, erkekler de tasocaklarinda mermer cikartirlarmis.Mermercilik meslegini en son 1975 Ocagi'nda olen, iki defa haciya gitmis ama Cumhuriyet devrimlerini ozumsemis, etraftaki kasabalarin meydanlarina kendi elleri ile yaptigi mermer Ataturk heykellerini diken Asim Amcam yapiyordu. Ben dogdugumda babam dedem ve amcamin yaptigi mezar taslarini esekle 300 km ilerdeki Afyon'a goturup, camilerde yakinlari vefat eden kisilere bugday karsiligi degisirmis. Caminin avlusunda olen kisinin adi ve soyadini kazarmis sadece, beyitler ise onceden yazili olurmus mezar tasinda. Atalarim tascilik yaptigi icin "Altintas" soyadini almislar.
Babam fakirlikten kahvelerde seyyar sinema gosterip, mezar tasciligi yaptiktan sonra; Izmir'de askerlik yaparken gordugu Yahudisimdilerde "koylu kasketi" denilen sapka yapan ustalarin yanina cirak durmus.Alti ay cirakliktan sonra bizim vilayetteki ilk sapka ustasi olarak baslamis ise. Ben ilkokul uce kadar yaninda cirak olarak calistim.Sonra ilkokul dort ve besteyken fazla yumurtlayan yuz kadar ligorin tavuguna bakip yumurtalarini o zamanlar mali yonden iyi durumda olan ogretmenlere sattim.
Orta okulu kasabada okudum. Kasaba fakir olmasina ragmen oldukca caliskan ve aydin bir yapiya sahiptir. Imece ile kendi hastahane ve ortaokullarini yapmislardi. Ortaokuldaki 8 ogretmenimiz birbirinden caliskan, yurtsever, cumhuriyet ve demokrasi kavramlarini iclerine sindirmis, su andaki yerimi borclu oldugum egitmenlerdi. Her sabah ve aksamustu fazladan bizlere, zayif oldugumuz konularda ders verirlerdi. Ornegin Ingilizce hocam Vedat Acikalin (simdi Avustralya'da) bize dil dersi yaninda resim ve beden egitimi dersleri de verirdi. (Ben universitede iken Kuleli Askeri Lisesi'nde Ingilizce ogretmeni idi ve Taksim Sanat Galerisi'nde yagli boya resim sergisi de acmisti.) Ortaokuldan benimle mezun arkadaslarimin yarisindan fazlasi universiteyi bitirdi.Kasabanin doktorlari, eczacilari, avukatlari ve ogretmenleri hep bizim devreden mezunlar. Sonra 1970'lerin politik kargasasi, yerel parti orgutlerinin istedikleri ogretmenleri torpil ile tayin ettirip,basarili ogretmenleri surdurmesi, simdiki egitim duzeyini iyice dusurdu. Gecen yil kasabanin lisesinden hic bir ogrenci universiteye giremedi. Ortaokuldayken artik yeniden fakirlemeye baslamistik, zira koyluler artik sapka giymemeye baslamislardi. Babam bolgede yaygin bir meslek olan sarap imalatciligina basladi ve halen de kardesimle birlikte devam ediyorlar cok sevdikleri bu meslege. Ortaokulda saraphanede calistim tum yazlari ve okul sonralari.
O yillar (1968) kasabada lise yoktu, kazada lise o sene acilmisti ve vilayetin tek lisesi sehirdeki Denizli Lisesi idi. Ilk seneyi ucuncu sinifta okuyan ablam ile bir odali evde kalarak, ikinci sinifi yalniz,ucuncu sinifi da kuzenimin birinci sinifi okuyan oglu ile kerpic evlerde, yerde yatip, yemek yiyip ders calisarak bitirdim. Lisede okurken, Pamukkale Dagi'nda, babamin "kocaman adam oldun, sorumluluk alma zamanin geldi" diye bana actigi dukkanda sarap satarak calistim. Dukkan daha cok yazlari ve bayramlari calisirdi. Dagin dibinde sarap siselerini suyun altina yatirir, her sabah aksam dondururdum. Sabahlari saat beste ustunde 3mm kadar kalker kaplamis olanlari sirtimda dagdan cikartir, etiketleyip satmaya calisirdim. O zamanin parasi ile (1968-71), gunde ortalama 150 TL ($15)lik satis yapardim.Babam,"olsun oglum, hayat tecrubesi, ben daha kotu sartlarda calisirdim" derdi. Benim icin cidden bir hayat okulu oldu, orada ogrendim yasam ile mucadele etmeyi. Yoksa, Anadolu'nun koylerinden Istanbul'a universiteye okumaya gelmek cidden zordu.
Biz ITU'ye iki kademe sinavla girdik.Ilk kademe Universite Giris Testleri idi.Ben o zamana kadar hic test gormemistim. Uc arkadas, otobusten, sabah 6'da Sirkeci'ye inmistik. Belediye otobusune binmeyi bilmedigimiz icin sabah 6'dan gece 11'e kadar Istanbul'u elimizde bavul yaya dolasmistik. Sonunda Aydin Ogrenci Yurdu'nda yatacak yer bulduk ama bir gece Laleli' 'deki bir otelde soyulduktan sonra.O zaman 12 Mart sikiyonetimi vardi, ogrencilere sicak ilgi yoktu hic. Sonra ITU ikinci bir sinav acti. Bir gun (4 saat) matematik, ikinci gun de fizik ve kimyadan, klasik universite usulu sinava girdik. Universite giris sinavinin en ustunden 5250 ogrenciden 1050 ogrenciyi ikinci sinavla ITU'ye aldilar. En dusuk puan Macka Insaat Bolumu ve puani da 151 idi. Tip fakultelerini UGI ile kazanmis bir suru arkadas 150 puan alamadilar, ITU'nun klasik sinavinda. Matematikten 5 soru sordular ve 4 saat verdiler. ITU Makina Fakultesi (Genel Makina, Ucak ve Sanayii en yuksek puanlari topladilar.) Universite giris ve ITU giriste on siradaki tum ogrenciler benim sinifimda idi, ben 15 ogrenci alan Ucak Bolumune en sonuncu girdim ve bunun yuzunden numaram 371-2-15 idi.
ITU'de okumak zordu. Zorluklar daha cok yurt, ev, kitap ve ulasim sorunlarindan kaynaklaniyordu. Ben 4 senede 8 ev degistirip, iki defa soyuldum. Ilk soyulmami Hasan Pulur kosesinde yazmisti (sanirim Ocak 4-5,1972 idi). Ev bulamayinca, bizim kasabadan uc arkadas komisyoncuya rusvet ve senetler verip, henuz bitmemis, bol rutubetli, su cikmayan bir daire tuttuk. Daire Ihlamur, Bayir Sokak'ta idi. Su cikmadigi icin, birimiz banyoya girince diger iki arkadas mahalle cesmesinden bizim yedinci kata su tasirdik, sirayla. Rutubetten islanan elbiseleri ben Gumussuyu'ndaki Dolmabahce tarafina bakan cay ocaginin yanindaki kalorifere dayanaraktan kurutuyordum.
Bir gun eve dondugumuzde soyuldugumuzun farkina vardik. Bize ait olan her seyi hirsiz bir el cantamiza doldurup gitmis. Ev sadece bir saat bos kaldigi ve kimseyi bilmedigimiz icin komisyoncudan suphelendik. Besiktas Karakolu'na gittigimizde Komisyoncu Emniyet Amiri ile cay iciyordu, yutkunup vazgectik isim vermekten. Bir polis bize aciyip geldi eve. Ilk sozu su olmustu "Ulan neyiniz var ki calmis herif?". Sonra o sokaktaki, ayni komisyoncudan kiralanmis tum ogrenci evleri soyuldu.Sonra Fransa'da bir MHP'li senator (Kudret Bayhan) ve Beyoglu'nda bir kahve sahibi eroin ile yakalandi. Bizim Komisyoncu kayboldu,Emniyet Amiri baska bir yere atandi, komisyoncunun yaninda calisan adam evleri soyan kisi olarak hemen yakalandi ve bizim ev Beyoglu'ndaki uyusturucu kacaksinin cikti... Hikayenin bu son tarafi sonradan cozuldugu icin Hasan Pulur yazamadi. Sadece benim soyuldugumuz gun yaziya doktugum olaylari yazabildi.
Omur boyu surecek, iyi ve kotu gunlerimizde, parasizligimizda, asik olup efkarlandigimizda,dersten cakip iyi not aldigimizda,dersi kirip Istinye'de cay icmeye kactigimizda, memleketi kurtarmak icin birlestigimiz veya ayri dustugumuz politik ugrasilarda beraber oldugumuz arkadaslar edindim. Bizim Makina 71'lilerin ayrica kurdugu Dernek de vardir. Her yil iki defa toplanirlar Tepebasi Gazinosu'nda. ITU Mezunlari Dernegi'ni (Istanbul'da) kuran Osman Simav da bizim siniftandir. Istanbul'a gittigimde ITU Macka Sosyal Tesisleri'nde toplaniriz hemen. Orayi isleten de bizim Gemi'den bir sinif arkadasimizdir. ITU'deki hocalarimin cogunu takdirle anarim. Derslerini aldigim Lufullah Ulukan, Cevdet Kocak, Hasan Ozoklav, Hikmet Binark, Hamit Oztepe, Rasim Buyuktur, Ziya Gokalp Ozelgin, Zafer Orbay, Muammer Aksan, Kudret Mavitan, Ali Riza Ozbek bende derin akademik izler birakmis hocalarimdi.
ITU'den mezun olduktan sonra (1975 Ekim), Ingiltere'de 6 ay Ingilizce ve 9 ay Manchester'de "Takim Tezgahlari Dizayni" ustune diploma egitimi aldim. Ingiltere'deki en buyuk dusmanim parasizlik ve ayni zamanda 21 yasin verdigi politik ogrenci islerinde aktif olmamdi. Yasamimda hic kimse ile kavga etmedim, sozlu bile kavga ettigimi hatirlamiyorum ama Akdeniz kiyisindan aldigimiz "hararetli tartisma" stilim oldukca iyi bilinir etrafimda.
Ingiltere'den sonra Makina Kimya Endustrisi Kirikkale Top Fabrikasi'nin Takim Tezgahlari Imalat Bolumu'nde calistim. Benim icin MKE ve sefim tekniker Yusuf Uyar Bey ikinci okul ve ogretmen olmuslardir. Tezgahciligin pratik yonlerini MKE'de ogrendim. Sonra dugunumuzden 20 gun once gelen bir telgrafla Kanada'nin, New Brunswick Universitesi'nden master burs teklifi aldim. Acele evlenip geldik buraya. Masterimi CAD/CAM konusunda 16 ayda, oldukca yuksek denilebilecek bir derece ile bitirdim.Herhalde ayda kiradan sonra elime gecen $90 dolarin yiyecege zor yetmesinden kaynaklandi acele bitirmem.
Masterdan sonra Monteral'da "Pratt & Whitney Ucak Motor Fabrikasi"nda imalat muhendisi olarak calistim (1980-81). Kizim Cagla Montreal'da dogdu. Sonra liseden beri sevdali oldugum esim Nesrin Waterloo'da mastera basladi. Ben de 65 km. ilerdeki McMaster Universitesi'ndeki Kanada CAD/CAM Merkezi'nin basmuhendisi oldum. Orada iki sene calistiktan sonra McMaster Universitesi'nde doktorami yaptim (1983-87). Doktora tezini savunmadan su anda calistigim Universite'de (University of British Columbia) hocaliga basladim (Temmuz 1986). Tezi 1987 Marti'nda savunup sirasi ile 1991'de "tenure" ve "Associate Professor", 1996 Temmuzu'nda da "Full Profesor" oldum.
Bizim okul standartlarina gore yukselisim biraz hizli olmasina ragmen, benim haneme yazilan akademik basarilari, ben iyi asistanlarima borcluyum. Gectigimiz on sene suresince ODTU'den bir, ITU'den 6 asistan ve bir "postdoc" calistirdim. Su anda ITU'den uc asistan calisiyor laboratuvarda, hepsi siniflarinin en iyileri oldugu gibi karakter yonunden pirlanta gibi cocuklar.Beni en cok mutlu eden olaylar asistanlarimla arastirma yapma nin yani sira onlarla sohbet etmek ve sosyal faaliyetlerde bulunmak.Dunyanin dort bucagindan asistanlarim var. Turkiye, Iran, Cin, Japonya, Almanya ve Fransa'dan ve dogal olarak Kanada'dan asistanlarim da var.
CIRP (Imalat Arastirmacilari Akademisi'nin) devamli uyesi,Almanya'dan "Alexander Von Humboldt Felllowship" gibi universite disi akademik uyeligim var. Laboratuvarda uc ana imalat dalinda arstirma yapiliyor: Talasli imalat (metal cutting) mekanigi ve dinamigi, insansiz sensor destekli akilli tezgah donanimlari ve CNC sistem dizayni. Ilk iki konuda makina muhendisleri, CNC dizayninda da bilgisayar muhendisleri calisiyor. Akademisyen arkadaslarin dedikodusuna gore "frezeleme" konusunda dunya merkezi, CNC ve tezgah konularinda ise K . Amerika'nin ilk 5-6 laboratuvarindan birisi durumundayiz. Diger okullar ise University of Michigan, Purdue, Illinois, McMaster ve Florida Universiteleri. Laboratuvarda ortalama 12 ile 15 asistan arastirma yapiyor. Bunun yanisira cogu zaman maasli bir bilgisayar bir de makina muhendisi arastirmalara destek veriyor. Laboratuvardan ortalama yilda 4-5 dergi, ve bir o kadar da konferans yayini cikiyor.
Arastirmalarimizin bazilarini uluslararasi laboratuvarlarla yapiyoruz. Bunlarin icinde "Technical University of Aachen" Takim Tezgahlari Laboratuvari ki takriben 900 kisilik ordusuyla konumuzda en buyuk arastirma merkezidir, Stuttgart University, Kobe ve Keio Universiteleri, University of Michigan - Ann Arbor, Ohio State ve Connecticut Universiteleri var. Connecticut'da en yakin arkadasim, ITU'lu Nejat Olgac'la kontrol konusunda, Michigan'da sevgili dostum yildiz arastirmaci Galip Ulsoy ile, ve Ohio State Universitesi'nde Plastik Sekil vermede Amerikan Arastirma Merkezi'nin basinda olan degerli hocamiz Taylan Altan Agabey ile calisiyoruz. Dogal olarak akademik dunyada ortaklasa calismak cikarlara degil tamamen dostluklara ve guvene dayali oluyor.Dolayisiyle bu insanlar benim ayni zamanda hem kisisel hem de akademik yakin arkadaslarim, onlarla calismaktan, sohbet etmekten zevk duyuyorum. Ailece de gorusuyoruz zaten. Uzaklarda olsak bile bir yolunu buluyoruz. Nejat sevgili esi Oya ile evlediginin ertesi haftasi bizdeydi. Hemen kaynasiverdik Oya ile de. Nejat'in meshur lafi vardir : "Zero Delay ile Resonance'a geldim hemen" der. Biliyorsunuz, iki tane patenti var simdi o konuda.
Arastirmalarimin disinda Makina Bolumu'nde kendi kurdugum Elektro-Mekanik opsiyonunun yoneticisiyim. Bu opsiyona muhendislikten her sene yetenekli ve akademik yonden basarili 10 ogrenci seciyoruz. Ogrenciler 5 senelik, ITU'nun eski diploma egitimi gibi bir programdan gecip hem makina hem de bilgisayar muhendisligi nitelikleri ile yuksek muhendis olarak cikiyorlar.
Pek bos zamanim yok sayilir. Haftanin yedi gunu calisiyorum, ama yine de Internet'ten haberleri takip edip ulkenin cetelerin, katillerin ve kacakcilarin eline gecmeden, insanlarin birbirlerine kiymadan medeni bir sekilde tartismalarina katkida bulunmaya calisiyorum. Ogrencilerim "web" sayfada ozetlemisler ozel yasantimi: "Mazlum halklarin cikarlarini savunmak, vakit bulursa balik tutmaya gitmek ve daglarda cocuklari ile gezinip kamp yapmak".
Sevgili ITU mezunlarina bana sohbet firsatini verdikleri icin dostlukla selamlarimi iletirim.
Yusuf Altintas, 7 Subat 1997, Vancouver.
Manufacturing Automation Laboratory The University of British Columbia Department of Mechanical Engineering Vancouver, B.C., V6T 1Z4 e.mail: altintas@mech.ubc.ca http://www.mech.ubc.ca/~mal
Dr. Mithat YUce tarafIndan, Yusuf AltIntaS HakkInda:
Yusuf herseyi anlatmis, bana birsey birakmamis!
Ben arkadasim Yusuf'un heyecanini ve Istanbul Teknik Universitesi geleneklerine bagliligini anlatayim isterseniz.
Yusuf yaptigi her isi heyecan duyarak yapar, tanidigim kadariyla Yusuf'ta yarim olcu yoktur, bir ise girdimi o ise "girismistir". Icinde bulundugu ortamda olusan olaylari son derece yakindan takip eden, duyarli ve fikir uretici bir arkadasimiz olan Yusuf'un heyecanini bence en guzel su sekilde anlatabilirim: Yusuf ile beraberken onun yaptigi is, ileri surdugu dusunce, nostalji vs gibi her konuda duydugu heyecandan etkilenmemek ve onun heyacanina kapilmamak mumkun degildir.
Yusuf'un diger bircok ozelliginin yaninda benim dikkatimi ceken diger bir tarafi da Istanbul Teknik Universitesi'nin geleneklerine bagliligidir.Yusuf benden sonra mezun olmustur ama mezuniyetten bu yana 25 yil gecmesine ragmen aradaki agabey/kardes iliskisini degistirmemistir, yalinkatliligini kaybetmemistir ve Teknik Universite'ye yardim soz konusu oldugunda elinden geleni ardina birakmayanlardandir.
Yusuf'un bir tek kusuru vardir, o da bunca yil babasinin saraplarindan devamli bahsetmesine ragmen bu gune kadar o essiz saraptan tatmak bize nasip olmamistir. Belki utanir da bu yazidan sonra bir tesdi yollar diye umuyoruz.
Her seyin ustunde, Yusuf can dosttur. Hic ummadigin, beklemedigin zaman sadece "Ne yapiyorsun?" demek icin arar.
Yusuf ve ailesini tanidigim ve dostlari oldugum icin sansli oldugumu biliyorum. Iyi ki I.T.U.'lu olmussun Yusuf Hoca.
Dr. Mithat Yuce <barlas@computek.net> Makina '71