facc

Bazan doğruyu reddetmeliyiz!

25.10.2014
Eshabil Üstündağ

Burda okuyacağınız şeyler …klasik olmasına rağmen,
bazı fikirler var ki (bazı fikir)
“İnsanlık tarihinde ilk kez ifşa olunuyor ve Eminim bir doktora tezi olur ve fikir babası ben olarak..”

..Evet  bu yazının başlığı,  ..”yani tarih ve saat itibariyle verdiğim başlık!..”
“Bazan doğruyu reddetmeliyiz!!..”  (25.10.2014 11:45, Eshabil Üstündağ)

..Şundan Esinlendim;
Geçen, 2-3 gün önce sosyal medyada gördüm ve benzerî çok görülüyor foto,   ..ve Günümüz yaşantısıyla, realitesiyle mukayese edip,
insanların çektiklerini ve onlara uygulanan Acımasız Operasyonları görünce Bunu yazmaya karar verdim, AŞAĞIDAKİ İLK RESİMDE GEÇEN DEMAGOJİ İLE SJBLİMİNAL MESAJI!

Not:
“Bunu (bu yazıyı) bölümler halinde de yazabilirdim, fakat “Bu” işin hîlesi olurdu,
Onun için meraklısına tek kalemde yazmak istedim…
10 dk. da okursunuz “ama eminim bir ömür boyu düşünürsünüz!..”
……

Eğer o doğru, seni hiç’e götürüyorsa yok’a götürüyorsa,
“..Bil ki o doğru, birilerinin seni devşirmek için kullandığı bir yem’dir, zokadır ve gurur okşamadır!..”

…Aynı “doğrudan yana olan kişi” (dinci),  (Sözüm Türkiye’yi dönüştürenlere, Model-i Afganistan yapmak isteyenlere,
kişiye değil, Zihniyete ve binlerce kişiye!..) :(

“Onlar Senin nefsini terbiye ederken, Kendi nefsini şımartır!” (“Başkasının nefsini terbye eder, Kendi nefsini şımartır” – Eshabil Üstündağ sözleri, 25.10.2014 11:15)
..Doğru mu?
BU,
yıllardan beri toplumu gütmek için ..bir silah gibi adeta, …Bu şarlatanlarca kullanılmıştır ve toplumu bu şekilde gütmüşlerdir!..
(êle verir talkını, kendi yutar salkım – Atasözüı).
Örnek ver diyeceksin,
peki, zaten yazının konusunu teşkil eden fikir!
..Al sana örnek:

facc

 

Doğru gibi görünen bu basmakalıp lafları genelde düzen ağaları kurgular ve müritleri vasıtasıyla yayar!
“yani toplumda itaat algısı yaratmak için, idame..”

Elbet ilk bakışta doğru gibi gelir,  ..ki doğrudur;
Ama son laf, ..DOĞRU GİBİ GÖZÜKSE DE ...ORDA OLMAMASI LAZIM!.. :(
ONUN YERİNE;
“GERÇEĞİ HAYKIR VE BUNUN İÇİN YER ZAMAN ZEMİN ARAMA!” olacaktır.

Sabır ama nereye kadar sabır, ve sabır hep ..neden karşıdan beklenir?..

(..DOĞRUYU REDDEDİN’DEKİ GAYEM “..SİYAHA BEYAZ DEYİN DEĞİLDİR).

..Bunlar bir aldatmacadır ve elbet sabrın faydaları çoktur.
Ama ÖRN. KÖTÜ YÖNETİME DE Mİ SABIR DİYECEĞİZ BU KLİŞE LAFLARLA GÖRE?
Diyeceksiniz ki, “Sabır sonuna kadar beklemektir..”
Tamam işte ben de onu diyorum,
Artık o klişe lafı kafandan çıkar ve Demek ki Binlerce yıldır seni bu şekilde aldatılıyorlar ve eşeğin kuyruğu gibi bir adım ileri gidemiyorsun! (Eşeğin kuyruğu kesersen uzamaz, yani insanoğlunun favorisi gibi veya saçı gibi değil :(  Ve atasözü: Eşeğin kuyruu gibi ne uzar ne kısalır.  ..Hep yerinde sayan, merhale katetmeyen adama denir)
Unutmayın,
Bir şeyde veya olayda, insanda, Bir resimde, “…lk görüş ilk göze çarpan kalır akılda..!”
..Ve ben de bunun yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum!.. :(

Benzerî bir konuyu bir yıl önce işlemiştim ve
..hani şu Hastanelerde “Yurtoğlu diye başlayan” (firma adı mıdır başka bir şey midir bilemem)”,
“HEP SUS İŞARETİ YAPAN KADIN, YANİ HEMŞİRE”;
Ve insanlar ordan çıkar …hâlâ sessiz sedasız ve  “..Hayatı sadece sessizlik olarak görür!..” :(

Gerçek anlamda da “bu” (susma); Türk Milletinin hayatında “ve atadan dededen devirdir (naklen intikal)!..”
Sen sus!
Sus!
Sen konuşma!
Sus konuşma!
Kes sesini!
Cevap verme!
İt gibi Çemkirme veya Cemkirme!
..Söz gümüşse sükut altındır!..”  g_1

Bir başka;
“..Deveyi gördün mü, İzini de görmedim..”  :( (iyi bir şey sanki dürzz) :(
“…Aman beni şahit yazdırmasınlar uzak durayım…” :(

..Ve bir yabancı bir kadın (Ecnebî) TAKIR TAKIR KONUŞURKEN,
BİZDEKİLER HEP SUSAR VE TOPLUMDA AĞZINI BİLE AÇMAZ!.. :(
Gerçi erkeklerimiz de öyledir, hani çoğunlukta… :(

Ortadoğu insanının, siyon güdümündeki ve genlerine işleyen bir davranış şeklidir.
Ve İslam’dan sonra, yani Hz. Muhammed’in ölümünden sonra,
 İslam’ın, Selefîlerin kontrolüne geçtiğinden beri iyce belirginleşmiştir.. :(
…Sözde nefsi terbiye diye, o kılıfıta sunulur ve yüzlerce tahrif hareketi ve yüzlerce tarikat, cemaat ve 1,5 milyondan fazla hadis, yani insan uydurması üretmesi sözler!..
(Adamlar hadis mühendisliği bile …amaaan profesörlüğü kurmuşlar ihdas, S.Arabistan. Bilmem bizde var mıdır) :(

..Hemen insan uydurması dedim ya birileri karşı çıkar,
Hayır kardeşim doğru olan başım üstüne ama ..BUNLARI DİN DİYE SATAMAZSINIZ.
Doğru bakkalda da satılır manavda da, yani meyvenin çürüğü veya sağlamı,
“Ama Sure veya Ayet ayrı bir şey’dir!” :(

Mesela bu hesaba göre “..Yerçekimi kanunu veya kaldıraç, veya bileşik kaplar, veya suyun kaldırma kuvveti  “….hani Eureka diyor ya bir çocuk” (Mastika gibi oldu) g22  bir kutsal kanundur,
Veya Newton çarkı diyelim.” :(
İSLAMIN ALTIN ÇAĞI   g_1  Aman işid dymasın.. :)

tvet

 

Son olarak:
“..Bir sözün doğruluğu Onun hayat içindeki vasat karşılığıyla doğrudur (orantılı).
Yani burdan şurayaa gelmek istiyorum;
Ne kadar Din, Allah, İman veya ..Cennet mennet diyen varsa, ..Bu türlü lafları kullanırlar ve işin bu yönünü sana yedirirler (sükût, toplum)!..
Pratiğinide  “Aykırısını kendiler yapar!..”

iran

 

Turan_Dursun

 AYRICA;

 445775

6677

 

İşte yukarda (anlamlı foto, mavi foto),  …sözde hem onore ediyor (aslında demagoji) hem de Düzene karşı çıkma; itaat êt telkin/i!..
Ama bunu farklı kılıkta veya kılıfta söylüyorlar, yani karşı çıkamayacağın doğruları önüne koyarak,
“Hakka, hakkına razı ol mesajı veriyorlar..” g_1
…Hak dedikleri de yukarda anlattım (Bkz. yazı içindeki resimlere) “dişinden arta kalandır, yani sana mütenasip gördüğü..!”
HER ŞEYİ ÇORBA YAPMIŞLAR VE BEN BURDA YAZARKEN, HAK’KA (Hakkaniyet/e) KARŞIYMIŞIM GİBİ GELİYOR KARŞIYA… :(
Bir de yazı muvacehesinde şunlara bakın yani şu altta sıraladığıma (Orman yangınları..);
Ve elinizi vicdanınıza koyarak,
“…Hem yazıyı, yani yazı içindeki  ..size “GERÇEKLERE KARŞI ÇIKIN DEDİĞİM İRONİYİ,
HEM DE DİN DİYE SİZE NELERN SATILDIĞINA VE NEREYE GÖTÜRDÜKLERİNE BİR BAKIN VE SONRA KARARA VARIN” :(
..İroni değil aslında “Geçici Savunma Mekanizması.”

..Ve bunları, senin çocuğun artık fotoğraflardan bile göremeyecek.! :(

[Kenya'da Adam kanun çıkarıyor ve  "..Orman suçlarına ceza ağırlaştıracak!  OHH MAY GAA :(  Halkın gazını alma,
talan ve peşkeşi perdeleme,
yani algı oprasyonu...] :(
Yalancının???  Yani yalancının evi yansın mı? …diyelim.. :)
Ula ormanı yokeden sensin ve 7 yerden yangın..!   İdi Amin’e diyorum, rahmetli çok iyiydi ve insan eti bile yerdi,UGADA eski Devlet Bşk  ..70‘li yıllar ve İlk yapmak istediğin şey nedir diye soranlara”TANZANYA’YI BOMBALAYACAĞIM DERDİ!” :(

En mümbit koyları (sit alını ve ..alım satımı, yani imarı/parselasyonu yasak olan, yani mevcut k.numuza göre..) Peşkeş çekiyorsun veya işgal;
Ve ardından halkı böyle avlıyorsun ve yalancı hükmü olmayan yasalarla.. :(

..Sen önce meriyetteki kanunu uygula!
“..o zaman zaten Sen diye bir şey kalmaz..” :(
..zira Orman suçları ağır cezalıktır bildiğim..

..Tarihî (ahşap) binaları yakıyorlar,
bilmem hangi müteahhide ..geçmiş ve bir bakıyorsunuz  …ve yangın sebebi araştırılıyor,
“ilk tutunakta ELEKTRİK KONTAĞINDAN DİYOR”,,
BİR BAKIYORSUN BİLİRKİŞİ RAPORU, “Binada elektrik yok diyor..”  g_1
..Fotosu ve lingi geçmiş yazılarımda vardı.. :(
..Kedidir kedi, hani şooo trafoya giren ve 81 ilde!.. :(  kedi

 

haydarpaşa

..Adamlar her şeyi “Yakacak ç*ükecek olarak ve satacak olarak görüyor..” :(  g_1

0011

……

Geçenlerde bir tespitte bulunmuştum hatta iki;
birisi : “Diyanet Vatikan’a bağlı” (Tahminim 3 ay oluyur)…
ve bunu iddia etmiyorum, YAŞIYORUZ demiştim..!
İkincisi:
Adam zurna dinlemez Ney’le oruç açar demiştim, ayrıntılar, “İşid dolaylarından bir türkü” isimli yazıda.
“Bu da”,  Alevileri tecrit, tehcir için kurulmuş bir tuzak ve Türk’ün milli çalgısını Kopuz (muadili bağlama) Lağvetmek demiştim!..
(..Mevlevînin elinden alarak getirp Selefiye’ye yamama ve geçenlerde Vatikan’da konser vermişler :(   g_1   Sanki verecek başka yer bulamamışlar :(  Kan çekiyor demek ki) :(
Bu Bir oyun,
ve “sazı bile içinde şeytan var diye” yıllarca günah keçisi yapmışlar!..”

..Daha çocukluğumda sazla gezen bir insan yadırganırdı ve hele ki bu yaşı büyükse.. :(
Bunu 40 yıldır bağlama çalan (amatör) biri olarak konuşuyorum, yani tıngır mıngır Nasrettin Hoca işi :(

Yani konu foto’ya dönecek olursak Mavi foto:
“İşin sabır kısmını bize tahmil ederlerler (yük/leme),
Ama kaymağını da kendileri yerler.. :(  Babanın…..! g_1
Unutmayın;
“Doğru Doğru ellerde ise geçerlidir ve Doğrudur”,
Aksi halde seni uçuruma götürecek bir tuzaktır;
veya  ..Anlayacağın dilde söyleyeyim:
“Seni kontrol için Uyutma taktiği/dir!” Eğer Düzen tarafından dayatılıyorsa. :(

..Buna,
“Doğruya gitmek için Yanlış adamları reddetmek de diyebilirsinz.” 25.10.2014 11:50
Farklı bir örnek veya birden fazla diyelim:
Adam ayda 600.000 TL. (bizim eski parayla 600 milyar) kazanır ve ..fakirlik satar!.. Yani fakirliğin erdemini, kanaat bildiğiniz. :( Tabi ki onu Hükumet görevlendiriyor ve UYUTMA TAKTİĞİ :( Yoksa o parayı veren Helal mi veriyor ve kendi nerden kazanmış, babasının soğan tarlasını mı satmış HARAMÎ HAZRETLERİ! :(

..Öbür yanda bir başka adam, 3 karı alır ve “Allah izin verirse dördüncüsünü de düşünüyorum der”  g_1  …ve Sen mayıl mayıl bakarsın! :(
Ve bu adam, bazan devletin (Devletin değil tabi, Düzen hükumeti veya ikame yapmacık oluşum ve devletin üst kademesinden biri olur, yamak!),
Ve Sen,
Normal karşılayarak (Yukarda söyledim hep sana telkin…)
“Tek kürek yalova” devam edersin.. :(

(Tek kürek yalovaya gitmek,  Bir Türk deyimi..) (*)

7666
……
En habis şeyleri sana, “..İtiraz edemeyeceğin doğruları önüne koyarak yedirler, yani araya sıkıştırılarak! :(
Ve 18+ bile g_1  yanında n*ok yemiş,
..Erotizm bile bir program olarak, bir din programı olarak sunulur ve zevkle, şaşkınlıkla ve  hayretle, susarak izlersin!..”
..Bu bir kedicik olabilir, dürzicik olabilir veya telli turnam… :(
Ve sen klasik taktikle ..sana öğretilen/le yaşadığın için, nüansı görmezsin! :(
Yani itaat senden beklenir, istismar ondan. :(

Ve kavgada bile söylenmeyecek şeyler sana din diye yedirilir!.. :(
Ve sen, sessiz sedasız ve elini yüzüne sürersin.. ( …amin) :(  Bkz en alttaki kırmızı çerçeve fotoya… :(

Ve bunu yedirenlere diyor ki biri
“Keşke PUTPEREST OLAYDIN,
KEŞKE ATEİST OLAYDIN,
KEŞKE ŞİNTOİST OLAYDIN,
VE KEŞKE HAYVAN OLAYDIN!!! :(   …alttaki klipte ..adam. :(

 

Videoyu merak edenler için,
“Youtube, Prof. Dr. Mehmet Çelik’ten günümüz müslümanlarına (!) tepki…”

4-5 dakikalık bir ses klip ..plase izleyin..

(*) Mono se*ks

 

 –

8899

Van’dan sonra Soma’yı da unutmadılar… Soma’lı gençlere meslek ve iş…

 

Bodrum Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (BOYD) yöneticileri Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ile birlikte.

 

BOYD Başkanı Serdar Karcılıoğlu

 

BODRUM PROFESYONEL OTELCİLER DERNEĞİ

YÖNETİCİLERİ VAN DEPREMİ SONRASI UYGULANAN

GENÇLERİN TURİZME KAZANDIRILMASI PROJESİNİN

İKİNCİ AYAĞI SOMA’LI GENÇLERİ DE KUÇAKLIYOR

 

DERNEK BAŞKANI SERDAR KARCILIOĞLU,”KONU

İLE İLGİLİ OLARAK SAYIN VALİMİZ, KAYMAKAMIMIZ VE

BELEDEİYE BAŞKANIMIZDAN DA DESTEK İSTEYECEĞİZ” DİYOR

 

Bodrum Profesyonel Otelciler Derneği Başkanı Serdar Karcılıoğlu, Van depremi sonrası Bodrum’da dernek bünyesinde yaptıkları projenin ikinci ayağını Soma kömür ocağındaki faciadan sonra Soma’lı gençlere de kucak açarak devam ettireceklerini söyledi. Karcılıoğlu “Van depremi sonrasında 80 gencimizi eğiterek, barındırarak turizme kazandırma çalışması başlattık. Daha sonra aynı projesinin ikinci ayağını Soma’lı 50 gencimizi de dernek bünyesine alarak turizme kazandırma çalışmasını sürdüreceğiz”dedi.

Konuyu daha da yaygınlaştırmak için yeni atanan Muğla Valisi, Bodrum Kaymakamı ve Bodrum Belediye Başkanı ile de görüşerek adım atacaklarını da belirten Karcılıoğlu, projenin ikinci ayağı ile ilgili olarak daha sonra özetle şunları söyledi:

“Bu proje, derneğimizin Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında hazırladığı “Van depremi sonrasında” uyguladığı ve 80 Vanlı gencin Bodrumda beş buçuk ay süre ile misafir edilerek eğitilip sektöre kazandırdığı ikinci projedir.

Ve amaç, Türkiye için bir başlangıç olması ve Soma’daki genç kardeşlerimizi Turizm Sektörünün özellikle  ihtiyaç duyduğu ara eleman olarak yetiştirip kaderlerini maden ocaklarından Turizm sektörüne kanalize edebilmektir.

50 gencimizle başlamak Ülkemiz Turizmcilerini bu konuya dikkatlerini çekmek içindir…

Taktir edersiniz ki 50 gencin bir turistik tesiste 90 gün süre ile konaklama, yeme, içme giyim kuşam ve tabii ki TC.M.E.Bakanlığı Sertifika programının uygulanması noktasında kullanılacak ekipmanlar ve öğretici giderleri maliyetleri de bir yekun teşkil etmektedir.

Biz Dernek olarak bu projenin ek detay bütçede belirlenen kalemlerinin yarısına tekabül eden bölümünü karşılıyoruz(otel barınma, personel, özel yetkilendirilmiş eğitmenler, yönetim vs..) bu konuya duyarlı bir kesim, özellikle turizm sektör temsilcileri de elini taşın altına koymalarını arzu ediyor ve sistemin yaygınlaşmasını İstiyoruz.”

necdetbuluz@gmail.com

necdetes@mynet.com

 

 

 

 

 

NATO şemsiyesinde “güvenli bölge” Türkiye’yi rahatlatır…

NECDET BULUZ

 

Kobani’de yaşananlara öylesine odaklandık, kendimizi kaptırdık ki, etrafımızdaki gelişmeleri neredeyse göremeyecek konuma geldik. Bizim için son derece hayati önem taşıyan ve Suriye içinde sınır bölgemizde oluşturulması istenilen “güvenli bölge” konusundaki ısrarımız da ortada kaldı.

Bilindiği gibi, daha başka isteklerimiz de vardı. Bunların da hiçbiri yerine getirilmedi. Ancak, biz sınır güvenliğini bugün ve yarın yaşanabileceklerini göz önünde bulundurarak daha da önemsiyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “güvenli bölge”konusunda “Kırmızı çizgimiz” diyordu. Bunu “olmazsa olmazımız” olarak da değerlendirmişti. Bu görüşü sonuna kadar desteklediğimizi yazdığımız tüm yazılarımızda vurguladık. Bugün de bunun Türkiye için son derece hayati ve önemli olduğunu belirtmek istiyoruz.

Hiç kuşkusuz böyle bir bölgeyi tek başımıza gerçekleştirmemiz mümkün değil. Bunun NATO çerçevesinde ve Amerika’nın desteğinde sağlanması gerekiyor. Ancak, görebildiğimiz kadarı ile Amerika ve NATO böyle bir bölgenin oluşmasına sıcak bakmıyor.

Geçenlerde yazdığımız bir yazıda “İyi ve güvenilir bir müttefik olmanın da koşulları vardır” demiştik. Amerika ile sıkı ve güvenilir bir müttefik olduğumuz ortada. Ancak, bunun koşullarını biz gerektiği gibi yerine getirmemize rağmen, Amerika kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek, bizim için hayati önem taşıyan konularda hep yan çiziyor, isteklerimizin hiç birine sıcak bakmıyor. Bölgede de kararları kendi veriyor, kendi uyguluyor. Son olaylar ve PYD’ ye havadan silah yardımı bunun somut örnekleridir.

Anlaşıldığı kadarı ile Türkiye, isteklerinin yerine getirilmesi konusunda ısrarcı ama yaptırma,sözünü dinletme ve etkileme gücü yok. Eğer etkili olunmuş olsaydı, bazı isteklerimizin yerine getirilmesi de sağlanabilirdi.

Geçenlerde MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş de bu konuyu gündeme taşıdı. “Güvenli bölge NATO himayesinde olmalıdır” dedi. MHP olarak güvenli bölgenin olmasındaki ısrarlarını yineledi.

IŞİD tehlikesini MHP de görüyor. Özellikle bu tehlikeye karşı Suriye sınırında ve Türkiye dışında böle bir bölgenin kurulmasının artık kaçınılmaz hale geldiği de dile getiriliyor. NATO Uluslar arası koalisyon çerçevesinde de bunun hayat bulması gerektiği MHP Genel Başkanı ve yöneticileri tarafından sıkça dile getiriliyor.

Türkeş, açıklamasında “Partimiz, komşularımız Irak, Suriye ve İran’ın toprak bütünlüğünden ve birliğinden yanadır. Bu anlamda söz konusu bütünlüğü zedeleyebilecek tüm teşebbüslere ve yapılanmalara muhaliftir. Partimiz, savaşın yıkıcılığından kaçan ve Türkiye’ye sığınan insanlara sınır kapılarında yalnızca sıkı bir denetimin ardından 8biyometrik verilerin toplanması ve benzeri) ülkeye giriş izni verilmesi taraftarıdır” diyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Türkeş’in açıklamalarına devam edelim:

“Partimiz, IŞİD tehdidine karşı ve farklı sebeplerle Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin 2008’den bu yana ifade ettiği gibi, Türkiye dışında bir güvenli bölge’nin NATO veya uluslar arası koalisyon himayesinde gerektiğini düşünür. Türkmen oluşumlar ve kuruluşlarla dayanışmayı daha ileri safhalara taşımayı teklif eder.”

Sınırımızda sıkıntının büyüklüğünü söylemeye sıkça yazmaya gerek var mı?

Gerek içeride, gerekse dışarıda bölgeyi iyi tanıyan ve bölgede bulunan medya mensuplarının ortak görüşü de şöyle:

“Türkiye, Suriye sınırını korumakta güçlük çekiyor. Eğer gereken önlemler alınmazsa, daha da zor günler yaşanabilir.”

Bu satırlar yazılırken, konu ile ilgili gelen son gelişmelere de bakalım:

Kobani’den sınırı delip, Suriye’den Türkiye’ye dalan 4 araçı sınırda konuşlanan akrepler kovaladı. Ateş açılmasına rağmen 4 araç kaçmayı başardı. Sınırdaki telleri de kesen meçhul kişiler de yakalanamadı. Sınırı hareketlendiren olayın Kobani karşısındaki Yumurtalık Köyü’nde yaşandığı belirtiliyor.

Eğer, bugün sınırda alınan tüm önlemlere rağmen bunlar yaşanabiliyorsa, bu konuda hangi noktalarda olduğumuz da ortaya çıkmış bulunuyor. Bütün bu yaşananları alt alta koyduğumuzda sınır güvenliğinde sıkıntılar yaşandığımız görülüyor.

Sınırdan geçenlerin, Türkiye içine sızanların gelecekte çok tehlikeli bazı olaylara imza atmayacaklarının garantisi var mı? IŞİD’çılar da geliyor, başka cihatçılar da geliyor, yabancı istihbaratçılar da geliyor. Böylesine bir güvensizlik içinde kendimizi nasıl güvende hissedeceğiz? Özellikle IŞİD militanlarının Türkiye’de bombalı saldırılara başlayabileceğine dair istihbarat bilgilerinin de olması bizi daha dikkatli hareket etmeye yöneltmelidir.

e.mail: necdetbuluz@gmail.com

              necdetes@mynet.com

 

 

 

 

 

ARAŞTIRMA DOSYASI /// S. FİGEN ÖZEN : “Beyler; Yarın Cumhuriyeti İlân Edeceğiz!” (1)

http://www.aktifhaber.com/d/other/cumhuriyet-002.jpg

“Seçim yeni yapılmış, Meclis yeni kurulmuş, sonuç Mustafa Kemal’in beklentisine en yakın biçimde alınmıştı. 26 Ekim 1923 akşamı Gazi, kabineyi Çankaya Köşkü’nde toplantıya çağırdı. Bu toplantıda başvekil Fethi Okyar’ın istifası karara bağlandı.

Ertesi sabah haber, gazete manşetlerinde yer alacaktı. 28 Ekim gecesi, Çankaya’daki akşam yemeğine Latife Hanım da katıldı. Son derece heyecanlıydı. İçi içine sığmıyordu. Çünkü o akşam yemeğinin gündemini biliyordu. Sevgili Paşa’sı niyetlerini önce eşine heyecan ve içtenlikle anlatmıştı. Latife Hanım bu sebeple birkaç kez mutfağa inmiş, yemeklerin o akşam yaşanacak olayların şanına yaraşır olmasına özen göstermişti. Mustafa Kemal arkadaşlarına, yemekten sonra anayasanın bazı maddeleri üzerinde çalışacağını bildirmiş, yeni başkan adayı olduğu söylenen İsmet Paşa’yı da bu çalışmaya davet etmişti. İsmet Paşa bu daveti bekliyordu.

Sofrada seçim heyecanı, seçim dedikoduları, yeni seçilenler, bu kez meclise giremeyenler hakkında konuşmalar sürüp giderken, Mustafa Kemal bıçağını eline aldı, doğruldu, derin bir nefes aldıktan sonra hafifçe tabağına vurarak: "Beyler!" dedi. O da heyecanlı, kaşları çatılmış, ama gözlerinde güleç bir ifade ile arkadaşlarına bakıyordu.

Çıt çıkmıyordu şimdi yemek salonunda. "Beyler, yarın Cumhuriyeti ilân edeceğiz!" Tek tek herkesin yüzüne bakarak durumu kontrol ediyordu. Şimdi sofradakiler yıldırım çarpmış gibi kalakalmıştı. Neden sonra, beyinlerinde şok yaratan bu haberi alkışlamak birilerinin aklına geldi ve yemek odası bir anda sanki patladı. Mustafa Kemal uygun bir süre bekledikten sonra açıklamasını sürdürdü: "Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyet’tir. Bunu Anayasa’mıza yarınki Meclis toplantısında koyduracağız. Hazırlıklarımızı bir kez daha gözden geçirmemiz lâzım." Nezihe ARAZ

Rahmetli Nezihe Araz’ın “Anılarla Atatürk” adlı kitabından bir bölümü sizlerle paylaştım.

Okuduğumuz bölümden anlaşıldığına göre; bir çok kişinin tahmin dahi edemeyeceği “Cumhuriyet’in kuruluş” ilanını Mustafa Kemal Paşa; sofrasına davet ettiği kişilerle 28/Ekim/1923 gecesi paylaşmıştır.

Ancak Cumhuriyet fikri Mustafa Kemal’in beyninde, öğrencilik yıllarında yerini bulmuştur. Ancak bu fikir bir fantezi ve ulaşılması zor bir hedef değildir. Ve genç Mustafa Kemal hayatını bu hedefe kilitlemiştir.

Okuyan, düşünen ve geleceğe dair müthiş öngörüleri olan bir fikir ve devlet adamı yetişmektedir. Düşünen, üreten ve düşüncelerini eyleme dönüştüren genç bir Mustafa Kemal vardır karşımızda. Yakın bir gelecekte dünyanın geleceğine mührünü basacak ve tarihi yeniden yazarak, emperyalizmin planını bozacak olan genç komutan için tarih okumak ve okuduğundan sonuçlar çıkarmak alışkanlık haline gelmiştir.

Ziya Gökalp, Tevfik Fikret ve Hürriyet kasidesinin şairi Namık Kemal… Genç Mustafa Kemal’in fikir önderleridir.

20.Yüzyıl; Osmanlı’nın çöküşünün hızlandığı ve hazırlandığı bir dönemdir. Ömrü cephelerde geçen Mustafa Kemal’in tam bağımsızlıkçı ve milliyetçi bakış açısı, Türk milletiyle birlikte kuracağı Cumhuriyet’in milli politikasını belirleyerek, sadece Cumhuriyet’in alt yapısını değil, devrimlerin de yol haritasını oluşturmuştur.

Genç Kolağası (kıdemli yüzbaşı) Mustafa Kemal, 24/Temmuz/1908 ilan edilen 2.Meşrutiyet’i yetersiz görmüş ve “İnkılabı bizzat kendinin tamamlayacağını” açıkça söylemiştir.

“Cumhuriyet ve tam bağımsız Türkiye”; Mustafa Kemal’in yüreğinde ve beyninde şekillenen bir “milli sır”dır.

“Tamamlanacak inkılap” ise dünyanın en büyük demokratik devrimi olan cumhuriyettir.

“Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan istiklâl aşkı ile yaratılmış bir adamım. Çocukluğumdan bu güne kadar ailevi, hususi ve resmi hayatımın her safhasını yakından tanıyanlarca bu aşkım bilinir. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın yerleşmesi ve yaşaması mutlaka o milletin hürriyet ve istiklâline sahip olmasına bağlıdır. Ben şahsen bu saydığım özelliklere çok ehemmiyet veririm ve bu özelliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için milletimin de aynı özellikleri taşımasını şart ve esas bilirim.”

Mustafa Kemal Paşa’nın bu söylemi dikkatle incelendiğinde “tam istiklal” anlayışının, Atatürk’ün “olmazsa olmazı” olduğu görülmektedir. Ve cumhuriyet; Türk milletinin karakterine, adetlerine, bağımsızlık aşkına en uygun idare şeklidir.

Cumhuriyet akıldır, mantıktır, ilim ve irfandır. “Çağdaş bir Cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, yaşamın neye bağlı olduğunu bilmesi demektir.”

Yakup Kadri Karaosmanoğlu; Cumhuriyet fikrinin Mustafa Kemal tarafından ilk defa kuvvetle ortaya atılmasında Fransız Devrimi’nin etkisi olduğunu söylemektedir.

Münir Hayri Egeli, daha 1906’da Atatürk’ün en beğendiği devlet şekli olarak Cumhuriyet’i dile getirdiğini yazmıştır.

Mazhar Müfit Kansu, Mustafa Kemal’in henüz Erzurum Kongresi öncesi 7 Temmuz 1919’u 8 Temmuz’a bağlayan gece, “zamanı gelince hükümetin şeklinin Cumhuriyet olacağını” kendisine not ettirdiğini “Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber” eserinde anlatmıştır.

Sivas Kongresi’nden sonra İngiliz Amirali Sir Robeck, Lord Curzon’a gönderdiği raporda, Türkiye’deki gelişmelerin bir Cumhuriyet’e doğru yöneldiğini bildirmiştir.

Ayrıca, İngiltere’nin 14-21 Kasım 1919 tarihli İstanbul’daki istihbarat teşkilâtının haftalık raporunda, Anadolu’daki milliyetçilerin Cumhuriyet ilân edilmesi konusunda kararlı oldukları da yazılmıştır.

“Anadolu’daki bütün hareketler Mustafa Kemal Paşa tarafından düzenlenen milli hareketin parçaları olarak düzenlenmektedir… Damat Ferit milliyetçi harekete karşı asker göndermek istiyor… Aldığımız kararlara saygı göstermeyen tek halk Türk halkıdır.” 1919-1920 İNGİLİZ BELGELERİNDEN…

Amasya Bildirgesi’nde yeni devletin kuruluş hedefi ve ihtilalin parolası saptanmıştır. “Ya İstiklâl- Ya Ölüm!”

Erzurum ve Sivas Kongrelerinde; kurulacak yeni devletin biçimi, ve temel yapısı bir manifesto olarak kabul edilmesi gereken maddelerinde ilan edilmiştir.

“Kuva-yi Milliye’yi etkili, milli iradeyi hakim kılmak esastır.” Erzurum Kongresi Kararlarının 4.Maddesi ve Sivas Kongresi Kararları…

4. Kuvay-ı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.

5. Manda ve himaye kabul olunamaz.

6. Milli iradeyi temsil etmek üzere, Meclis-i Mebusan’ın derhal toplanması mecburidir.

Her iki kongrede de alınan müşterek karar milli iradenin hakim kılınması ve temsil edilmesidir

Ve 23/Nisan/1920… Her şeye rağmen milli irade hakim kılınmıştır.

Devam edecek….

Figen Özen

DUYURU /// Türkiye Ukrayna İlişkileri Sempozyumu : Kazak Dönemi (1500-1800)

0

Değerli grup üyeleri,

3-5 Kasım 2014 tarihlerinde Sakarya Üniversitesi, Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan "Uluslararası Türkiye-Ukrayna İlişkileri Sempozyumu: Kazak Dönemi (1500-1800)" başlıklı programımızın oturum kitapçığı ekte sunulmuştur.

İlgilenenlere duyurur, çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

Saygılarımla…

Doç. Dr. M. Bilal ÇELİK

Sakarya Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Esentepe Kampüsü, 54187, Serdivan, SAKARYA

Tel: 0 264 295 60 23

Fax: 0 264 295 73 40

e-mail: bcelik

[attach 2]

DUYURU /// Seminer : “The Ionian Islanders between the Venetians and the Ottomans (16th-18th Centuries)

0

Fatih Üniversitesi, Tarih Bölümü, Seminer Dizisi

“The Ionian Islanders between the Venetians and the Ottomans (16th-18th Centuries)”

Doç. Dr. Gerassimos D. Pagratis

Fatih Üniversitesi Tarih Bölümü 2014-2015 akademik yılı seminerleri Doç. Dr. Gerassimos D. Pagratis’ın konuşmacı olarak katılacağı “The Ionian Islanders between the Venetians and the Ottomans (16th-18th Centuries)” başlıklı seminer ile devam ediyor. Seminer 23 Ekim 2014 Perşembe günü saat 14:00’de M-226 nolu Edison Seminer Salonu’nda gerçekleştirilecektir.

Gerassimos D. Pagratis

http://history.fatih.edu.tr/?news,5805

[attach 2]

DUYURU : Uluslararası Harput’a Değer Katan Şahsiyetler Sempozyum u

http://img.webme.com/pic/g/gizliilimler/harput_kalesi.jpg

Değerli Bilim İnsanları,

Fırat Üniversitesi Harput Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 14-16 Mayıs 2015 tarihlerinde “Uluslararası Harput’a Değer Katan Şahsiyetler Sempozyumu” düzenlenecektir. Sempozyumla ilgili bilgilere http://web.firat.edu.tr/harput adresinden ulaşılabilir. Selam ve saygılarımla.

Yrd. Doç. Dr. Kürşat ÇELİK

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Dinleme taleplerini astlarım hazırladı

http://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2014/04/20140427-Alt%C4%B1parmak.jpeg

Yasadışı dinleme ve casusluk operasyonu kapsamında tutuklanması istenen eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak, savcılık ifadesinde, aralarında CHP ve MHP’li siyasetçilerin de bulunduğu 17 mağdurun telefonlarının dinlendiğini, İçişleri Bakanlığı’nca başlatılan disiplin soruşturması sırasında öğrendiğini söyledi.

İstihbarat Daire Başkanlığı döneminde yapılan önleme dinlemelerini denetlememekle suçlanan Altıparmak, yapılan dinlemelerin hiçbirisinden haberi olmadığını, dinleme taleplerini astlarının hazırladığını ve başkan yardımcılarının imzaladığını söyledi. Altıparmak, Başbakanlık’ta bulunan böcek olayı ile ilgili olarak Başbakan’dan olayın faillerinin bulunması için istihbarat çalışması yapılması talimatı aldığını belirterek, “Ben de bunun üzerine ilgili şubeye gerekli çalışmaların yapılması talimatı verdim. Polis memuru Mustafa Boztepe (Başbakanlık’ta görevli) bu kapsamda yapılan çalışmalardan dolayı önleme dinlenmesine alınmıştır” dedi.

Tutuklanan yok

Öte yandan yasadışı dinleme ve casusluk suçlarından yürütülen soruşturmada tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevkedilen, Altıparmak, TEM Şubeden sorumlu eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Lokman Kırcılı, eski Batman Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan, eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Arslantaş’ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli de serbest bırakıldı. Şüphelilere yurtdışına çıkış yasağı konuldu.

Böylece, soruşturma kapsamında Ankara’da sorgulanan 17 kişiden tutuklanan olmadı.

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Gazeteci Ahmet Şık’ın eşini de ‘KCK ve Devrimci Yol’dan dinlemişler

Gazeteci Ahmet Şık'ın eşini de 'KCK ve Devrimci Yol'dan dinlemişler

Ankara’da, aralarında eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak’ın da olduğu polis şefleri ve polis memurlarına yönelik operasyon kapsamında, illegal yollarla dinlenenler arasında gazeteci Ahmet Şık’ın eşi Yonca Verdioğlu’nun da olduğu belirtiliyor.

Gülen Cemaati hakkında ‘İmamın Ordusu’ adli bir kitap yazdığı sırada ‘Ergenekon’ üyeliği suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Ahmet Şık’ın eşi Yonca Vediğioğlu’nun telefonunun da 20 Ekim 2011’den Temmuz 2013 tarihine kadar PKK /KCK adına faaliyet gösterdiği iddiasıyla dinlendiği ortaya çıktı. Verdioğlu hakkında, “Örgüt güdümünde olduğu öne sürülen dört kişiyle hareket ettiği, bağlantılı olduğu yurtdışı menşeli kişi ve telefonlar vasıtasıyla örgüte aktarılan yurtdışı kaynaklı desteğe aracılık ediyor olabileceği” iddia edildi. Verdioğlu, dinleme talep yazısında, PKK’nın yanı sıra artık tarihe karışmış Devrimci Yol örgütüyle de ilişkili gösterildi. İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından yöneltilen soru üzerine Emniyet İstihbarat’tan gönderilen yazıda, Verdioğlu’nun, dinlenmesine gerekçe gösterilen örgütle ilgisine dair bir belge ya da bilgi olmadığı, 2012 yılı öncesine İnsan Hakları Derneği’nin eylemlerine katılması dışında istihbarat bulunmadığı ifade edildi.

22 AY DİNLENDİ

Ankara ’da, aralarında eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak’ın da olduğu polis şefleri ve polis memurlarına yönelik operasyon kapsamında, illegal yollarla dinlenenler arasında gazeteci Ahmet Şık’ın eşi Yonca Verdioğlu’nun da olduğu ortaya çıktı. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişi Halil İbrahim Bakır ve İbrahim Sevimli ile Polis Müfettişi Serdar Meriç’in hazırladığı ön inceleme raporuna göre; Verdioğlu’nun telefonu, eşinin Ergenekon kapsamında tutuklanmasından yaklaşık altı ay sonra, 20 Ekim 2011’den itibaren dinlemeye alındı. PKK/KCK ile ilişkilendirilen Verdioğlu hakkındaki ilk dinleme kararında, “örgüt güdümünde ve çizgisinde hareket ettiği öne sürülen U.K., İ.K., Z.A.A. ve S.Ç.K. ile irtibatlı olduğu” savunuldu. Ve ayrıca Verdioğlu’nun “bağlantılı olduğu yurtdışı menşeli kişi ve telefonlar vasıtasıyla örgüte aktarılan yurtdışı kaynaklı desteğe aracılık ediyor olabileceği düşünülmektedir” denildi. Yazının devamında şu ifadelere yer verildi:

“İstanbul’da faaliyet yürüten PKK ve KCK mensupları ile irtibatlı oldukları tespit edilen şahısların, örgütün kamuoyunda infial uyandırmaya yönelik, gerçekleştirmeyi planladığı eylemlerin engellenerek, örgüt mensuplarının yakalanması, örgütle bağlantılı şahısların örgüte yardımlarının sekteye uğratılması amacıyla örgüt ve bağlantılarıyla ilişkili olduğu değerlendirilen, ayrıca yurtdışı bağlantılarıyla terör örgütüne finans, eleman ve örgüt söylemlerinin kamuoyuna taşınması noktasında destek verdikleri…”

BİR DE DEV-YOL’DAN DİNLEDİLER

Yonca Verdioğlu’nun telefonu, Ankara 10, 11 ve 13. Ağır ceza mahkemelerinin kararlarıyla, üçer aylık sürelerle beş kez uzatılarak dinlendi. Beşinci ve son dinleme kararı ise 16 Nisan 2013’te alındı. Emniyet İstihbarat’ın 21 Ocak 2012’deki dinleme talep yazısında Verdioğlu, PKK’nın yanı sıra artık tarihe karışmış Devrimci Yol adlı sol örgütle de ilişkilendirildi. Yazıda, “PKK ve THKP/C Dev-Yol mensuplarının gerçekleştirmeyi planladıkları/planlayacakları eylemlerin önceden engellenmesi” amacı belirtildi. Verdioğlu, 16 Nisan 2013’teki son dinlenme kararında bu kez, “PKK/KCK terör örgütünün gençlik yapılanmasında faaliyet gösteren E.B. ile örgütün güdümünde faaliyet gösteren Z.E. ile irtibatlı olduğu” iddiasıyla dinlendi. Z.B.’nin uluslar arası bir basın kuruluşunun Türkiye masasında çalıştığı öğrenildi.

EMNİYET’TE ÖRGÜTE DAİR BİLGİ VE BULGU YOK

Müfettişlerin sorusu üzerine Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından 27 Şubat 2014’te verilen yanıtta; Verdioğlu’nun dinlenmesine esas teşkil edebilecek nitelikte irtibat ve iltisakının olup olmadığına, dinlenmesinden önce bu faaliyet ve örgütlerle ilgilerini olup olmadığına ilişkin de belge veya bilgi bulunmadığı ifade edildi. Ayrıca, iletişimin takibi ya da dinlenmesinin uzatılmasını gerektirecek bilgi ya da belge bulunmadığına ilişkin de Verdioğlu hakkında sadece 2012 senesinde İHD’nin etkinliklerine katıldığı yönünde bilgi olduğu kaydedildi.

‘ONLAR BENİM ARKADAŞIM’

Verdioğlu, geçen 16 Haziran’da alınan ifadesinde, ilişkili gösterildiği gazeteci Z.A.A.’yı eşinden dolayı tanıdığını, S.S.K.’nin de eşinin tutuklanmasından sonra evine ziyarete geldiğini ifade ederek, “Bu şahıslarla örgüt faaliyetinde bulunmam söz konusu değildir. Asla böyle bir şey gerçekleşmemiştir” dedi. Bir suçla ilgisi olmayan ve sadece arkadaşlık ilişkisi olan kişilerle irtibatlandırılarak dinlendiğini vurgulayan Verdioğlu, “Özel hayatımın gizliliği ihlal edilmiştir. Ben sosyal görüşü, ülkedeki ve dünyadaki konularla ilgili düşüncesi olan biriyim. Tabi ki sosyal çevremde bulunan insanlarla irtibat halindeyim. Bu anlamda bu kişilerle beraber yasadışı bir şekilde dinlendiğim ortaya çıkıyor” dedi.

Verdioğlu, ifadesinde, hem usulsüz dinleme yapan polislerden, hem kararı bez kez uzatan hakimlerden, hem de “ortam yaratarak dinlenmesine sebebiyet verecek siyasi uygulamalar yapan iktidar partisi yetkililerinden şikayetçi” oldu.

Dünya Türkleri Birliği